Ağrı Dağı'nın Ötesinde Erivan Yazı ve Fotoğraflar: Xavier Allard, Çeviren: Seda Meşeli Allard

Ağrı Dağı'nın Ötesinde Erivan Yazı ve Fotoğraflar: Xavier Allard, Çeviren: Seda Meşeli Allard


Ermenistan hakkındaki bilgi dağarcığımızı şöyle bir yokladığımızda, bilgilerimizin hep siyasi içerikli haberlere dayandığının farkına varırız. Bu doğu komşumuz, genellikle turistik değerleri açısından ele alınmaz. Bu kalıbı kırmak, önyargılardan arınmak istiyorum. Yeni bir ülkeyi keşfetmek, Ağrı Dağı'nın öte yanını kendi gözlerimle görmek için tüm sürprizlere açık olarak düşüyorum Erivan yollarına… Erivan'a adım atar atmaz merkezde bulunan tepenin yamacına kurulmuş, her basamağında çeşmelerin aktığı devasa büyüklükteki merdivenlere tırmanıyor ve tepeye ulaşıyorum. Manzara tek kelimeyle nefes kesici. Erivan'da güneş batıyor; Büyük ve Küçük Ağrı gökyüzüne değen doruklarıyla uzaktan ağırbaşlı selamlarını gönderiyorlar, onlara merakla bakanlara. Kafamı biraz aşağıya indirdiğimde cıvıl cıvıl bir meydanla karşılaşıyorum. Sanki tüm Erivan halkı sokaklara dökülmüş gibi. Görünüşe göre Erivanlılar sıcak yaz akşamlarının keyfini meydanlarda çıkarıyorlar. Çocuklar büyük bir hevesle oyunlar kuruyor, yaşlılar banklarda oturup huzurlu manzaranın keyfini çıkarıyor, âşıklar çeşme başında sohbet ediyorlar. Erivan'ın havasında, hem eski Ermenistan'ın hem de Sovyet zamanının izlerini sezmek mümkün. Yakın zamanda başından geçenlere rağmen Erivan, ilk bakışta canlılığından hiç ödün vermemiş bir başkent görüntüsü sergiliyor. Şehre 60-70 kilometre uzaklıkta bulunan ve hava açık olduğunda şehrin hemen her yanından görülebilen Ağrı Dağı, Erivanlılar tarafından fazlasıyla benimsenmiş. Şehrin sembolünün ne olduğu üzerine bir yarışma düzenlense, zaten hâli hazırda Ermenistan'ın millî havayolunun sembolü olan Ağrı Dağı, hiç şüphesiz birinci olurdu. Gün doğumundan akşam vaktine kadar güneş ışınlarını koynunda toplayan ve her vakit başka bir renge bürünen Ağrı Dağı, evlerin, ofislerin penceresinden Erivan'a bakanlar için şehirlerinin vazgeçilmez bir öğesi. Her dakika göz önünde duran güzelliğiyle günlük yaşamın tam ortasında. Hayatın içine bu denli sızmış, Erivanlıların “Sis ve Masis” diye hitap ettikleri Küçük ve Büyük Ağrı, dokunaklı şiirlerin, bin bir türlü duyguyu uyandıran şarkıların başlıca ilham kaynağı elbette. Öyle ki şehirdeki gezim boyunca her yerde beni izleyen dağların siluetinin yanında Ağrı Dağı'nı resmetmiş takvimler, tablolar, afişler karşıma çıkıyor. Erivan'ın, şehrin hemen her yerinde görülen Sovyet dönemi izlerini taşıyan mimarisi göze ilk çarpan özelliği. 1920'lerde küçük bir kasaba görünümünde olan Erivan, Sovyetler Birliği zamanında planlanmış. Şehirde bu zamanlardan miras kalmış, estetik bir mimari anlayışının vücuda geldiği geniş bulvarlar ve görkemli yapılar dikkat çekiyor. Bu döneme ait en güzel örnekler, Cumhuriyet Meydanı'nda görülebiliyor. Meydanı çevreleyen Devlet Güzel Sanatlar Müzesi, Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık binası gibi yapılar, dış cepheleri süsleyen pembe tonlarındaki tüf taşının kattığı zarâfetle kendilerine hayran bırakıyor. Mimaride görülen nizam, şehrin kendisini planlarken de birincil unsur olmuş. Cumhuriyet Meydanı'nın merkezde kaldığı büyük daireyi birbirine bağlayan dört şeritli caddeler, Sovyet döneminin düzenli ruhunu bugüne taşıyorlar. 1988'de Sovyetler Birliği'nin dağılacağı belli olmaya başladığında Erivan, bir milyonu aşkın nüfusuyla, gelişen ve büyüyen bir şehirdi. Sovyet döneminin önemli mimarlarından Alexander Tamanyan, nüfusunun 200 bine ulaşacağı tahmin edilen Erivan için parkların, zarif sokakların, çevre yollarının, kenarları ağaçlarla bezeli bulvarların yer aldığı şehir planını, 1920 ve 1930'larda yaptı. Sonradan bu hedefi aşan ve nüfusu bir milyona ulaşan Erivan, bir metro ağına sahip oldu. Şimdi Paris, Viyana ve Saint Petersburg'dakilere benzeyen geniş neo-klasik bulvarlarıyla Erivan, gerçek bir erken Sovyet dönemi mücevheri görüntüsünde. Erivan'ın tarihinden bahsederken, 1988'lerde yaşanan bağımsızlık hareketini atlamak olmaz. Bağımsızlığın kazanıldığı yıllarda, şehir birbiri ardına gelen büyük değişimler yaşadı. Bölgede yüzyıllardır yaşayan Azerbaycan kökenli Türk nüfus, zorla göç ettirildi ve yerlerine yakın zamanda ekonomik durumu kötüleşen Bakülü Ermeniler yerleştirildi. Sovyetler Birliği'nin çöküşü, yüzlerce Ermeni'nin ekonomik nedenlerle başka ülkelere göç etmesine neden oldu. Kimine Moskova, kimineyse Kaliforniya'nın parlak ışıkları çekici geldi. Yaşanan tüm bu olaylardan sonra ülkenin şimdiki nüfusunun tahminen 3 milyon 250 bin civarlarında olduğu düşünülüyor. Erivan'ı çekici yapan yönlerinden birisi, neredeyse tüm oteller, müzeler, devlet binaları ve kulüplerin şehrin tam göbeğinde, yarım saatte kat edilebilecek bir mesafede olması. Dolayısıyla Erivan'da dolaşmak için bir araca ihtiyaç yok; şehri keşfetmenin en güzel yolu yürümek. Erivan'ı yürüyerek gezmenin bir diğer güzel yanı da önünüze sürekli olarak Sovyet dönemine ait onlarca bronz heykelin çıkması. Bunlardan en dikkat çekeni, Erivan'a yukarıdan bakan ve Sovyetler Birliği dağılmadan Stalin heykelinin yerine konulan “Ermenistan Ana”. Şehrin dört bir yanına dağılmış diğer heykellerin hemen hepsinin bir hikâyesi var. Erivanlılar şehirlerini meraklı ziyaretçilere heykeller aracılığıyla anlatmaya can atıyorlar. Çoğundan içilebilir temiz su akan sokak başlarındaki çeşmeler, Yerevanyan Nehri'nin üzerindeki etkileyici köprüler, muhteşem bir görsellik vadeden parklar ve havuzlar, şehrin cazibesini artırıyor. Erivan, önemli sosyalleşme mekânları arasında sayılabilecek ve değişik dönemlere ait çok ilginç ikinci el eşyaların bulunduğu bitpazarlarıyla da öne çıkıyor. Vernisage, girer girmez sizi sarıp sarmalayan samimi havası ve cana yakın satıcılarıyla Erivan'a gelmişken mutlaka ziyaret edilmesi gereken bitpazarlarının başında geliyor. Erivan'ın merkezindeki Opera Meydanı, yaz ve sonbahar ayları boyunca ortasındaki görkemli opera binasıyla büyük, capcanlı bir kafeyi andırıyor. Erivanlılar, ülkeleriyle bütünleşmiş bir içecek olan konyak, kahve, meyve suyu, pasta ve krep eşliğinde sohbet etmek için, meydandaki açık hava kafelerinde toplanıyorlar. Gündüzleri hava genelde sıcak olduğundan, dışarıda vakit geçirmek için akşam saatleri tercih ediliyor. Kışınsa sokaklar genelde boşalıyor. Yaz mevsiminde dolup taşan çayhanelerin çoğu, kış geldi mi kepenklerini indiriyorlar. Opera yakınlarında, 2005 yılında açılan buz kayağı merkezi kışın ilgi çeken yerlerden. Erivan parklarındaki çiçekler, ilkbaharda açıp en güzel hâllerine bürünüyorlar; bu nedenle Erivan'a gitmek için en güzel vakit bana kalırsa bahar ayları. Erivan'da her yerde sanatın bir yansıması çıkıyor karşınıza. Önünüzü kesen onlarca heykel, bir sanat galerisindeymişsiniz gibi hissettiriyor bir süre sonra. Şehirde olan biten her şeye şahitlik eden heybetli Ağrı Dağı, büyüleyici havasını her an ilham verdiği şehirle paylaşıyor. Erivan, kollarını iki yana açmış, Ağrı'nın diğer yanındaki komşu topraklardan gelecek ziyaretçilerini bekliyor.