
Tehdit Altındaki Heybetli Dev Babadağ Yazı: Gökhan Korkmazgil, Fotoğraflar: Faruk Akbaş
Antik dönemlerin Likya'sında, bugünün Teke Yarımadası'ndayız. Toros Dağları'nın batı ucunda, dağların babası ile denizlerin anasının kucaklaştığı yerde heybetli Babadağ, Akdeniz ile Ege'nin sularının kaynaştığı kumsallara tepeden bakıyor. Babadağ, dünyada, zirvesi denize en yakın dağ olma özelliğini taşıyor. Güneyde Belcekız Koyu, batıda Ovacık ve Hisarönü yerleşimleri, kuzeyde Mendos Dağı ve doğuda Eşen Çayı ile çevrelenmiş. Deniz seviyesinden dimdik yükselip 1969 metreye ulaşıyor. Fethiye'nin gururla sırtını dayadığı Babadağ, doğa, tarih, kültür ve spor tutkunları için gün geçtikçe önemi artan bir cazibe merkezi hâline gelmiş durumda.
Babadağ'da konaklama olanağı çok şükür ki şimdilik yok. Yazının son bölümünde bunun nedenlerinden bahsedeceğiz ama şu anda günübirlik ziyaretler en iyisi. Dağın hemen eteklerindeki Ovacık ve Hisarönü beldeleri, Faralya Köyü, Kayaköy, daha aşağıda güneyde Ölüdeniz ve kuzeybatıda Fethiye, sayısız konaklama olanakları ile bu gereksinime yeterince yanıt veriyor.
Gezilecek yerler, yapılacak şeyler
Babadağ ve çevresinde görülecek o kadar çok yer, yapılacak o kadar çok şey var ki zamanınız ve paranız yettiğince, enerjiniz tükeninceye kadar zaman geçirebilirsiniz. Dinlenmek istediğinizde de pek çok seçeneğe sahipsiniz. En başta, ülkemizin en gözde tatil mekânlarından Fethiye ve Ölüdeniz'desiniz; eğlence ve dinlenme iç içe burada. Faralya yamaçlarında bir pansiyonda, kahvaltı sonrasında alabildiğine mavi tonlardaki Akdeniz'e bakarken bir hamakta olmak kulağa nasıl geliyor?
Yetmişten fazla antik Likya kentinin ayakta kalanlarından en önemlileri de sizleri bekliyor. Cadianda, Tlos, Patara, Xanthos, Letoon, en başta görülmesi gerekenler. Hüzünlü geçmişiyle Kayaköy, mutlaka gezilmesi gereken bir kültürel zenginlik. Ölüdeniz ve Belcekız Plajı, deniz keyfiniz için yetmedi mi? O halde tekne turları mavi sularda beyaz köpükten yollarını sizin için çiziyor. Hisarönü'nün renkli gece eğlenceleri, gündüz yeterince yorulmamış olanlar için bir adım ötede. Fethiye'nin tarihî Paspatur sokaklarında dolaşabilir, Salı Pazarı'nda renk ve coşku selinde kaybolabilir, antik tiyatronun merdivenlerinde soluklanabilir, kordonda soğuk bir içecek eşliğinde dinlenebilirsiniz.
Likya Yolu, Babadağ'dan başlıyor
Dünyanın en önemli yürüyüş parkurlarından birisi olan Likya Yolu, Babadağ yamaçlarından başlıyor. Ülkemizin en güzel coğrafyalarında doğanın içinde ilerlerken, bir yandan da tarihin derinliklerine keyifli bir yolculuk yapabilirsiniz. Kayaköy'den atla yapılan gezilere katılabilir, Babadağ yamaçlarında at sırtında gezinebilirsiniz. Bisikletle dolaşabileceğiniz onlarca patikadan her biri, size eşsiz manzaralar sunacaktır. Hisarönü'nden kiralayabileceğiniz iki ya da dört tekerlekli motosikletler de çevre gezileriniz için iyi bir seçenek olabilir. Doğa yürüyüşü, tırmanma, keşif gezileriniz, bir yöne baksanız yeşil, diğer yöne baksanız turkuvaz tadında olacaktır.
Babadağ denince bu etkinlikler arasında yamaç paraşütüne ayrı bir yer açmak gerekiyor. Ülkemizde 25'ten fazla yamaç paraşütü pisti var ancak Babadağ pisti sadece ülkemizin değil, dünyanın en önemli atlayış yerlerinden birisi. Nasıl ki dalış yapanlar için sıradan bir yere dalmak yerine, dipte mercan resifleri ya da bir batık olan yerde dalmak keyifli oluyorsa Babadağ da tam böyle. Aşağıda muhteşem Ölüdeniz lagünü ve Belcekız Plajı ışıl ışıl, masmavi parıldarken havada süzülmenin keyfi Babadağ'ı çok özel yapıyor. 2010 yılında 60 binden fazla atlayış yapıldığı bildirilen Babadağ'da, 1700 metrede güney pisti, 1800 metrede kuzey pisti ve 1900 metrede zirve pisti bulunuyor. Babadağ'dan atlayışların, Ölüdeniz'e turist olarak gelen paraşütçülerin yukarıdan atlayış yapma fikrini geliştirmesiyle başladığı söyleniyor. Gözümün önüne şöyle bir görüntü geliyor: Belcekız Plajı'nda sırtüstü kumlara uzanmış, Babadağ'ın zirvesine bakan gezginler, deniz-güneş-kum üçlemesinin dışına çıkmak istemişler, hayal kurmuşlar. Yıllar geçmiş, hayal gerçek olmuş. Bugün, mayıs ayında hâlâ karla kaplı olan Babadağ'ın zirvesinden uçuşa geçip, aşağıda masmavi Belcekız Plajı'nın kıyısına inerek, hemen tulumu çıkarıp denize girmek macera severler için olağanüstü bir deneyim.
Nadir türlerin son sığınağı
Antik dönemlerde Babadağ'a, Kragos Dağı denmiş. Jeolojik dönemler boyunca şekillenen yapısı, derin vadilerin denize kadar uzanmasıyla sonuçlanmış. Bu oluşumlardan en çok bilineni ise denize dimdik inen yamaçları ile Kelebekler Vadisi. Babadağ'ın devamı olan doğal bitki örtüsü ve hayvan varlığı nedeniyle vadiyi aynı ekosistem içinde değerlendirebiliriz. Kelebekler Vadisi, Babadağ'ın doğu eteklerinde, denize dik inen yarlardan birinin içine gizlidir. Vadi, 400 metreyi bulan dik duvarlarıyla eşsiz güzelliktedir. 250 metrelik bir kumsalla denize açılır. Tepesindeki Faralya Köyü sakinlerince “Gödürümsü” adı verilmiş olan uçurumdaki patikalardan yarım saatlik zorlu bir inişi saymazsanız, vadiye tek ulaşım yolu teknelerdir. Faralya Köyü civarı, Likya döneminde Perdikia adı verilen yerleşime ev sahipliği yapmıştır, Kelebekler Vadisi de eski Perdikia Limanı olarak bilinir. Kumsaldan doğuya doğru 1,5 kilometre uzanan ve giderek daralan arazi, duvar gibi dimdik kayalıklarla çevrilidir. Arazi, Babadağ eteklerindeki Derbent Boğazı'ndan doğan Sarp Deresi'nin vadiye indiği 25 metrelik bir şelale ile kapanır. Vadi 1. derece sit alanıdır ve her türlü yapılaşma yasaklanmıştır; çevreden yalıtılmış yapısı ile önemli bir ekolojik alandır. 147 tür bitki ve 105 kelebek türü barındırmaktadır. Vadiye adını veren bu kelebeklerden en önemlilerinden biri, Euplagia quadripunctaria, yani kaplan kelebeğidir. Kaplan kelebeğinin doğal yaşam alanı Kelebekler Vadisi ile daha doğusundaki Kabak Koyu ve Rodos Adası'dır. Bu kelebeklerde üst kanatlar, parlak ve menevişli siyah zemin üzerine kaplan postunu andıran beyaz üçer şeritli, alt kanatlarsa kırmızı zemin üzerinde dörder siyah beneklidir. Bir yere kondukları zaman üçgen biçimindedirler ve sadece üst kanatlarını sergilerler. Haziran-eylül ayları arasında uçarlar. Özellikle haziran ayında sabah ve akşamüzeri, hayıt çiçekleri üzerinde yoğunlaşırlar. Kanat genişlikleri 50-57 milimetre ölçülerindedir. Kelebekler Vadisi'nde gölgenin ve nemin uygun şartlar oluşturduğu şelale bölgesinin kaya olukları ve suyun dere olup aktığı kanyon diplerinde, temmuz-ağustos aylarında binlerce kelebek yer yer kümeler oluşturur.
Babadağ bölgesinin florası
Babadağ; kültürel, coğrafi, tarihî, sportif açılardan zengin ve dev bir hazinedir. Babadağ'ın daha az bilinen bir yönü ise özel bir Önemli Bitki Alanı olmasıdır. Onu özel kılan; denize yakın, yumuşak iklimli ve görece tecrit edilmiş olması sonucu çok sayıda endemik bitki türüne ev sahipliği yapmasıdır. Yani bu bitkilerden bir kısmı sadece Babadağ'da yetişmektedir. Kesin sayıya ulaşmak zor olsa da son yıllardaki araştırmalar Babadağ'da 750 bitki türünün bulunduğunu gösterir. Bunlardan 59 tanesi sadece Babadağ'da yetişmektedir, bu endemik bitkilerden 42 tanesinin de soyunun tehdit altında olduğu bilinmektedir.
Coğrafi konum nedeniyle Babadağ'ın örtüsünü Akdeniz bitki türleri oluşturur. Denizden 600 metrelere kadar makiliktir. Bu aralıkta sandal (Arbutus andrachne), bir meşe türü olan boz pırnal (Quercus aucheri), kayıngillerden kermes meşesi (Quercus coccifera), sakız ağacıgillerden menengiç (Pistachia terebinthus), çalımsı tespih ağacı (Styrax officinalis) gibi maki tipi bitkiler bulunur. Makilerin altı, bölgeye özgü nadir bitki türleriyle kaplıdır.
Bu yükseklikten 1600 metre civarına kadar orman kuşağı yer alır. En sık rastlanan ağaç türleri kızılçam (Pinus brutia), Anadolu kokulu ardıcı (Juniperus foetidissima), Anadolu boylu ardıcı (Juniperus excelsa), sedir (Cedrus libani) olarak karşımıza çıkar. Bu ormanlık alanlar orkide türleri, dağ lalesi (anemon türleri), dağ çiğdemi, siklamen gibi soğanlı çiçekler ile başka nadir bitkileri içinde barındırır. Bunlardan çakal nergisi (Sternbergia candida) yalnızca bu bölgeye endemiktir. Aynı şekilde Acer undulatum, Asyneuma babadaghensis, Campanula koyuncui ve Petrorhagia lycica, Babadağ'a özgü endemik türlerdir.
1600 metreden zirveye kadar olan bölüm ise kayalıktır. İyice dikleşen yamaçlardaki bitki örtüsü içindeki nadir türler Babadağ'daki biyoçeşitliliği pekiştirir.
Babadağ bölgesinin faunası
Babadağ'ın yamaç ve tepelerinde, bölgenin denize kadar inen vadilerinde, koy ve kıyılarında önemli yabanıl hayvan varlığından söz edilmelidir. Memelilerden yaban keçisi (Capra aegagrus), kurt (Canis lupus), çakal (Canis aureus), tilki (Vulpes vulpes), yaban domuzu (Sus scrofa), porsuk (Meles meles) ve su samuru (Lutra lutra), görülen türler arasındadır. Bölge aynı zamanda önemli kuş alanlarından biridir. Puhu (Bubo bubo), kaya kartalı (Aquila chrysaetos) ve maskeli örümcek kuşu (Lanius nubicus) diğer kanatlılarla birlikte bu bölgede yaşama alanı bulmuştur. Birçok sürüngen türünün yanı sıra nesli küresel boyutta tehlike altında olan kara semenderine (Mertensiella luschani) bölgede rastlanır. Kıyılardaki deniz canlılarının çeşitliliği arasında Akdeniz foku (Monachus monachus) ve iribaş deniz kaplumbağasının (Caretta caretta) özel bir yeri vardır.
Soyu tehdit altındaki türler
Babadağ bölgesindeki zengin bitki varlığının bir bölümünün soyu, tükenme noktasına gelmiştir. Bölgede bulunan civanperçemi, acı çiğdem, domuz turpu, sütleğen, yabani papatya ve meşe, ulusal ölçekte nadir bulunan türler arasındadır. Kirpi dikeni, akçaağaç, loğusa otu, yılan bıçağı, leylimotu, çan çiçeği, devekangalı, peygamber çiçeği, pelemir, köygöçüren, patlangaç, topuz, ters lale, ballıbaba, bozot, eşekdikeni, akdiken, salkımçiçeği, gümüşdüğme, karabaş kekik, yabani çöven ve sığırkuyruğu, bugün Avrupa ölçeğinde tehdit altında bulunan türler arasındadır. Havacıvaotu (Alkanna macrosiphon), zambakgillerden chionodoxa forbesii, çakal nergizi (Sternbergia candida), Velezia pseudorigida ve Arenaria pampylica var turcica bitkileri ise küresel ölçekte tehlike altındaki nadir türlerdir.
Mevcut durum ve koruma önlemleri
Mevcut koruma alanları ve bugünkü yapılanma, Babadağ'ı, gerektiğince korumakta yetersiz kalmaktadır. Babadağ'ın Ölüdeniz'i de içine alan kuzeybatı bölümü, Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içinde yer almaktadır. Aynı bölgede Ölüdeniz Kıdrak Tabiat Parkı vardır. Ayrıca Uzunyurt Perdikia, Minare, Pınara, Sidyma, Kıdrak, Asarardı Koyu, Sancaklı Koyu, Gözlengiç Tepe, Yağlı, Kelebekler Vadisi, Gemile Koyu, Karaağaç, Kayaköy mevkilerinde çeşitli derecelerde arkeolojik ve doğal sit alanlarının varlığı, Babadağ bölgesinin ne kadar hassas konumda olduğunu başka bir açıdan da vurgulamaktadır.
Var olan projeler ve yerel örgütlenmeler, bu aşamada önem taşımaktadır. Faralya Doğasını ve Kültürünü Yaşatma ve Turizmini Geliştirme Derneği (FARDER), Fethiye Turizm, Tanıtım, Eğitim, Kültür ve Çevre Vakfı (FETAV), Doğa Koruma Derneği, Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) gibi sivil toplum örgütlenmeleri, bölgedeki su alanlarının kullanımı, çevre, flora ve faunaya yönelik koruma çalışmalarını sürdürmektedir.
Babadağ, Avrupa ormanlarının 100 sıcak noktasından biri
Babadağ'a yol açılması gibi son yıllardaki çalışmalar, dağın, turizm hareketlerinin içinde daha fazla olmasını sağlamaya yönelik adımlardır. Yolun açılması ile birlikte oluşacak yoğun ziyaretçi ve otomobil trafiği şimdiden endişe uyandırmaktadır. Babadağ yamaç paraşütü pistine teleferik hattı kurulması, planlama aşamasındadır. Bölgede orkide yumrusu, kekik, adaçayı, defne gibi bitki toplayıcılığı, gelir getiren uğraşlar olmakla birlikte endemik türler için tehdit oluşturan faaliyetlerdir. Ancak özellikle hassas bölgelerde çevrenin bozulmaması için gerekli olan çabaların hiçbir aşamada göz ardı edilmemesi önem taşımaktadır. Çünkü Babadağ, bozulma tehditleri açısından Avrupa ormanlarının 100 sıcak noktasından birisidir ve Dünya Kültürel Mirası Koruma Vakfı (World Heritage Society) tarafından, dünyada korunması gerekli 100 dağdan birisi ilan edilmiştir.