
Rüzgarın Denizle Dansı Rüzgar Sörfü Yazı: Şebnem Türkoğlu, Fotoğraflar: Faruk Akbaş
Tatlı bir rüzgâr neşeyle eşlik eder Alaçatılılara. Özgürlüğün, doğanın tadına vardırır, yaşamanın coşkusuyla doldurur. Yıl boyu esen rüzgâra eşlik eden sığ ve durgun deniz, Alaçatı'yı dünyanın sayılı rüzgâr sörfü merkezlerinden biri hâline getirmiş. Rüzgâr sörfü için ideal olan doğal koşulları, tesisleşmesinin de önünü açmış. Sporcuların ve özel girişimcilerin desteğiyle Alaçatı'nın sörf merkezi Yumru Koy, bu spor için en uygun yer hâline gelmiş. Acemiler için bel hizasını geçmeyen sığ alanı, deneyimli eğitmenleri ve her yaşa uygun ekipmanlarıyla, isteyenlere denizin ve rüzgârın keyfini çıkarmanın en güzel yolunu sunuyor.
Rüzgâr sörfü, doğası gereği insan psikolojisi üzerinde olumlu etkiye sahip. Son derece keyifli bir ortamda, doğa şartlarını kontrol ederek denizin üstünde kaydığınız bu sporu hem izlemesi hem de yapması keyifli görünüyor. Pek çok su sporuna göre yapılması daha kolay olan rüzgâr sörfü, gün geçtikçe de yaygın bir spor hâline geliyor. Rüzgâr sörfü yapmak eskisi gibi de zor değil. Malzemelerin gelişmesi ve hafiflemesi sayesinde, 10 saatlik bir başlangıç eğitimiyle kendi kendinize sörf yapabilecek düzeye gelebiliyorsunuz. Elbette çok açılmadan ve akrobatik hareketler yapmaya yeltenmeden. Alaçatı bu spor için gelişmiş alt yapısıyla Türkiye'deki en ideal yer olarak görülüyor. Ayrıca İstanbul'da Mimar Sinan Windsurf Okulu, Gümüşdere ve Tuzla'da; İzmir'de Ilıca, Pırlanta Plajı ve Çiftlikköy'de de yapılıyor. Bu yerlerin yanı sıra Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada, Bitez, Akyarlar ve Datça'da da rüzgâr sörfü yapılabiliyor.
Herkes rüzgâr sörfü yapabilir
Rüzgâr sörfünü daha yakından incelemek ve öğrenmek için gittiğimiz Yumru Koy'da, Myga Sörf Okulu'nun kurucusu Ali Palamutçu'yla rüzgâr sörfü hakkında sohbet ediyoruz. Rüzgâr sörfünün bir malzeme sporu olduğunu söyleyen Palamutçu, bu nedenle tesisleşmenin çok önemli olduğunu ifade ediyor. Eğitmenliğin yanı sıra eski millî takım sporcusu olan Palamutçu, rüzgâr sörfünü şöyle anlatıyor: “Sörfe başlamak için çok neden var. Bir kere artık çok kolay. Eskiden bu kadar kolay değildi. Bundan on sene önceki sörfle şimdiki sörf sanki iki ayrı spor dalı gibi. Bunun tek nedeni de gelişen compozit teknolojisi. Compozit ve karbon teknolojisi son on senede çok fazla ilerleme kaydetti. Buna bağlı olarak malzemeler de inanılmaz değişti. Bir ekipman sporu olarak rüzgâr sörfü artık çok kolay. Alternatif bir spordan herkesin yapabileceği bir spora dönüşmeye başladı. Üstelik eskisi gibi pahalı da değil artık.
Rüzgâr sörfü kardiyovasküler bir spor. Kaslarınızı zorladığınız, geliştirdiğiniz, inceldiğiniz bir spor değil; ara bir spor. Hem ciğerlerinizi hem kaslarınızı çalıştırır. Sonunda çevrenizdeki insanlar fitleştiğinizi söylerler. Bu sporun doğası gereği plajlarda oluyorsunuz. Deniz, kum ve güneşin insan psikolojisindeki etkisiyle genel olarak olumlu bir ortamdasınız. Bu yüzden her yaş grubundan ilgilenen hatta torunlarıyla sörfe gelen seksen yaşında insanlar bile oluyor.”
Vücut ısısını korumak önemli
Sörf tahtası ve yelken aracılığıyla rüzgârdan yararlanarak deniz yüzeyinde kayarak yapılan bu spor, kendi içinde de kategorilere ayrılıyor. Hız, dalga, slalom, etap yarışı, serbest stil olarak adlandırılan bu kategorilerde kadınlar ve erkekler ayrı yarışıyor. Sörf tahtası (board), yelken (sail), yelken direği (mast), tutma çatalı (boom) ve trapez kemeri, rüzgâr sörfündeki ana parçaları oluşturuyor. 265-400 santim arasında değişen bir uzunluğu olan sörf tahtalarının üstü, sporcuların ayaklarının kaymaması için pürüzlü, altı ise denizde hızla ilerleyebilmesi için pürüzsüz yapılıyor. Yelken, rüzgârı kullanarak denizde ilerlemenizi; tutma çatalı, yelkeni yönlendirmenizi; trapez kemeri ise hem yelkeni tutmanızı hem de kollarınızdaki yükü vücudunuzla taşıyarak çok daha az yorulmanızı sağlıyor.
Tüm spor dallarında olduğu gibi su sporlarında da en önemli şey vücut ısısını korumak. Bu nedenle sörf yapılan suyun sıcaklığına bağlı olarak 2-5 milimetre kalınlığında, neopren adı verilen bir tür kauçuktan yapılan giysiler kullanılıyor. Dalış kıyafetlerine benzeyen ama daha esnek olan bu giysiler, sporcuyu aynı zamanda güneş yanıklarına ve darbelere karşı da koruyor.
Ve sörf zamanı…
Sörf okullarında yaklaşık on saatlik bir temel eğitimin ardından iyi kötü rüzgâr sörfü yapmaya başlayabilirsiniz. Yine de ilk zamanlar sık sık suya düşeceğinizi hatırlatmakta fayda var. Başlangıç eğitimleri belinizi geçmeyen sığ alanlarda verildiği için rahatlıkla yeniden sörf tahtasının üzerine çıkılabiliyor. İlerledikçe sörf tahtası küçülüyor, yelken büyüyor. Rüzgâr, akıntı ve denge kontrolünü öğrendikten sonra bir üst aşamaya geçiliyor ve hızlı dönüşler, sudan çıkma, ayar yapabilme öğretiliyor. Son aşamaya geldiğinizde ise yarışlara katılabilecek düzeye gelmiş oluyorsunuz. Başlangıç yaşı 7 ve üzeri olan rüzgâr sörfünün bırakma yaşı yok. Sağlık durumu yerinde olan yediden yetmişe herkes bu sporu yapabiliyor.
Bütün eğitimleri aldıktan sonra şimdi sörf zamanı… Bunun için öncelikle ayaklarınızı yelken direğinin iki yanına dengeli bir şekilde yerleştirin. Dengenizi bozmamak için dizlerinizi kırdıktan sonra yelkeni sudan çıkarın ve yelken ipini tutun. Yelken çatalını tuttuktan sonra yelken ipini bırakabilirsiniz. Yelkeni kendinize doğru çevirdikten sonra kendinizi sörf tahtasının burnuna doğru hafifçe çevirin. Çatalı yavaşça içeri çekerek rüzgârın yelkeni doldurmasını bekleyin. Rüzgârı yakaladıktan sonra yelkeni rüzgâr yönüne çevirin ve rüzgârın denizle dansına ortak olun…