
Bir Tutam Dünya Yazı: Sema Gülez
KİTAPLIK Yazı: Sema Gülez Bir Tutam Dünya Yolun çağrısına uyarak yollara düşmek, izlenimlerinizi paylaşmak, üzerinizdeki üşengeçliği kırarak harekete geçmek ve başka yaşamlara açılmak, dünyanın hakkını vermek gerek. Bilmediğimiz, görmediğimiz yerler, duymadığımız diller, denemediğimiz tatlar, kokular, dokular, giysiler, yaşama biçimleri, hayat akışı bizi içine çektikçe, sarstıkça, zihnimiz uyarılır. Orhan Kural, gezme, görme, inceleme fırsatını hiç kaçırmamış. Sınırları aşmış, trenlerin büyüsüne kapılmış. Camilerle, sinagogların, kiliselerin, tapınakların iç içe geçtiği, nehirlerin, denizlerin, dağların ayırdığı ülkelere uzanmış. Sürgünlere selam vermiş. Farklı sıcaklıklara, iklim değişikliklerine meydan okumuş. Çevreci duyarlılığıyla bilgiler derlemiş. Adalarda kaybolmak istemiş, kendine arkadaş aramış. Zamanın acımasızlığını hatırlamış. Her ülkenin ilginçliklerini saptamış. Belki de burnumuzun dibinde olanları bilemeyen, görmeyen bizleri dürterek, ilgimizi uyarmaya çalışmış. Görsellerle desteklenmeyen metinleri, tasvir, metafor, alıntı ve şiirlerle açmaya çalışmış. Kısa kısa bilgilerle konuyu toparlamış. Kitaba harcanan beş ağaç için Silivri'deki Fener Köyü'nde 25 ağaç dikilmiş. Kuşe kağıt, renkli baskı tercih edilmemiş. Böyle bir paylaşımın mümkün olabileceği de vurgulanmak istenmiş. Matematik, gezi, anı, konferanslar, ana bilim dalı başkanlığı, dernekler vb. yaşamla aktif bir bağının olduğunu gösteriyor. Kendisini rüzgarın çekiciliğine kaptırarak yola çıkmış. "Kimi kentler kapağı aşınmış eski bir kitaba benzer; bazıları ise çaresizdir, tövbekardırlar. Kimileri ise İstanbul gibi mirasyedidir." diyerek İstanbul'u nasıl hovardaca tükettiğimizi, hazıra konmuşluğumuzun fütursuzluğunu hatırlatıyor. Orada hastalık varmış, burada iç savaş, ulaşım zormuş, dilini bilmezmişiz gibi gerekçelerin arkasına sığınarak, rahatlık sınırlarımızı zorlamadan, sürprizlere hazır olmadan dünyaya açılamayız. Buryat Cumhuriyeti'nin varlığından haberdar olamayız. Sibirya'da her evin, mağazanın, sıcaklık değişiminden korunmak için üç kapısının olduğunu; Jersey Adası'nın Normandiya'ya 22 kilometre, İngiltere'ye 161 kilometre mesafede olmasına rağmen Birleşik Krallık'a, AB'ye katılmayan, İngiliz kraliçesine direkt bağlı, 12 eyaleti ve bayrağı olan bir yer olduğunu; Victor Hugo'nun sürgündeyken Guernsey'de "Sefiller"i yazdığını; Liberya'ya fazla uçuş olmadığını, nüfusun yüzde 40'ını oluşturan Müslümanların şeker ve kurban bayramları için tatil talebi olmadığını bu kitapta okudum. Hindistan'ın Çin ile sınır bölgesi olan Sıkkım'da hepatit B hastalığının vücuda sürülen hardalla tedavi edildiğini; Nijer'de benzinin Türkiye'nin yarı fiyatına satıldığını, hırsızlık olmadığını, çok sayıda Çinli işçi çalıştığını, en iyi okulun bir Türk iş adamının kızının adına yaptırdığı okul olduğunu; Malawi yollarında Toyota markasının hakim olduğunu; Swaziland'ın harika okullarını da paylaşmış Kural. Orta Afrika'da hala Fransız üssünün olduğunu, fare yediklerini; zengin Abhazya mutfağını; Papua Yeni Gine'nin suyunun gönül rahatlığıyla içilebileceğini, gezmesek, görmesek, okumasak nasıl bilebilirdik? Dünya bizi bekliyor. Bir tutam da olsa ulaşmalıyız ona. Gezerek, seyrederek, okuyarak... Gitmesek de, görmesek de bu dünya bizim yaşama alanımız. En azıdan koruyabiliriz... 102 Yolculuk