
KENTTARİHİ İtalyan ve Alman kuleleridir
KENTTARİHİ İtalyan ve Alman kuleleridir. En büyüğü, yüksekliği deniz seviyesinden 47,5 metre olan Fransız kulesidir ve her ulus hem kendi kulesini hem de kalenin belli bir bölümünü savunmakla yükümlü kılınmıştır. Osmanlı Devleti kendini toparladıktan sonra, 1453 ve 1480 yıllarında kaleyi kuşatmış ama alamamıştır. 1453 yılında İstanbul'un alınmış olduğu ve aynı tarihte kuşatılan Bodrum Kalesi'nin alınamadığı düşünüldüğünde, bu kalenin ne denli sağlam, güçlü ve iyi korunur olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Cem Sultan da, kardeşi II. Bayezid'le olan taht kavgasını kaybedince, ilk önce bu kaleye sığınmıştır. Bu sıralarda topçuluğun ilerlemesi karşısında, şövalyeler tahkimatı daha da güçlendirmişler ve bu işi yaparken Mausoleion'dan geriye neredeyse hiçbir şey bırakmamışlardır. Şövalyeler, kaleye İsa'nın havarilerinden Petrus'a izafeten Petronium adını vermişlerdir. Petrus, hem bir havarinin adıdır hem de "kaya" ve "kaya gibi sağlam" anlamlarına gelmektedir. Bu adın seçilmesinde bu anlamın rolü bulunmaktadır. Kale ve kent, Osmanlıların eline geçtikten sonra, zaman içinde kentin antik adı olan Halikarnassos unutularak, yerine Petronium'un bozulmuş hali olan Bodrum geçmiştir. 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman, Rodos'u ele geçirince, Kos ve Bodrum kaleleri de Osmanlılara geçmiştir. Bu tarihten sonra bir dizdarın komutasındaki bir garnizon tarafından korunan sıradan bir Osmanlı kalesi haline gelecektir. Kale, Osmanlılara geçtikten sonra kilise camiye çevrilmiş (Süleymaniye Camii) ve bir Türk hamamı ilave edilmiştir. I. Dünya Savaşı'nda kale, Fransız zırhlısı Duplex tarafından bombalanmış, birçok kule ağır hasar görmüş ve caminin minaresi de yıkılmıştır. Yıllar boyunca yıkık kalan minare, Bodrum Kalesi'ndeki Sualtı Arkeoloji Müzesi'nin en ünlü müdürü Oğuz Alpözen tarafından 1997'de restore ettirilmiştir. Aynı Alpözen, Kayra Kraliçesi Ada'nın mezarından çıkartılan hazineyi de müzeye kazandıran kişidir. Kale, Osmanlıların eline geçmesinden 19. yüzyılın sonlarına kadar, yalnızca askeri amaçlı kullanılmıştır. 1824 Yunan ayaklanması sırasında burada büyük bir garnizon oluşturulmuş ve nihayet 1895'te hapishaneye çevrilmiştir. Bodrum kale hapishanesinin en ünlü ve sonuncu konuklarından biri de, edebiyat dünyasında Halikarnas Balıkçısı unvanıyla bilinen Cevat Şakir Kabaağaçlı'dır. Bu arada Britanya İmparatorluğu' nun Osmanlı nezdindeki elçisi Sir Stratford Canning, 1846'da padişahtan, kalede kazı ve araştırma yapma, bulduklarını İngiltere'ye götürme iznini almıştır. İngiliz elçi, Mausoleion'dan gelme 12 büyük mermer kabartma, bir leopar ile çok sayıda aslan heykelini 1856'da British Museum'a götürmüştür. Kale, 1962'de Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'ne çevrilmiş, bütün kuleler ve diğer binalar sergi salonları haline dönüştürülmüştür. Bugün Türkiye'nin ve dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan ve defalarca en iyi müze ödülünü kazanan "kale müze"de, Ege'deki çeşitli antik tekne batıklarının yanı sıra sayısız antik eser sergilenmektedir. Bodrum ve kalesi, yüzyıllardan beri birbirlerine bakıp duruyorlar; eğer bu büyük bir aşk değilse, nedir acaba? 12 Yolculuk