Merhaba

Merhaba


Eylül ayında ekibimizle çok güzel bir gezi gerçekleştirdik. Ankara, Erzurum, Bayburt, Gümüşhane ve Çoruh Vadisi… Bir taraftan güzellik ve özelliklerin keşfedilmesi için iyi niyetli çabalara, diğer taraftan doğayı, doğallığı, güzellikleri bozabilenlere tanık olduk. Bazen iyi niyetle, bazen bilinçsizce tüketilen değerler ve sarsıcı gerçekleri soğurmak zor geldi. Bir tarafta doğaya, doğal yaşama, çevreye, dokuya uyumlu kalıntılar; diğer tarafta, özenti, uyumsuz, sivri, göze batan ve rahatsız edici apartman tarzı yapılanmalar. Mozaik ve doğaya uymayan nikelaj, alüminyum malzemeler, derme-çatmalık, pislik, düzensizlik, kitsch, eklektik, arabesk görüntüler, nerede olduğumuzu unutturacak kadar aykırıydı. Yıllardır, belediyecilik ve kültür hizmetlerinin memur mantığıyla ya da oy kaygılarıyla yerine getirildiğini düşündüğümüzde bu hiç de şaşırtıcı değildi. Bu konuda devlet, yalnızca yasaklar getirmekle değil, değerlere sahip çıkacak bilinci ve donanımı geliştirmekle de yükümlü. Baksı Müzesi gibi harika girişimlerin gerçekleştiği bir ülkede yaşıyoruz biz. Prof. Dr. Hüsamettin Koçan görevini yapmış. Vatandaş, devlet, sivil toplum, özel sektör işbirliğiyle neler yapılamaz... Marsilya, MÖ 25 binli yıllardan itibaren insan yerleşimiyle tanışmış. MÖ 6 binlerde kentsel oluşumlar ve MÖ 6. yüzyılda Foça'dan Marsilya'ya göç yaşanmış. Tarihin izlerini hâlâ görebilmek çok hoş… Nallıhan'da kazı çalışmalarıyla tarihin izleri sürülüyor. Ekibimizin onlarla karşılaşması heyecan verici… Kuş, doğa, geleneksel sanatların korunması, yaşatılması, kadınların örgütlenebilmeleri umut veriyor. Erivan, Sovyet dönemi mimarisinin izlerini taşıyormuş. Osmanlı topraklarında Ermeni vatandaşlarımızın mücevher gibi işçiliği, sadeliği ve zarafetiyle çeşme, kilise, manastır gibi o kadar çok başyapıtları var ki. Planlama, düzenleme konusunda Sovyet etkisi; parklar, sokaklar, bulvarlar, meydanlar, heykeller, köprüler, havuzlar, çeşmeler, çiçekleriyle Ağrı Dağı'nın nezaret ettiği bu görsel şölene katkısını sunsun varsın. Türk, Ermeni ve Rumların yıllarca birlikte yaşadığı Gümüşhane, mahallî taş, kerpiç ve ahşap malzemenin kullanılmasıyla doğayla uyumlu yapılarıyla dikkati çekiyor. Sarıçiçek Köyü'ndeki evler, konukseverliğin göstergesi gibi. Ev içi süslemeler, sedir, yüklükler ve ocak da rahatlatıcı. Yeter ki yeni olmasın yapılar. Gümüşhane'de mesafeler çok uzak, dağlar, ormanlar, kıvrımlı-virajlı yollar, karanlıklar, sis ve ıssızlıklar aşılıyor. Ayıların şehre inmesi de yollarda mola vermemize engel oluşturuyor. Ayı nüfusu, koruma kanunuyla artmış olabilir. Adım başı yapılan HES çalışmaları onların yaşama alanına girildiğini de gösteriyor. Bunca yıldır yollarda olan Faruk Akbaş, ilk kez otobanda ayı görünce çok şaşırıyor. Korunacak o kadar çok şey var ki…