
Tunceli'nin Endemik Bitkileri Yolculuk Yazı: Hasan Torlak, Fotoğraflar: Faruk Akbaş
Tunceli yöresinin tarih kayıtlarında bilinen ilk adı Hitit dönemindeki İşşuva'dır. MÖ 1300'lere ait bir Hitit metninde; “İşşuva ülkesinin erkek ve kadın tanrıları, dağları ve ırmakları…” denilmektedir. Günümüzde erkek ve kadın tanrılar ortadan kalkmasına rağmen İşşuva'nın dağları ve ırmakları, olanca güzelliğiyle yine yerli yerindedir. Hititlerde olduğu gibi günümüz Tunceli insanı da yöresinin ırmak ve dağlarını kutsal görür; çeşitli kut törenlerini bu doğal unsurlara yönelik yapar. Yörenin en önemli suyu olan Munzur Irmağı'nın kaynağında, her türlü dilek ve hastalık için gidilen Munzur Baba ziyareti bulunur. Ancak son yıllarda yöre ırmaklarının üzerine baraj projeleri geliştirilmiştir. Bayındırlık tesislerinden biri olan ve kalkınmamızda önemli payı olan barajlarımızın yapımı tabii ki kaçınılmazdır. Ancak Tunceli dolayındaki sorun, yörenin biyolojik zenginlikleri ve özellikle nehir vadilerindeki nadir endemik bitkilerinin yeterince incelenememiş, ortaya çıkarılamamış olmasıdır. Yörenin bitki zenginliği tam olarak incelenmeden, sağlıklı bir veritabanı yapılmadan inşa edilecek barajlar, henüz keşfedilmemiş birçok endemik bitkinin de yok olmasına sebep olabilecektir.
Nitekim son yıllarda yapılan kısmi araştırmalarda çok nadir olan bazı endemik türler, Tunceli'nin vadi ve dağlarında tespit edilmiştir. 2008 yılında Hozat dolayında, Tunceli geveni Astragalus tunceliensis bulunmuş, 2010 yılında ise Tunceli'ye özgü birçok endemik bitki keşfedilmiştir. Şeytan şalgamı olarak bilinen Bryonia flexuosa, Ovacık çançiçeği Campanula ovacikensis, Tunceli çemeni Pimpinella tunceliana ve yörede “geleso” diye adlandırılan Smyrniopsis munzurdagensis, Ovacık ilçesinin Karagöl Vadisi'nde 2010 yılında keşfedilen dört lokal endemik bitkidir. Aynı yıl içerisinde Tunceli yoğurt otu Galium tuncelianum da Ovacık ilçesindeki Munzur Dağları'nda bulunmuştur. 2010 yılında Tunceli'de keşfedilen en güzel bitkilerden biri de Munzur çançiçeği Campanula munzurensis'tir. Mor menekşe renkli çiçekler açan bu bitki, Ovacık dolaylarındaki bir derenin kenarındaki kaya çatlaklarında keşfedilerek bilim dünyasına tanıtılmıştır. Demek ki yeterli araştırmalar yapıldığında, Tunceli dolayında gizli kalmış birçok lokal endemik bitki keşfedilebilecektir. O zaman biraz daha sabır gösterelim; botanikçilerimiz Tunceli vadilerini karşı karış dolaşsın, her biri bizden bir parça olan nadir endemiklerimizi keşfetsin, bu bitkilerimizin korunmaları sağlandıktan sonra barajlar ve diğer yatırımlar yapılsın. Bu görüşe karşı olanlar, Batılı ülkelerin refahını ileri sürecekler ve Avrupa ülkeleri ile ülkemizdeki yatırımları karşılaştıracaklardır. Karşılaştırsınlar; ancak öncelikle Tunceli ile Batılı ülkelerin bitki sayılarını, özellikle endemik bitkilerini karşılaştırsınlar. Munzur Dağları'nda 1518 bitki çeşidi bulunmakta olup, bunlardan 45'i dünyada sadece Munzur Dağları'na özgü, 287'si ise Türkiye için endemiktir. Tunceli'nin bu denli zengin olan bitki örtüsü ancak bir ülkenin bitki örtüsü ile kıyaslanabilir. Örneğin tüm İngiltere'de doğal bitki sayısı 1850, Hollanda'da ise 1500'dür. İngiltere'nin toplam 14 endemik bitkisiyle Munzur Dağları'nın 287 endemik bitkisi arasındaki uçurum da dikkatinizden kaçmamıştır. İşte böyle muhteşem bir yerdir Tunceli, Munzur Dağları ve onun güzelim vadileri. Küçücük bir ilde bir ülkenin sahip olabileceği kadar bitkinin yaşadığı, bu bitkilerden önemli bir bölümünün de endemik olduğu düşünülürse, bu topraklara müdahale ederken bir veya iki kez değil yüz kez düşünmemiz gerekir. Bu görüşümüzün dayanağı, yörenin lokal endemik bitkilerinden önemli bir bölümünün vadilerdeki nehir kıyılarında yaşamasıdır. Örneğin Munzur Nehri kıyısında yaşayan ve tehlikede olan Munzur acı çiğdemi Colchicum munzurense bunlardan biridir.
Nicelik olarak Tunceli'nin endemik bitkilerinin üstünlüğünü anlattık diyelim. Doğaya müdahale etmek isteyenler bu kez “sıradan ot” olarak gördükleri bu canlıların ne işe yaradıklarını soracaklardır. İnsanların işine yaramayan canlıların dünyada yerlerinin olmadığını düşünen bu zihniyete de cevaplarımız bulunmaktadır. Hemen hemen her işe yarar Tunceli'nin endemik bitkileri. Örneğin insanlardan uzak dağ başlarında da yaşayan endemik kardikenlerinden Acantholimon calvertii, yörede yakıt olarak kullanılır. Sert kışların yaşandığı Tunceli'de, üşümenin ne demek olduğunu ancak buranın insanı bilir ve bazen ısınırken endemik bitkilerden yararlanır. Dünyadaki kardikenlerin yaklaşık yüzde 23'ü Türkiye'de yaşar. Yastık formundaki bu bitkiler, erozyonu önlemenin yanı sıra koltuklarında yetişen diğer bitkileri de şiddetli rüzgâr ve kuraklıktan korurlar. Kısacası kardikenlerimiz Anadolu'nun hem insanlarını hem de hayvan ve bitkilerini koruyan bitkilerimizdendir.
Tunceli dolayındaki bazı endemik bitkilerimiz çok yönlü kullanıma konu olabilmektedir. Bilimsel adını Tunceli'den alan gösterişli bir endemik sarımsak yetişir buralarda. Yerel adı “Munzur Dağı sarımsağı” olan Allium tuncelianum, hem gıda hem de şifa kaynağı olarak kullanılır. Yerel halk, bitkiyi enfeksiyonlara ve yüksek tansiyona karşı kullanmakta, Ovacık ilçesinde gıda yapımı için toplanmaktadır. Son yıllarda köyden göç nedeniyle artan işsizlik, bu bitkinin aşırı şekilde toplanıp pazarlarda satılmasına neden olmuş, bu toplama nedeniyle bitkinin nesli tehlike altına girmiştir. Bu sarımsağın yılda 10-25 ton arasında toplandığı tahmin edilmektedir. Temmuz-ağustos aylarında çiçeklenen, 100-150 santime kadar boy atabilen bu sarımsak için son yıllarda Tunceli'de festival düzenlenmekte ve korunması için önlemler alınmaktadır. Soğanlarının 18-20 derecede uzun süre saklanabilmesi ve aroması nedeniyle, endüstride de kullanılmaktadır. Munzur Dağı sarımsağının doğada korunabilmesi ve kültüre alınarak sürdürülebilir gelir kaynağına dönüştürülmesi için çalışmalar da başlatılmıştır. Eğer sürdürülebilir bir toplama yapılmaz ise bu değerli endemik sarımsağın neslinin yok olma tehlikesi ortaya çıkabilecektir. Bu bitki dışında, yöresel adı “guzer” olan endemik Scorzonera inaequiscarpa adlı yemlik bitkisinin kökleri de yöre halkı tarafından yenmektedir.
Tunceli'nin endemik bitkilerinden bir bölümü çok hoş kokuludur. Dünyada sadece Tunceli ve Erzincan'a özgü olan endemik gece menekşesi Hesperis breviscapa, her yıl Pülümür ile Tunceli arasındaki 1700 metre yüksekliklerde gösterişli çiçekleriyle hoş kokular yayar etrafa. Yine soğanlarından yörede, yaraları yumuşatma ve çıban açma amacıyla yararlanılan Hyacinthus orientalis subsp. chionophilus adlı endemik sümbül, Ovacık'ın yukarısındaki Munzur Dağları'nın 2500 metrelerinde her bahar başlangıcında, mavi renkli gösterişli mis kokulu çiçeklerini açar. Bahse konu olan sümbül, muhteşem koku ve görüntüsüyle Osmanlı döneminde saray bahçelerini de süslemiş, Osmanlı halkı bu bitkiye “sümbül-ü Rumi”, yani “Anadolu sümbülü” adını koymuştur.
Maraş dondurması, genelde ülkemizde orkide türlerinden elde edilen salepten yapılmaktadır ancak Tunceli yöresinde bu kural biraz değiştirilmiştir. Dünyada sadece bu ilimize özgü Munzur tükrükotu Ornithogalum munzurense'nin soğanları, salep yerine dondurmaya konmaktadır. İşte size Tunceli'ye özgü endemik Munzur dondurması.
Bazı yörelerde “kökboya” veya “karakök” gibi adlar verilen Alkanna pseudotinctoria adlı endemik bitkinin kökleri Tunceli'de kabız edici olarak ve barsak hastalıkları tedavisinde halk ilacı olarak kullanılır. Köklerinden elde edilen kırmızı boya ise şeker, likör, merhem ve dudak boyalarına renk vermede kullanılır. Dolayısıyla Tunceli'ye yolunuz düştüğünde başka yörelerde görmediğiniz eşi bulunmaz kırmızı şeker veya likörler, büyük olasılıkla yörenin endemik bitkilerinden rengini almışlardır. Yöre kızlarının kırmızı dudak boyası da endemiktir. Onların her birinin gülüşü, bu yüzden eşsizdir. İşte yöre kültürünü renklendiren, hatta Tunceli insanlarının gülüşlerine bile renk katan unsurlardan birisi de ülkemize özgü endemik bitkilerdir.