
Basra Körfezi'nin İncisi Muskat Yazı ve Fotoğraflar: Xavier Allard
Bir zamanların dışa kapalı ve gizemli ülkesi Umman, yirminci yüzyılın sonlarına doğru dış dünyayla ilişkilerini geliştirmeye, kabuğundan çıkmaya başladı. Bu durum elbette turizm odaklı medyada, adının geçmişe göre daha fazla anılır olmasını da beraberinde getirdi. Başkent Muskat'sa ülkenin sunduğu zenginliğin çoğunu sınırları içinde toplamış bir vitrin misali, Umman'ın en öne çıkan şehri. En fazla otuz-kırk yıllık bir süreç sonunda modern dünyanın en gelişmiş markalarının da yer aldığı, Rub Alkhali Çölü ve Hint Okyanusu arasına yayılan Muskat'ın, Umman'ın şehirli yüzü ve aynı zamanda en büyük gururu olduğunu söyleyebiliriz.
Muskat, komşuları Dubai ve Arap Emirlikleri ile karşılaştırınca, alçak binaları ve nispeten rahat trafiğiyle ilk bakışta sanki bir kasabadaymışsınız izlenimi yaratıyor. Yalnız bu durum Muskat'ın komşu ülkelerdeki şehirlere göre daha geri olduğu fikrini uyandırmamalı. Bilakis, Umman'ın şimdiki lideri Sultan Qaboos'un ülkeyi krizden çıkarmak için attığı adımlar oldukça başarı kazanmış ve altyapı şaşırtıcı bir hızla gelişmiş. 70'li yıllara kadar dış dünyaya son derece kapalı olan Umman, son yıllarda varlıklı ve istikrarlı bir Arap ülkesi konumuna ulaşmış.
Muskat, ekonomik yükselişine ve değişen dünyaya ayak uydurmak için attığı adımlara rağmen geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir şehir görünümünde. Geçmişe duyulan saygı çok büyük ve bunun sonucu olarak şehrin kadim tarihi elden geldiğince muhafaza edilmeye çalışılıyor. Şehrin hemen her yerinde bu durumun yansımalarını görmek mümkün. Eski Muskat'ın kurulu olduğu bölgelerde ve şehrin en canlı semtlerinden Mutrah'ın sokaklarında dolaşırken şehrin tarihî ruhu peşinizi hiç bırakmıyor. Pers İmparatorluğu, Hindistan, Afrika ve Arap ülkeleriyle ticaret yapmaya gelmiş ahşap gemilere ev sahipliği yapan bir limana sahip, bir zamanların bu küçük sahil kasabasının geçmişteki görünüşünü aşağı yukarı kestirebiliyorum. Belki yollar yeniden yapılmış ya da duvarların üzerine yeni bir kat beyaz boya çekilmiş ama hiç değişmeyen şeyler de var Muskat'ta. Baharat kokularının doldurduğu dar sokaklar ve her daim kalabalık olan Mutrah kapalı çarşısı günümüze olduğu gibi gelmiş. Mutrah Souk da denilen kapalı çarşı, tarihin kokusunu ve rengini günümüze taşıyor. Hindistan kökenli, egzotik kıyafetlerden Umman'a özgü hediyelik eşyalara, her biri insanda başka bir his uyandıran tütsülerden bin bir emekle işlenmiş altın ve gümüş takılara kadar çok farklı bir ürün yelpazesi sunuyor.
Sultan Qaboos'un Al Alam Sarayı'nı ve diğer devlet binalarını inşa etmek için seçtiği yer de yine limanı çevreleyen tepelerin arasında kalan eski Muskat'ın kurulu olduğu kısım olmuş. Burada bulunan eski kale kalıntılarıyla kimi evler restore edilmiş ve Muskat'ı gezmeye gelen turistlerin ziyaretine açılmış. 16. yüzyılda hapishane olarak inşa edilen ve Portekizlilere karşı savunma amacıyla kullanılan Al Jalali ve Al Mirani kaleleri, el emeği göz nuru Umman el sanatı örneklerini ve birbirinden heybetli mobilyaları bulabileceğiniz Bait Al-Zubair Müzesi görülebilecek yerlerin başında geliyor. Eski Muskat'ı Mutrah'a bağlayan ağaçlandırılmış sahil yoluna, Muskat ziyaretçilerinin yolu mutlaka düşüyor. Buraya Korniş deniyor ve Muskat'ta keyifli bir yürüyüş yapılabilecek yerlerin başında geliyor. Şehrin ışıkları gün batımı saatlerinde sahil sularına yansıyor ve yine sahilde bulunan eski tüccar evlerinin bembeyaz ön cepheleriyle buluşup manzarayı egzotik bir düşe dönüştürüyor.
Muskat'ta binaların en fazla sekiz katlı olabileceğine dair kural titiz bir şekilde uygulanıyor; bu da ülke nüfusunun yaklaşık yarısının yaşadığı Muskat'ın küçük bir şehir gibi görünmesine yol açıyor. Şehirdeki 40 kilometrelik sahil şeridi boyunca uzanan semtler genelde birbirinden irili ufaklı yükseltilerle ayrılıyor. Mutrah'ın komşusu Ruvi, ticaretin kalbinin attığı modern yüzlü kozmopolit bir semt. Muskat şehri; Pakistan, Bangladeş, Mısır, Filipinler ve Hindistan'dan gelen yüzlerce işçiye ev sahipliği yaptığından bu semtte birçok kilise ve Hindu tapınağı göze çarpıyor. Bait Al Falaj Kalesi'nin içinde bulunan ve Umman'ın büyüleyici askerî ve politik tarihinin muhteşem bir özetini sunan Sultanın Silahlı Güçler Müzesi, Ruvi'de dikkat çeken ve Muskat ziyaretçilerinin mutlaka görmesi gereken mekânlardan biri. Özellikle Muskat'ın 1975 yılına ait fotoğrafları ve 2006 yılında aynı yerlerde çekilmiş yeni versiyonları, şehirde değişen ve değişmeyen şeyleri görmek açısından iyi bir fırsat.
Umman'daki en etkileyici eserlerden biri hiç şüphesiz eski Muskat'a 20 kilometre uzaklıktaki Sultan Qaboos Büyük Camii. Tam otoyolun kenarında olduğundan gelen geçen herkesin mutlaka fark ettiği cami, 2001 yılında yapılmış. Ülkenin zenginliğinin ve prestijinin somut bir kanıtı misali boylu boyunca uzanıyor ve gören herkesin hafızasında büyülü görüntüsünden bir iz bırakıyor. Dünyanın en büyük ve belki de en ince zevkiyle işlenmiş camisi, yüzü aşkın ampulle aydınlanan ve büyüklüğüyle göz dolduran kristal bir şamdana ve ana koridoru kaplayan 60x70 metre boyutundaki dünyanın ikinci büyük elle dokunmuş İran halısına ev sahipliği yapıyor. Sultan Qaboos'un annesi için yaptırdığı devasa cami, 6 bin 600 kişilik bir ana binaya, 20 bin eserlik bir kütüphaneye ve üç yüz kişilik bir seminer salonuna da sahip.
Umman, sunduğu konfora göre fiyatların uygun olduğu bir ülke olması nedeniyle Basra Körfezi'ndeki diğer ülkelerin arasında açık ara öne çıkıyor. Gelecek odaklı ve ilerlemeye açık yapısıyla Ummanlılar tarafından yere göğe sığdırılamayan Muskat, Arap dünyasının da kültür merkezi konumunda. 2006'da UNESCO tarafından Arap Kültür Merkezi seçilmesinden sonra ilerleyişini ciddi boyutlara getiren ve bölgedeki pozisyonunu daha da güçlendiren Muskat'ta, kültürel mirası koruma konusunda da bir o kadar çaba sarfediliyor. Muskat, geçmişinden ödün vermeden orijinal havasını hâlâ koruyor ve başarılı bir şekilde kendini dış dünyaya açıyor.