Türkiye'nin Endemik Böcekleri Yazı: Hasan Torlak, Fotoğraflar: Faruk Akbaş

Türkiye'nin Endemik Böcekleri Yazı: Hasan Torlak, Fotoğraflar: Faruk Akbaş


2011'in temmuz ayında, basın-yayın organlarına düşen bir haberde; İç Anadolu'nun kuzeyi ve Karadeniz dolaylarından yaklaşık 6 bin dolayındaki böceğimizi, yurtdışına kaçırmak üzere toplayan yabancı uyruklu kaçakçıların yakalandığı, bu kaçakçılar hakkında yasal işlem başlatıldığı belirtilmekteydi. Aslında bu haber buzdağının sadece görünen yüzüydü ve yüzyıllardan beri yurtdışına kaçırılan böceklerimizle ilgili tespit edilebilen son örnekti. Ülkemizde yaklaşık 25 bin böcek türünün yaşadığı, bunlardan 5 bin kadarının endemik olduğu tespit edilmiştir. 3 bin 700 endemik bitkili ülkemizde bundan daha fazla sayıda endemik böceğimizin olması, ne kadar değerli bir toprak üzerinde yaşadığımızın kanıtıdır. Belki de evinizin yanı başındaki bir kuytuda, dünyada sadece o noktaya özgü endemik böceklerimiz yaşıyordur. Toprağı işleyerek verimli hâle getiren ve bütün dünyadaki tür sayısı 500'ün üzerinde olan solucanların ülkemizdeki tür sayısı 75'tir. 75 solucan türünün yaklaşık üçte biri yani 25 kadarı endemiktir. Popülaritesi yüksek olan ve halk arasında sevilen kelebeklerin ülkemizde en az 370 türü yaşar. Bu sayının 400'e kadar yükselebileceği düşünülmektedir. Avrupa'nın tamamında gözlenen kelebek türlerinin sayısı 450, Kuzey Amerika kıtasında ise 700 dolayındadır. Bu sayılar Türkiye'nin kelebek çeşitliliğinin ne kadar zengin olduğunu gösterir ve böcek çeşitliliği açısından da kıtasal özellikler gösterdiğini göz önüne serer. Kelebek endemizmi açısından en zengin yöreler, Kuzeydoğu ve Güneydoğu Anadolu'dur. İşte yukarıdaki kaçakçılık haberine konu olan illerimiz de endemik kelebeklerimizin yoğun olduğu bölgede cereyan etmiştir. Endemik bitkilerimiz gibi endemik böceklerimiz de çalınmaktadır. Peki böcekler ne işe yarar? Tozlaşmadaki katkıları dışında, ekonomik ve tıbbi önemi olan böceklerimiz vardır. Solucanlar gibi toprağı işleyip zenginleştirenlerin yanı sıra direkt olarak yiyecek üreten böceklerimiz de bulunur. Doğu Anadolu'da, doğu mazı meşesi Quercus infectoria subsp. boissieri'nin üzerinde yaşayan bir böceğin artığından elde edilen tatlı özütten, kudret helvası yapılır. Bu özüt, halk ilacı ve koz helva yapımında kullanılmasının yanı sıra müshil olarak da yenilmektedir. Bu tatlı maddeden “akıt” denilen kırmızı bir pekmez ve baklava yapılmaktadır. Meşe ağaçları üzerinde oluşan bu tatlı özütün nedenini anlamayan Anadolu ve Ortadoğu insanı, bu tatlı yiyeceğin gökten Tanrı tarafından gönderildiğine inanmıştır. Nitekim Kuran ve Tevrat'ta bahsedilen ve Tanrı'nın İsrailoğulları'na tükenmeyen bir kudret helvası gönderdiğine ve bu helvanın ağaçların üzerinden toplandığına yönelik söylencelerin kaynağında da meşe ağacından elde edilen tatlı özütün olduğu tahmin edilmektedir. Benzer biçimde kızılçamda yaşayan koşnil böceği Marchalina hellenica'nın salgısından da arılar çam balı üretirler. Görüyor musunuz böceklerin gücünü? İnançları bile etkileyebilecek güçleri var! Genelde Akdeniz ve Ege yöremizde yetişen kermes meşesi Q. coccifera eski çağlardan bu yana Anadolu'da kırmızı boya elde etmek için kullanılır. Galatların, kermes meşesinden elde ettikleri madde ile boyadıkları yünler, bu uygarlığın en önemli ihraç malları arasındaydı. Roma ordularının ihtişamlı kırmızılıktaki pelerinleri çok uzaktan bile seçilebiliyordu. İngiliz askerleri de bu böcekten elde edilen “Türk kırmızısı” ceketleriyle tarihte iz bıraktılar. Türk kırmızısı, diğer adıyla kermes, bilinen en parlak kırmızıdır. Kermococcus vermilius, yani kırmızı kurtlar, Akdeniz'de yayılan kermes meşesinde bulunan bir böcektir ve kırmızı boya bu böceklerin kabuklarından elde edilir. Böcekten elde edilen kırmızının tonu olağanüstü parlak ve çarpıcıdır. Bunun dışında Türk kırmızısı, bazı sinek ve arı türlerinin yine meşe ağaçlarında oluşturduğu ve “gal” adı verilen bir çeşit dokunun ezilmesiyle de elde edilebilir. Kırmızı boya, kermes meşesi üzerinde yaşayan ve “kırmıs” olarak adlandırılan bir böcekten elde edildiğinden bu meşeye kırmız meşesi de denir. Kırmızı kelimesi de “kermes” ve “kırmıs” kelimesinden türemiştir. Asur Kralı II. Sargon, MÖ 800 yıllarında Urartu krallığını yendikten sonra Urartu sarayından yağmalananlar arasında, Ağrı dolayında üretilen kırmızı renkli tekstil ürünleri de vardı. Bu tekstiller Porphyrophora hameli olarak adlandırılan ve Iğdır'daki sazlıklarda parazit olarak yaşayan endemik böcek Ağrıdağı kermesinden elde edilen kırmızıyla boyanmıştı. Bu böcek, Aras Nehri'nin iki kenarında endemik olarak bulunmaktadır. 1. ve 2. yüzyıla ait Roma tekstilleri ve Palmira tekstillerinin Ağrıdağı kermesi ile boyanmış olduğu, yapılan analizlerde anlaşılmıştır. Ağrıdağı kermesi, Sasaniler devrinde zengin insanların kıyafetlerinin kırmızıya boyanmasında kullanılmıştır. Birçok Pers ve Arap yazar, ortaçağda Ağrıdağı kermesi ile boyanan birçok ürünün ihraç edildiğinden bahseder. Kültürümüzün en önemli renklerinden biri olan kırmızının altından da endemik böceklerimiz çıktı, bakın şu işe! Dünyada sadece Erzincan, Adıyaman ve Malatya illerinde yaşayan, kanatları bej-mavi renkte olan nadir ve tehlike altındaki endemik kelebek Polyommatus dama yani Mezopotamya çokgözlüsünün tırtılının beslendiği bitkinin, ülkemize endemik Onobrychis tournefortii olduğu saptanmış, diğer birçok lokal endemik kelebeğin beslenmesinde de endemik korunga bitkileri olduğu tespit edilmiştir. Bu ne demek bilir misiniz? Anadolu'nun endemik bitkilerinin korunması, onun endemik hayvanlarının korunmasını da sağlayacaktır. Diğer bir deyişle, endemik korungalarımızı koruduğumuzda endemik kelebeklerimizi de koruyacağız. Çayırlarda yetişen, çoğumuz tarafından “yonca” denilerek sadece hayvan yemi olarak görülen bitkilerimizin hepsinin farklı bir nadir yaban hayvanının de besini olduğunu düşünmemiz gerekir. Bazen doğada ekmek yiyen insanoğlu, artan ekmeğini hayvan ve börtü böceğin yiyeceği şekilde onların yuvalarının kenarına bırakır, kalan artığın o hayvanın “göz hakkı” olduğunu düşünür. Bizim de Anadolu çobanlarından ricamız, otlak ve meralarınızdaki bitkileri, aşırı bir şekilde hayvanlarınıza otlatmayın, hatta bazı alanları otlatmadan bırakın, azıcık da börtü böceğe beslenecek kadar ot bırakın, adı üstünde çokgözlü olarak adlandırılan endemik kelebeklerimiz için onların göz hakkını ayırın! Ülkemizin Batı Anadolu illerine endemik olan Aricia hyacinthus adlı, kanatları bordo-mavi renkli bir kelebeğimiz vardır. Birkaç ilde yetişmekle birlikte bu kelebeğin Uludağ'da daha çok yoğunlaştığı gözlenmiştir. Yapılan gözlemlerde antik adı Olympos olan Uludağ'a endemik Erodium olympicum adlı dönbaba bitkisinin, bu kelebeğin tırtıllarının önemli bir besin kaynağı olduğu anlaşılmıştır. Yukarıdaki iki endemik kelebek örneğinde görüleceği üzere endemik böcek türlerimizin bu kadar zengin olmasında ülkemize özgü endemik bitkilerimizin de büyük bir katkısı vardır. Her şeyiyle endemiktir bizim vatanımız. Son yıllarda Hatay'daki Amanos Dağları'nda endemik bir avcı böcek keşfedilmiştir. Eremiaphila dagi olarak adlandırılan bu avcı böceğin, insanlara ve evcil hayvanlara bir zararının olmadığı ama hastalık virüsü taşıyanlar da dâhil günde 20 dolayında kene yiyerek beslendiği anlaşılmıştır. Hastalık etkenleriyle biyolojik mücadelelerde, endemik böceklerimizden yararlanma olanağı bulunmaktadır. Endemik böceklerimiz çok dar alanlarda da yaşayabilirler. 2009 yılında Adana-Pozantı'daki bir su kaynağında Niphargus kırgızii adlı böcek keşfedilmiş, aynı yıl Denizli'nin Kale ilçesinde keşfedilen Vipio alpi adlı endemik bir böceğin de ekin zararlılarını yok ettiği saptanmıştır. Yine bilimsel adını Edirne'nin Lalapaşa ilçesinden alan Vipio lalapasaensis ile Sternaulopius edirneanus, Antep ve Kilis dolayında Kilis böceği Opius kilisanus ve Türk örümceği Hersiliola turcica, Elazığ'ın bir köyünde yaşayan Temelucha turcata, Mersin/Silifke'de Opius silifkeceensis, İzmir'de Opius izmirensis, Kırklareli'nde Opius kirklareliensis, Malatya'da kayısı zararlılarıyla mücade eden Bracon malatyaensis, Tekirdağ'da Opius tekirdagensis, Şanlıurfa/Suruç'ta Bracon surucicus isimli endemik böcekler, zararlı böcekleri yok eden, Anadolu insanına yararlı endemik böceklerimizdir.