Nehre Kuşanmış, Dağlara Sarılmış Çoruh Vadisi Yazı: Berna Çetin Akgün, Fotoğraflar: Faruk Akbaş

Nehre Kuşanmış, Dağlara Sarılmış Çoruh Vadisi Yazı: Berna Çetin Akgün, Fotoğraflar: Faruk Akbaş


Bitmeyen bir zenginlik var burada!” diye anlatıyor heyecanla Egemen Çakır. Çoruh Vadisi'nde yürütülen Doğu Anadolu Turizm Geliştirme Projesi'nin (DATUR) Saha Sorumlusu. Bölgeyi karış karış biliyor; en güzel fotoğrafları çekmemiz, en keyifli röportajları yapmamız, en lezzetli yemekleri yememiz ve bölgeyi en iyi şekilde tanıyabilmemiz için bizi en uygun yerlere götürüyor. Dört gün boyunca arazi aracıyla, bölgeye daha önce defalarca gelmiş olan Faruk Akbaş'ın bile görmediği vadilere, köylere, ormanlara giriyoruz. Hak veriyoruz Egemen'e, ne kadar gezsek, ne kadar yürüsek, açsak gözlerimizi ve kulaklarımızı, her şeyi gördük, tattık, şahit olduk diyemeyiz. Gölleri, şelaleleri, vadiyi besleyen nehri, tarihî yapıları, yemekleri ile zengin bir kültürel mirasa ve doğal zenginliğe sahip olan Çoruh Vadisi'nin, yerli ve yabancı turistler için bir ekoturizm merkezi olması hedefleniyor. Çoruh Vadisi'nde bu amaçla yürütülen DATUR, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Efes Pilsen işbirliğiyle 2007 yılında başlatılmış. Bir bölgesel kalkınma projesi olan DATUR ile, Doğu Anadolu Bölgesi'nin kuzeyinde yer alan Çoruh Vadisi'nde, hem tarıma alternatif olacak hem de tarımın katma değerini artıracak, topluluk temelli turizmin geliştirilmesi ve bu sayede bölgesel eşitsizliklerin azaltılması ve yöre halkının gelir elde etmesi amaçlanıyor. Projenin alanı, ana Çoruh Vadisi'ni ve Çoruh Irmağı'nı besleyen diğer akarsuların oluşturduğu küçük vadilerin büyük bir bölümünü içine alıyor; Erzurum ilinin İspir ve Uzundere ilçeleri ile Artvin ilinin Yusufeli ilçesini kapsıyor. Peki Çoruh Vadisi neden önemli? Bu soruya şu yanıtı veriyor Egemen Çakır: “Çoruh Nehri, 4000 metre yükseklikten deniz seviyesine kadar uzanan, 200 ve 400 kilometre uzunluğunda derelerden oluşan çok hızlı bir nehir. Çok kırık bir yapıya sahip. Denizden 600 metreye kadar Akdeniz iklimi, 1000 metreden sonra karasal iklim hâkim. Yeryüzünün doğaya baktığı yere göre kuzey-güney bakılara göre Karadeniz iklimine sahip vadiler içeriyor. Doğu Karadeniz'in minyatürü olan vadiler var. Bunlar çok önemli turistik değerlere sahip. Nokta ve bölge endemik bitkilerimiz var. Hayvan türleri envanterimiz devam ediyor. Bölge değerli ve bakir bir alan. Tarım ve hayvancılık imkânları az. Bunların turizme ek bir destek olabileceğini düşündüğümüz için Çoruh Vadisi'nde bu projeyi yürütüyoruz.” Beş yılını dolduran DATUR kapsamında önce bölge envanteri çalışılıyor. Botanik, kelebek, tarihî eserler, doğal güzellikler, yabani meyve gibi bu bölgeyle ilgili çalışan uzmanlardan raporlar alınarak bir envanter çıkarılıyor. Envanterlere göre bir turizm stratejisi geliştiriliyor. Ne tarz turizm olması gerektiği çalışılıyor. Bu stratejiye göre yıllık planlar hazırlanarak her yıl bir şeyler yapılıyor. Önce Yusufeli, daha sonra İspir, şimdi de Uzundere ağırlıklı olmak üzere üç ilçede pilot proje olarak hâlen daha devam ediyor. Hayvancılık ve tarıma dayalı ekonomiye destek olmak üzere ev pansiyonculuğu geliştiriliyor. Yerel rehberliğin teşviki, hediyelik eşya ve el işi üretimi, pekmez, pestil gibi yerel tatların geliştirilmesi üzerine çalışılıyor. Daha geniş uygulamalar yapmak üzere sponsorlara kapıları açık. Tarihî yapılar, sarp rotalarda Çoruh Vadisi derin bir tarihî geçmişe sahip. Bölgede yer alan önemli tarihî yapıların başında Gürcülerden kalan kiliseler geliyor. Gölbaşı Köyü'ndeki Öşvank Manastırı, Gürcü gotik mimarisinin en iyi örneklerinden. Köye giden vadi de insanı etkileyen bir güzelliğe sahip. Kaya yapıları özellikle güneş ışığıyla beraber fotografik bir etkiye kavuşuyor. Sık sık durup fotoğraf molası veriyoruz. Gürcü Kralı David tarafından 10. yüzyıl sonlarında yaptırılmış bir manastır kompleksi olan Öşvank'ın, Vaftizci Yahya Kilisesi ile birkaç yapısı daha ayakta. Bölgedeki haç biçimli en büyük kilise olan Öşvank'ı Gürcüler sık sık ziyaret edip ibadet ediyorlar. İçi ve dışı oldukça görkemli olan kilise, yüksek duvarları ve dışındaki süsleme ve kabartmalarla dikkat çekiyor. Bölgede yer alan diğer Gürcü kiliseleri; Haho, İşhan, Dörtkilise ve Barhal. Biz bunlardan Öşvank'tan başka Haho ve Dörtkilise'yi görme şansına sahip olduk. Tortum'da bulunan Haho Kilisesi, oldukça iyi durumda, bugün cami olarak kullanılıyor. Dörtkilise ise Yusufeli'nde yer alıyor ve bir vadide yer alan dört tane kiliseden oluştuğu için bu adı almış. Bugün bu dört kilisenin tümü ayakta değil ama en büyüğü olan manastırı görebiliyoruz. Yaklaşık 1000 yaşında olan bölgedeki bu yapılar ortalama 1200 metrede bulunuyor. Ortaçağda savunma öncelikli olduğundan, bölgede birçok kale ve gözlem kulesi de bulunuyor. İspir'deki İspir Kalesi iyi durumda. Yusufeli ve İspir arasında dört kale ve üç gözetleme kulesi bulunuyor. Yusufeli'nin güneyindeki Tekkale, dik bir kaya parçasının en yukarısında bulunduğu için ulaşması neredeyse imkânsız. Yakınlardaki Peterek Kalesi, Barhal Nehri boyunca görülebilen birkaç yer, Tortum ve Uzundere ilçelerinde birçok eski kale ve gözetleme kulesi de bölgede savunma amaçlı yapılan tarihî yapılardan bazıları. Karla kaplı sarıçam ormanı Çoruh Vadisi, gezmekle doyulamayacak, görmekle bitirilemeyecek doğal güzelliklere sahip. Uzundere-Oltu yolu üzerinde, Kargapazarı Dağları'ndaki Azort Geçidi mevkisinde bulunan sarıçam ormanı, ocak ayının karlarıyla kaplanmış. Uzundere'nin eski ismi Azort. Kargapazarı Dağları, genel yapısı kireç kayalarıyla kaplı bir dağ. Ayı, yaban keçisi, kurt, tilki gibi yaban hayvanlarını görmek mümkün. Ayaklarımızın altında gıcırdayan taze kar, tepemizde kış güneşi, sarıçamların beyazlarla kaplı dalları altında yürüyoruz. Bölgedeki irili ufaklı vadi ve kanyonlarda, bir yanda coşkuyla akan Çoruh Nehri'ni takip ederken bir yandan da kaya yapılarını izliyoruz. Kıvrımlar, katmanlar, kaya yapıları bölgenin jeolojik oluşumu hakkında ipuçları veriyor. 1700'lü yılların ortalarında bugünkü Balıklı Köyü'nün batısında bulunan bir dağın heyelan sonucu Tortum Çayı'nın önünü kapatmasıyla oluşan Tortum Gölü; yaklaşık 50 metre yükseklikten dökülen, her daim gökkuşağıyla sarılı Tortum Şelalesi ve gölün etrafındaki peribacaları, bölgenin doğal güzelliklerinden bazıları. Etkileyici kaya yapıları Egemen Çakır'ın rehberliğinde keşfettiğimiz yerlerden biri de Morkaya Köyü yolu oldu. Köye çıkan yol, dağlık ve dik bir alan olduğu için asfalt yerine betondan yapılmış ve tek aracın sığabileceği genişlikte. Dev kaya kütlelerinin arasından kıvrılarak yükselen yolda ilerliyoruz, yükseldikçe bir yanımız uçurum, bir yanımızla kayaya yaslanmışız. Bu görkemli dağlık manzarayı, kütlelerin arasından sızan ışığı, üç katlı yoldan çıkarken hissettiklerimizi, gözümüzün görebildiklerini fotoğrafa sığdırabilecek miyiz; kelimeler üzerine düşeni başarabilecek mi? Eşsiz ve özel bir doğaya sahip Çoruh Vadisi, flora ve fauna açısından da oldukça zengin. Bahar mevsiminin başı, haziran-temmuz ayları ve sonbahar başı, çeşitli çiçek türlerinin görülebildiği üç ayrı dönem. Dere boylarında ve ıslak çayırlarda yetişen orkideler; çan çiçekleri; vadilerde ve yüksek dağlarda yetişen süsenler, bölgenin en önemli türleri. Çoruh Vadisi, yırtıcı kuş göçü açısından öneminin yanı sıra üreyen sakallı akbaba (Gypaetus barbatus), kızıl akbaba (Gyps fulvus), kara akbaba (Aegypius monachus), dağ horozu (Tetrao mlokosiewiczi) ve urkeklik (Tetraogallus caspius) popülasyonları nedeniyle Önemli Kuş Alanı statüsüne sahip. Kelebek çeşitliliği, yoğunluğu ve Avrupa'da nesli tehdit altında olan bazı ender türleri barındırması açısından da, Türkiye'nin en önemli kelebek alanlarından biri. Ayrıca alan, içerdiği boz ayı (Ursus arctos), çengel boynuzlu dağ keçisi (Rupicapra rupicapra), dağ keçisi (Capra aegagrus), kurt (Canis lupus), yaban kedisi (Felis silvestris), vaşak (Lynx lynx) popülasyonları ile de önemli memeli alanı niteliğinde. Trekking ve bisiklet rotalarıyla güzellikleri keşfedin Tüm bu güzellikleri görmek için oluşturulmuş birçok trekking rotası var bölgede. Yaylalara uzanan rotalar kırsal yaşama açılan izler; vadi tabanından başlayıp yükseklere uzananlar bölgenin şaşırtıcı doğasının özeti gibi. Geçmişte, vadi tabanlarından Karadeniz kıyısına veya Erzurum'a erzak taşımada katırların gittiği, bugün artık kullanılmayan eski ticaret yolları, DATUR projesi kapsamında yeniden belirlenmiş. Kaçkar Dağları'nın zirvelerine yapılacak yürüyüş rotalarının bir kısmı da bölgeden başlıyor. Kış aylarında karda yürüyüş yapabileceğiniz gibi yaz aylarında, zirveleri ve 3 bin metrelik geçişleri hâlâ karla kaplı Kaçkarlar'da kar yürüyüşü yapabilirsiniz. Yaz aylarında bölgede yapılabilecek bir başka spor da rafting. Dünyanın rafting için en uygun 10 nehrinden biri olan Çoruh Nehri, Kaçkar Dağları'nda eriyen karlardan besleniyor. Muhteşem kanyonların, dar vadilerin içinden geçen eski kale kalıntıları ve dağlarla süslenen rotalarda bu heyecan verici su sporunu yapabilirsiniz. Yeni hazırlanan bisiklet rotaları da meraklılarına muhteşem ve zorlu bir doğada bisiklet keyfi vaat ediyor. Ev pansiyonlarında yerel yaşamı görebilirsiniz Tırmanışlara, dağcılığa elverişli dağlık yapısı, su sporlarına uygun nehri, hem Akdeniz hem doğu ikliminden izler taşıyan alanları, florası ve faunasıyla Çoruh Vadisi, turizme bunca şey sunarken bölgeye gelecek turist ve gezginler için ev pansiyonculuğu da gittikçe yaygınlaşıyor. Örneğin önceden Uzundere'de sadece öğretmenevinde konaklanabiliyorken bugün dört aile evlerini konaklamaya açmış. Gelecek yıllarda sayının daha fazla artması bekleniyor. Uzundere'de bizim konakladığımız Turan Pansiyon dışında daha önceki gezimizde kaldığımız Rıza Pansiyon da tercih edilen yerlerden. Ayrıca Tekkale Köyü'ndeki Cemil Albayrak, köyün ilk pansiyoncusu ve 25 yıldır evini yerli ve yabancı turistlere açıyor. 25 yıllık ev sahipliğinin izlerini, bahçenin duvarındaki eski fotoğraflarda görmek mümkün. Gelenlere rehberlik de yapan Cemil Albayrak, yaz aylarında raftinge kış aylarında ise onları trekkinge ve yaylalara götürüyor. Sırakonaklar Köyü'ndeki Talat Topal da evinin iki odasını pansiyon hâline getirmiş. Kaçkar zirvesine tırmanış rotalarından birinin başlangıcı olan köyü, bu nedenle dağcılar tercih ediyor. Sırakonaklar Köyü, 1910 yılında Ermenilerin terk etmesiyle bir süre boş kalmış. Sonra daha çok Rize'den gelenler buraya yerleşmiş. 2000 metre yükseklikteki köy, 17 mahalleden oluşuyor. Ermenilerden kalan sivil mimarisiyle, taş evleriyle, güzel insanlarıyla mutlaka gitmeniz gereken bir köy burası. Ev pansiyonlarında kalarak sadece konaklamış olmuyorsunuz; sizinle yakından ilgilenen ev sahipleriniz kendi başınıza geldiyseniz size rehberlik yapıyor, bölge hakkında bilgi veriyor ve yöresel yemekler pişiriyor. Böylece hem gelen turistler yerel yaşamı yakından tanımış oluyor hem de bölge, yerel ve kültürel zenginliklerine sahip çıkıp onları tanıtırken gelir elde ediyor. Ev sahibemizin pişirdiği ayran aşı, evelik, erik ve dut kaysefesi, şalgam dolması, pestil çullaması gibi yemekler Erzurum'un zengin mutfağını yansıtıyordu. Her yerde HES var Çoruh Vadisi, bu kadar güzelliklere sahipken, bölgenin değerini artıracak turizm projeleri yürütülürken ve halk bu gelişimi benimseyip gelir elde ederken maalesef her şey yüzleri güldürmüyor. Çoruh Nehri üzerinde yapılan onlarca hidroelektrik santral (HES) projesi yüzünden vadi tabanları delik deşik, kaya kütleleri patlatılıyor, nehir yatağı bazı yerlerde daraltılıyor. Santral için gerekli inşaatların yanı sıra yukarı taşınması gereken yollar, dolayısıyla elektrik gibi alt yapılar da adım başı inşaat çalışmalarıyla karşılaşmamıza neden oluyor. Birkaç yerde kayalar patlatıldığı için yollar kapalı, saat başı trafiğe açılıyor. İş makineleri, kamyonlar, delik deşik yollar yüzünden canımız sıkılıyor. Yusufeli ilçesinde 17 köy, birkaç yayla ve otlak da sular altında kalacak. Rafting sporu başta olmak üzere bölgede yapılan sporlar darbe görürken bu yaz itibariyle turizm anlamında da etkileri görülmüş. İnşaatları gören ya yolunu değiştirip başka yere gidiyormuş ya da gelmekten tümüyle vazgeçiyormuş. Açıkçası görüntünün cezp edici olduğunu söyleyemeyiz. Doğal yaşamı yok edecek, bölge halkının yaşamını etkileyecek, turizmi engelleyecek HES projelerinin tüm bunları feda etmeye değdiğine nasıl emin olabiliyoruz? Doğu Anadolu'nun kuzeyinde, Erzurum ve Artvin illeri arasında kalan Çoruh Vadisi; doğal güzellikleri, tarihî yapıları, zengin kültürü ve sıcacık insanlarıyla turizme göz kırpıyor. Sarp kayalıkların çevrelediği, Çoruh Nehri'nin süslediği etkileyici coğrafyayı kendi gözünüzle görmeli, bu deneyimi yaşamalısınız.