Merhaba, Yazı: Sema Gülez

Merhaba, Yazı: Sema Gülez


Yeni yılda dergimizde ne gibi yenilikler yapabileceğimiz, birikimlerimizi sizlerle topluca nasıl paylaşabileceğimiz konusunda sürekli düşünceler geliştiriyoruz. Dergimizin kesintisiz olarak sizlere ulaşması, kamuoyunun da ilgisini çekiyor. Geçici bir heves olmadığını, sürekliliğini, misyon ve vizyonunu ortaya koyduğunu, geniş kitlelere ulaşabilen bir mecra olarak, sorumluluk bilinciyle yayın çizgisini koruduğunu herkesin kabul ettiğini söylersek abartmış olmayız. Yolculuk dergisi, bir marka olmayı başarma konusunda kararlılığını ortaya koyuyor. Yılların, yolculuğumuza kattıklarını paylaşmak istiyoruz. Bu sayfalarda dolaştıkça dünyanın, tarihin ne kadar bitmez tükenmez güzellikler, değerler, ilginçlikler, üretimler, olanaklar, bilinmezlikler, dersler barındırdığını, ürettiğini görüyorsunuz. İnsanların yapabilirliği ve bozabilirliği kadar koruyabilirliği de bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Olumlu yönlerimizin tezahürü için, gölge taraflarımızı törpülememiz gerekiyor. Baharat, denizleri aşınca ulaşılabilir olmuş. Kâşifler, keşifleriyle bize kapıları açmış. Devletler yayılmacı, sömürgeci tarihlerini böylelikle yazabilmişler. Bağımsızlık hareketleri de sancılı olmuş. Dengesizlik ve eşitsizlikler, büyük kentsel yerleşim alanlarının kaderi olmaya devam etmekte. Finans, endüstri, ticaret, turizm başkenti de olsanız, Cakarta'da olduğu gibi gökdelen ve gecekondu iç içeliğini aşamıyorsunuz. Hastalıklarımıza deva arayan bilim, haklardan herkesin eşit yararlanmasına bir çare bulamıyor ne yazık ki... İnsan kaynağının iyi değerlendirilmesi sorun olmaya devam ediyor. İnsan kaynakları uzman ve birimlerine çok iş düşüyor. Bu uzmanların gündemi, değişimleri, kaynakları, yayınları takip etme, kitap okuma alışkanlıklarını geliştirmeleri ve üst yöneticilerini İK'nın gittiği yön hakkında bilgilendirmeleri gerekli. Üst yönetim ve çalışanlar, demode İK uygulama metotlarıyla günlerini geçirip, işlerini geçiştiriyormuş. Yetenek yönetimi, işveren markası, sosyal medya ve İK metrikleri; 21. yüzyıl İK'sının üzerine kurulduğu dört başlık ve uygulama. Meslekî blog'ları da takip etmek gerekiyor anlaşılan. Kendimizi bile yakalayamadığımız, kendimize ulaşamadığımız, kendimizden uzaklaştığımız dünya telâşesi içinde bizim dışımızdaki âleme ne kadar yakınız? Hayat yolculuğumuz sırasında hakikat ve hikmete ne kadar yaklaşıyoruz? AVM'lere, TV kanallarına mahkûm edilen hayatlarımızdan başımızı kaldırabiliyor muyuz? Bir kitabın, filmin, müziğin dünyasına sığınabiliyor muyuz? Ya da yollara çıkıp, her şeye arkamızı dönebiliyor muyuz? Hazar Gölü'nün temizlenmesi içimizi ferahlatıyor mu? Kendimize yaşama alanı bırakmadığımızı fark edebiliyor muyuz? Tehlike altındaki canlılara elini uzatabilenlere şükranlarımızı sunuyor muyuz? Hazar'ın incisinin öykülerini görmek, duymak istemez misiniz? Elazığ'ı anlattığımız yazıda; Keban Barajı, Elâzığ Müzesi, çarşıları, Elazığ halısı, sekiz köşeli şapkası, gakkoşluk kültürü, lezzetli yiyecekleri, şarapçılığı, Harput'un tarihî dokusu, Artuklu'dan kalan Ulu Camii, nazar-ı dikkatinizi çekerek bir çırpıda okunuverecek kıvamda sizlere sunuldu. Divriği Ulucamii ve Darüşşifası, mimarinin heykele dönüştürüldüğü bir başyapıt. Ortaçağ Anadolu'sunda, bu görkemli tasarım örneğinin neden Divriği'de yapıldığı bilinmiyor. UNESCO'nun Dünya Kültür Miras Listesi'ne aldığı muazzam mimariyi görmeden ölmeyelim. Bu topraklardan gelip geçenlere ve iz bırakanlara selâm edelim. Bir tıkla her şeye ulaşabildiğimiz internet dünyasında müziği de tüketiyoruz. Allah'tan gençlerin müzik üretme dürtüsünün önüne geçemiyoruz. Ankara, kültür-sanat üreten herkesin yolunun geçtiği, avareliği engelleyen yaşamıyla üretimi desteklediği için TV, basın ve sanat dünyasına çok şey armağan etmiştir. Gece grubu da bunun son örneklerinden. Güzelliklerde buluşmak üzere iyi yolculuklar diliyoruz.