
KENTTARİHİ Aynı zamanda büyük bir kültür merkezi olan Massalia,
KENTTARİHİ Aynı zamanda büyük bir kültür merkezi olan Massalia, tüm Galya'da (bugün Fransa) yaşayan Keltlere yazıyı öğretmiş ve sonradan Fransa'nın ulusal içkisi olacak olan şarap üretimini de başlatmıştır. Çünkü Foçalılar, Galya'nın ilk bağlarını da dikeceklerdir. Hızla gelişen Massalia, Akdeniz kıyılarında oluşturduğu kolonileriyle küçük bir imparatorluk haline gelmiş ama MÖ 49'da Julius Caesar'a teslim olmak zorunda kalmış ve sıradan bir Roma kentine dönüşmüştür. Roma'nın ilk imparatoru Augustus zamanında (MS 1. yüzyıl) Marsilya, büyük bir imar faaliyetine sahne olmuş, çok büyük Roma kentlerinde bulunan forum, tiyatro, hamam gibi devasa kamusal binalarla donanmıştır. Kentin zaten çok faal olan limanı daha da genişlemiş ve liman bölgesine çok sayıda depo ve antrepo yapılmıştır. Ancak kent, imparatorluğun son dönemlerinde gerileyecek ama 5. yüzyıldan itibaren tekrar canlanmaya başlayacaktır. Bir katedral inşa edilmesi bunun kanıtıdır. Ortaçağın başında Akdeniz ticaretinin giderek yavaşlamasına rağmen, bu büyük liman şehri gene de iç denizin en büyüklerinden biri olmayı sürdürmüştür. 1000 yılının dönülmesi ve ortaçağ durgunluğunun artık yavaş yavaş ortadan kalkması sürecine girilmesiyle, Marsilya eski parlak günlerine geri dönecek ve ticari nedenlerle katıldığı Haçlı Seferleri'nde, Akka'da bir Marsilya tüccar mahallesi oluşturacaktır. Akka'nın (bugün İsrail'de) Müslümanlar tarafından geri alınmasından sonra Marsilyalılar kentten ayrılmayacaklar ve sayıları giderek artan bu kentteki tüccarlar, Doğu Akdeniz ticaretinde büyük bir rol oynayacaklardır. Ortaçağın sonlarının en büyük felaketi olan ve Batı Avrupa nüfusunun yüzde 40'ını kıran kara veba, kıtaya 1347 yılında Doğu Akdeniz'den Marsilya limanına gelen bir gemiden girmiştir. Kentlerde nüfus daha yoğun ve bitişik nizamda yaşadığı için buralarda kayıpların oranı daha yüksek olmuştur. Üstelik Marsilya, bu salgına yakalanan ilk kent olduğu için halkının çok büyük bir bölümünü kaybetmiştir. Bu afetin korkunç sonuçlarını telafi edebilmek için çok uzun bir süre uğraşan Marsilya, 17. yüzyıla girerken yeniden toparlanmış ve Fransa'nın en büyük Akdeniz limanı sıfatını yeniden kazanmıştır. 17. yüzyılın başından itibaren kent, modern bir şehircilik anlayışı içinde adeta yeniden inşa edilmiş, büyük bulvarlar ve görkemli kamusal binalarla donanmıştır. Öte yandan Akdeniz'in tümüyle sürdürülen deniz ticareti, kentin refahını artırmış ve bugünkü görkemli yapısını yavaş yavaş kazanırken, özel konutlar da artan refahı yansıtmaya başlamıştır. Ancak 1720'de veba geri dönmüş ve kentin 75 bin kişi olan nüfusunun 38 bininin ölümüne neden olmuştur. Bu afetin sonuçları da, kırsal kesimden gelen yoğun iç göç sayesinde atlatılmış ve Marsilya, özellikle İzmir başta olmak üzere Osmanlı Devleti'yle yaptığı büyük çaplı ticaret sayesinde Akdeniz'in en parlak yıldızı haline gelmiştir. Bu süreç, aynı zamanda Marsilya'nın, Fransa'nın en kozmopolit şehri olmasının yollarını döşeyecektir. Hem Akdeniz dünyasının her yerinden gelerek kente yerleşen tüccar kolonileri hem de özellikle Afrika kökenli göçmenlerin kenti doldurması, bugün çok çeşitli bir etnik yapıya sahip olan kentin bu yönde oluşmasını sağlayacaktır. Marsilya'nın Fransız Devrimi'yle ilgili ilginç bir öyküsü de vardır. Genç bir istihkam subayı olan Rouget de Lisle, Strazburg'ta yani Kuzeydoğu Fransa'da, "Ren Ordusu Savaş Marşı"nı besteler. Bu marş, devrim heyecanı içindeki Marsilya'da çok tutulur. Devrime katılmak için Paris'e giden Marsilyalı gönüllüler, başkente girerken bu marşı söylerler. Onları karşılayan halk, heyecanla onlara katılır ve hemen marşı adlandırır: La Marseillaise (Marsilya Marşı). Daha sonra milli marş olan bu Alzas melodisi, halk tarafından Marsilya'ya mal edilmiştir ve bütün dünya onu hala bu adla tanımaktadır. Akdeniz'in en görkemli ve tarih yüklü limanlarından Marsilya'nın öyküsüne gelecek sayılarda devam edelim. 12 Yolculuk