Merhaba,

Merhaba,


Bir yıl daha eskiyoruz. Yenilenerek eskimek de mümkün. Köhnemeden, yerinde saymadan, değişerek, gelişerek; tarihin sayfalarında yer açmak ve tarihin sayfalarına gömülmemek için de çaba göstermeliyiz. Emeksiz, zahmetsiz bir yere varılmıyor. Her birimiz geride kalan bir yılda neleri yapıp, neleri yapmadığımızı, yapmamız gerekip de yapamadıklarımızı, yapmamamız gerekip yaptıklarımızı; pişmanlıklarımızı, kaygılarımızı, övündüğümüz, dövündüğümüz şeyleri; nerede durup, nerede harekete geçtiğimizi, dağarcığımıza neler kattığımızı, neleri hissettiğimizi, nelere sevindiğimizi ve üzüldüğümüzü; başardıklarımızı, başaramadıklarımızı, kazandıklarımızı, kaybettiklerimizi gözden geçireceğiz. Zihnimizde, ofisimizde, evimizde temizlik yapacak, yeniden düzen kuracak, gereksiz şeyleri atacağız. Kendimizle yüzleşecek, hesaplaşacak ya da kendimizden, gerçeklerimizden kaçacağız. Sorunlarımızı, sıkıntılarımızı çözdük ya da çözemedik. Kimimizin önünde fırsatlar, yaşanacak yıllar var; kimimiz belki de treni kaçırdık. Tarihe not düşmenin bir yolu, anları fotoğraflamak. Anı biriktirmek, bizim edinimlerimizi kaydetmek bazen geleceğe ışık tutmak gibi bir fonksiyon üstlenebilir. Bir halden bir hâle geçişi fotoğraflarla tespit edebiliyoruz. Fotoğraf bir dil. Gezi, haber, doğa ve ötesi... Bütün fotoğraflar, entelektüel sermayenin, bilincin, estetik anlayışın, görebilmenin önemli bir anlatım aracı. Tekniğin sanata yansıtılması, dönüştürülmesi, sözcüklerle anlatılacakların görsel, çarpıcı bir ifadesi. Topluma, tarihe, kültüre, sanata, bilime, teknolojiye her şeyden önce insana, yaşama ve paylaşmaya açık, duyarlı insanların ilgi alanı. Emek, zaman ve tüm olanakların ortaya konduğu bir tutku, sevda işi. Anlama ve anlatma çabası. Tanıklıkları saptama kaygısı. Tedirgin ruhların sürekli dürten, kıpırdatan enerjisi olmasa, ulaşamayacağımız tanıklıklar. Fotoğrafçı disiplinlidir, arşivcidir, organize olmak zorundadır. Anları izleklere sunmak, iz bırakmak, algı yaratmak fotoğrafçının işidir. Şiir gibi kısa yoldan, kalıpları zorlamadan zihinleri fetheder. Gezmek, özgürleşmekse, her zaman olduğu gibi, sorumluluk almayı da gerektirir. İnsanlara var olanı, olan biteni, yaşananları, yaşayanları en önce fotoğraf aktarır. Bunun için de her şeyin korunması, yaşatılması gerekir. Karun Hazineleri günümüze kadar korunamasaydı, onları görmeye gidebilir miydik? Dün han iken bugün otel olan binalar korunmasaydı, tarihte konaklayabilir miydik? Geçmişle geleceği bağlayabilir miydik? Paris'i Deniz Yalım Kadıoğlu'ndan dinleyin bir de. Beklediğiniz gelmese de Paris'i oturduğunuz yerden turlayabilirsiniz. Hatta, gitmeseniz de, görmeseniz de görmüş kadar olabilirsiniz. Her şeye sıfırdan başlayabilirsiniz. Doğayla iletişim kurmanın yollarını yine kitaplar gösteriyor. Sinek Sekiz Yayınevi, doğanın bir parçası olarak ona ihtiyaç duyduklarını fark ederek bilgeliklerini bizimle paylaşıyor. Ankara'daki Hamamönü semti, şehirden kaçarak, Osmanlı geleneklerinin yaşatılması ve şehrin yeknesaklığının aşılması için bir seçenek olmuş. Altındağ Belediyesi'ni bu önemli çalışması ve hizmeti için kutlamalıyız. Arkaik dönemden başlayarak pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış İstanbul. İslâm eserleri, Anadolu medeniyetlerine ait pek çok eser müzelerde sizlerle buluşmayı bekliyor. Osman Hamdi Bey'e çok şey borçluyuz. Onun sayesinde geçmişi kucaklayabiliyoruz. Müzecilik, eserlerin korunması, saklanması, sergilenmesi için öncülük etmiş, çaba harcamış, sorumluluk almış çok önemli bir şahsiyet. Aynı zamanda sanatçı, arkeolog. Tarih, bu isimler tarafından yazılmış. Biz de sizleri tarihte yolculuğa çıkarıyoruz. Yolunuz ve zihniniz açık olsun...