
Herge'nin Ruhu, Spielberg'ün Eli Yazı: Yüce Yöney
Dünyanın en tanınan çizgi roman karakterlerinden biri olan Tenten, Steven Spielberg'ün yönetmenliğinde beyazperdede boy gösteriyor. Çizgi roman uyarlamalarının çoğunun hem seyircinin gözüne hem yapımcının cebine iyi geldiği düşünülürse muhtemelen bu film de herkesi memnun edecek. Filmi oluşturan isimlere bakıldığında pek de müthiş bir öngörü değil bu. Filmin yönetmeni, -basının üzerine yapıştırdığı ifadeyle söylersek- “sinemanın dâhi çocuğu” Spielberg, yapımcısı “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesiyle istisnasız tüm seyircilerin gönlünde taht kuran Peter Jackson. Filmde macerasını izleyeceğimiz karakter ise aslında Spielberg'den de Jackson'dan da daha tanınan bir isim: Tenten. Çizgi roman dünyasının, maceraları halen yayınlanan en eski karakterlerinden biri. Tenten'in maceralarını anlatan çizgi romanların her yıl dünyada 200 milyondan fazla satış yaptığını ve bu karakterin ilk olarak ortaya çıkışının 1930 yılında olduğunu düşünürsek, onun, üçlünün en ünlüsü olduğu pek de yanlış bir yorum sayılmaz.
Spielberg'ün “inanılmaz, dünya çapında serüvenlere yol açan ipuçlarını kovalayan hevesli bir gazeteci” diye nitelediği Tenten'le bir araya gelişi onu ilk kez okuduğu zaman olmuş. “Onu bu kadar ilgi çekici yapan şey, her ne kadar tehlikeli durumlara düşse de, yılmadan gerçeğin peşinden koşması. Sık sık korkunç bir belaya bulaşmış gibi görünüyor ama bir şekilde kurtulmanın yolunu buluyor. 'Tenten'i ilk kez okuduğumdan beri, kaderimde onunla bir tür işbirliğinin yazılı olduğunu biliyordum.”
Peter Jackson ise Spielberg'ü, Tenten karakterine benzetiyor: “Yüreği genç. Gayet meraklı. Maceraya bayılıyor ve mizah anlayışı Herge'nin Tenten'e verdiğine çok benziyor. Bu, mükemmel bir eşleşme.” Jackson da benzer şekilde daha çocukken Tenten'le tanışmış, hatta zar zor anladığı hâlde Fransızca baskılarını bile okumuş. Çocukların Tenten'in atıldığı maceraları hayal edebildiğini, bunun herkeste olan macera duygusuna hitap ettiğini düşünüyor.
Tabii filmin kozları, bir araya gelen Spielberg-Jackson-Tenten üçlüsünden ibaret değil. Seyircinin artık alışmaya başladığı, hatta kiminin olmazsa burun kıvırdığı 3D animasyon teknolojisiyle çekildi film ve hareket yakalama (motion capture) tekniği kullanıldı.
Gelgelelim şu sıra sinemalarımızda oynayan filmin genel beğeniye hitap edeceği kesinse de Tenten fanatikleri ve çizgi roman meraklıları tarafından nasıl değerlendirileceğini söylemek o kadar kolay değil. Her ne kadar çocukluğunda annesinin aldığı “Tenten”leri okuduğu için bu karaktere özel bir ilgi duysa da Spielberg bir Amerikalı sonuçta ve çizgi roman geleneği ABD'de farklı anlamlar ifade ediyor. Şöyle söyleyelim; uzun yıllar bütün Avrupa'nın baş tacı olan “Tenten”, çizgi romanların çok tutulduğu ABD'de çok geç fark edildi. Spielberg'ün annesi olmasa bugün belki de Tenten ancak bir kaçak göçmen ismi kadar anlam ifade ederdi Amerikalılar için. Oysa Avrupa'da her dönem her ülkede azımsanmayacak sayıda fanatikleri vardı; hatta çizgi roman olmanın ötesinde tartışmalara konu oldu Tenten.
Bu beyaz adam ırkçı mı?
İşin doğrusu, bu açıdan bakıldığında “Tenten”in hayli karanlık bir geçmişi olduğu söylenebilir. Çizgi roman tarihinin en tartışmalı karakterlerinden biri olan bu “beyaz, gazeteci-gezgin” karakter, dünyanın çeşitli ülkelerinde birçok kez ırkçılıkla suçlandı. Hatta son olarak “Tenten Kongo'da” adlı macerası yüzünden Belçika'da mahkemelik oldu. Cran adlı ırkçılıkla mücadele amacıyla kurulan bir Fransız derneği ve Belçika'da yaşayan bir Kongolu üniversite öğrencisi olan Bienvenu Mbutu Mondondo, “Tenten”in yayıncı kuruluşları Moulinsart ve Casterman'ı mahkemeye verdi. Mbutu Mondondo, kitabın yayınlanmasının mahkeme tarafından durdurulmasını, bu yönde bir karar alınmayacaksa bile, kapağında içeriğinin ırkçı olduğuna dair bir uyarı ile beraber satılmasını istiyor. Bununla da sınırlı değil aslında isteği; “Tenten”in söz konusu macerasının çocuk reyonundan kaldırılarak yetişkinler bölümüne alınmasını da talep ediyor. Toplumun “Tenten”de görüldüğü gibi yerleşik ırkçı izlerden kurtulması gerektiğini, bunun toplumsal barış için gerekli olduğunu söylüyor Mbutu Mondondo: “Böyle bir şey 21. yüzyılda kabul edilemez. Daha önce müsaade ettiğimiz gibi buna izin veremeyiz. İnancım o ki ırkçılık içeren şeylere artık müsamaha gösterilmemeli. Toplumun barış içinde yaşayabilmesi için buna karşı mücadele etmeliyiz.”
Tabii ki böyle bir yasaklama girişimine karşı kitabın yayıncılarının da iki çift sözü var. Savunma avukatlarından Alain Berenboom, yasaklama kararı alınmasının çok tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor: “Bu şekilde Pandora'nın kutusu açılacaktır. Yarın Dickens için de anti-semitist olduğu gerekçesiyle aynı şey istenecek. Ardından Mark Twain ya da İncil gelecek…”
Bir kez daha bir ülkede “Tenten” etrafında fırtınalar kopuyor kısacası. Daha önce başka ülkelerde de benzer davalar açılmış; edebiyat, hukuk, insan hakları, ırkçılık kavramları üzerinden ateşli tartışmalar yürütülmüştü. Mesela 2007'de İngiltere'de, Irk Eşitliği Komisyonu “çirkin bir ırkçı önyargıyı yansıtan resim ve sözler içerdiği” gerekçesiyle aynı kitabın yasaklanmasını istemişti. Bu tip bir sürecin sonunda, serinin ikinci kitabı olan “Tenten Kongo'da” macerası İngiltere'de, 2007'den itibaren “Saldırgan ve rahatsız edici öğeler içerebilir.” ibaresi koyularak satılmaya başlanmıştı.
Aynı şekilde Tenten'in tartışmalı Kongo macerası İsveç'te de gündeme gelmiş, ancak Kongo doğumlu İsveç vatandaşı Jean Dadou Monya'nın kitabın yasaklanması isteği, kitabın 1930'larda yayınlanışının üzerinden çok zaman geçtiğini söyleyen İsveç savcıları tarafından reddedilmişti.
Bu kadar mesele yaratan “Tenten Kongo”da kitabının, Belçika'nın, bugün Demokratik Kongo Cumhuriyeti olan topraklara sömürgeci güç olarak hükmettiği yıllarda kaleme alındığını belirtelim; sözünü ettiğimiz çizgi romanın karelerinden birinde Kongolulara bağırıp çağıran Tenten'in, ''Tembeller'' diye söylendiğini hatırlatalım ve bu “tatsız” bahsi kapatalım artık.
Sonuçta çizgi roman tarihinin bu önemli “beyaz” karakterinin çizeri Herge de eserini “1920'lerin saf sömürgeci anlayışından etkilenmiş olan, bir acemilik dönemi hatası” olarak nitelendirmişti.
Üç kitap bir film
Yaygın olarak bilinen imzasıyla Herge, gerçek adıyla söylersek Georges Prosper Remi, Tenten'i 1929'da Le Petit Vingtième adlı bir karikatür bandında, izcilerden esinlenerek, Belçika'daki bir gazetenin çocuk eki için yarattı. “Tenten” maceralarının toplandığı 24 kitap ki Herge'nin tamamlayamadığı sonuncusu ölümünden sonra basıldı, toplam 70 dile çevrildi, dünya çapında 200 milyondan fazla sattı.
Herge, 1983'te öldü. Spielberg'ün Herge'yle ilk irtibata geçişi de o yıldı. Ünlü çizerin “Tenten”in sinemaya aktarılmasına istekli olması Spielberg'ü memnun ettiyse de büyük buluşma gerçekleşemeden Herge hayatını kaybetti. “Tenten”in sinema haklarını Spielberg'e, Herge'nin eşi Fanny Rodwell verdi.
Spielberg, uzun yıllar hayalini kurduğu filmin hikâyesini üç Tenten macerasından derledi: “The Secret of the Unicorn / Tekboynuzun Sırrı”, “The Crab with the Golden Claws / Altın Kıskaçlı Yengeç”, “Red Rackham's Treasure / Kızıl Korsanın Hazinesi”.
Şu sıra sinemalarda gösterilen “The Adventures of TinTin: The Secret of the Unicorn / Tenten'in Maceraları: Tekboynuzun Sırrı” adlı film, “Tenten” üçlemesinin ilk filmi. İkinci filmi ise Peter Jackson yönetecek. Ama ikinciyi konuşmak için çok erken; şimdi ilk filmin tadına varmak gerek. Tabii teknolojinin bütün imkânlarını çok iyi kullanan Spielberg'ün sinemaya neler katacağına bakmak ve sinema dünyasının 82 yaşındaki Tenten'e yeni bir yol çizip çizmediğini izlemek de başka bir keyif olacak.