Yolculuk Dergisi 85. Sayı

Dünyanın Yedi Harikasından Biri Bodrum Mozolesi Yazı: Mehmet Ali Kılıçbay


Antik dünyanın yedi harikası olarak kabul edilen Keops Piramidi (Mısır), Babil'in Asma Bahçeleri (Irak), Zeus Heykeli (Yunanistan), Rodos Heykeli (Yunanistan) ve İskenderiye Feneri'nin (Mısır) arasında yer alan Efesos'taki Artemis Tapınağı ile Bodrum'daki Bodrum Mozolesi/Halikarnassos Mausoleion'u, ülkemiz toprakları içinde bulunmaktadır. Eski dünyanın bu çok ünlü yedi harikasının beşincisi olan Mausoleion, MÖ 353'te ölen Karya (güneybatı Anadolu'nun antik adı) Kralı Mausolos için yaptırılan anıt mezardır. Bu mezar, antik dönemde ve sonrasında, gerek boyutları, gerek mimari tarzı ve gerekse çok yüksek bir sanat eseri olan heykel ve süslemeleri nedeniyle çok büyük bir üne kavuşmuştur. Öyle ki, “Mausolos'un mezarı” anlamına gelen Eski Yunanca “mausoleion” kelimesi, daha sonra bütün büyük ve görkemli anıt mezarları ifade eden bir cins ad hâline gelmiştir. Bu süreçte Romalıların rolü belirleyici olmuştur. Bu anıt mezarın görkemine hayran olan Romalılar, kendi yaptıkları anıt mezarlara da “mausolea” adını verince, kelime kısa sürede cins ad hâline gelmiş ve bütün Batı dillerine buradan geçmiştir. Nitekim biz de kelimenin Fransızcalaşmış hâli olan “mozole” kelimesini bu anlamda kullanıyoruz. Bu bağlamda Atatürk'ün ebedi ikametgâhı olan Anıtkabir'e, Atatürk Mozolesi de denilmektedir. Eski dünyanın en büyük coğrafyacısı Amasyalı Strabon ile gene coğrafyacı olan Manisalı Pausanias'ın anlattıklarına göre; Mausoleion'un inşasına, Mausolos'un ölmesinden sonra, onun anısına muhteşem bir eser yaptırtmak isteyen kız kardeşi ve aynı zamanda eşi II. Artemisia'nın emriyle başlanmıştır (Artemisia'nın bugün Bodrum Kalesi'nin önünde bir heykeli bulunmaktadır.). Ancak Artemisia, ağabeyinin ve eşinin ardından sadece iki yıl daha yaşayabildiği için, son derece görkemli ve çok emek isteyen bu anıt mezarın inşaatına Mausolos'un sağlığında başlanmış olması gerekmektedir. Yapının MÖ 350 yılında, Artemisia'nın ölümünden sonra bitirildiği genellikle kabul edilen bir görüştür. Ama acaba bu inşaatı kim tamamlatmıştır? Belki Mausolos'un erkek kardeşi olan ve buraları ele geçiren Büyük İskender? Ama hiç bitirilmemiş olma olasılığı da güçlüdür. Bu devasa anıtın planlarını, bugün Aydın ilimizin sınırları içindeki bir ören yeri olan Priene’den mimar Pytheas ile onun yardımcısı Satyros yapmıştır. Çağın en ünlü yontucuları olan Leoarkhos, Bryaxis ve Scopas ile gelmiş geçmiş en ünlü yontucu ve heykeltıraş Praxiteles, bu görkemli yapının inşaatında ve güzelleştirilmesinde büyük katkılarda bulunmuşlardır. Bu dört ünlü mimarın her biri, binanın bir cephesinden sorumlu olmuş ve aralarındaki yarış, sonuçta ortaya muazzam güzellikte bir eser çıkartmıştır. Artemisia, anıt mezarın yapımında masraftan hiç kaçınmamış, eski Yunan âleminin her tarafına gönderdiği haberciler aracılığıyla o dönemin en iyi ustalarını Halikarnassos'a toplamıştır. Böylece binanın yapımında en ünlü mimar ve yontucuların yanı sıra yüzlerce çok becerikli usta da çalışmıştır. Mausoleion, bugün modern Bodrum'un merkezinde bulunan bir alanda inşa edilmiştir. Bugün burada Mausoleion Müzesi bulunmakta ve geriye kalan çok az sayıdaki parça sergilenmektedir. Mausolos Mozolesi, bundan yaklaşık 2400 yıl önce, burada, 40 metreye 30 metre boyutundaki dikdörtgen bir podyumun üzerinde inşa edilmiştir, yüksekliği 45 metredir. Bu podyum, kutsal bir sur (temenos) ile çevrelenmiştir. Bu sur, doğu cephesinde kutsal bir girişe (propylon) sahiptir. Yapı 36 sütun üzerine oturmakta ve bunların üzerinde, onlar tarafından taşınan, kenarı 24 derecelik eğime sahip bir piramit yer almaktadır. Piramidin tepesinde ise dört atın çektiği, iki tekerlekli bir savaş arabası ve arabanın içinde de Mausolos ile Artemisia'nın temsil edildiği devasa bir heykel kompozisyonu bulunmaktadır (Bu muhteşem mermer heykelden geriye kalabilen birkaç parça, bugün Britanya Ulusal Müzesi/British Museum'da bulunmaktadır.). Yapıyı çevreleyen surdan içeri girildikten sonra, iki kenarı aslan heykelleriyle bezenmiş ana yoldan mezara ulaşılmaktadır. Bu yapı kompleksinin içinde sayısız heykel ve süsleme unsuru bulunmaktadır. Mausoleion, 12. yüzyıla kadar iyi bir durumda kalmış, ancak tekrarlayan depremler ve ilgisizlik sonucu yavaş yavaş bir harabeye dönüşmüştür. 15. yüzyılda ünlü Bodrum Kalesi'ni inşa eden Rodos Şövalyeleri (Hospitaliers, yani Hastane Biraderleri veya Malta Şövalyeleri de denilir.), geri kalanların neredeyse tamamını kendi inşaatlarında yapı malzemesi olarak kullanmışlardır. Şövalyeler, mermer heykelleri ve diğer unsurları kırarak, inşaat taşı hâline getirdiklerinden, bu beşinci harikanın neleri içerdiğini tam olarak bilmek mümkün değildir. Zaten 19. yüzyılda İngilizler de, Bodrum limanından gemilerle mermer bloklar götürerek, bunları Malta limanının inşaatında kullanmışlardır. Zaman içinde nerede olduğu bilinemez hâle gelen Halikarnassos (Bodrum) Mozolesi'nin yerini, İngiliz arkeolog Charles Thomas Newton, 1857'de bulmuştur. Antik kaynakları çok iyi kullanan ve bölgede dağınık olarak bulunan kalıntıları çok iyi değerlendiren Newton, Mausoleion'un yerini şaşırtıcı bir kesinlik içinde çok fazla aramadan bulmuştur. İngiliz arkeolog, yaptığı kazılarda çok sayıda parça çıkartmış ve doğu cephesindeki muhteşem frizlerin ve tepedeki savaş arabasının devasa tekerleği ile atlardan birinin de dâhil olduğu birçok paha biçilemez parçayı, Osmanlı yönetiminin ilgisizliğinden yararlanarak, aynı zamanda müdürü olduğu British Museum'a götürmüştür. Newton, bununla da kalmayarak, dünyanın çeşitli kentlerine dağılmış Mausoleion parçalarının çoğunu da müzesinde toplayarak, burada dünyanın en önemli Bodrum Mozolesi bölümünü oluşturmuştur. Mausoleion'un birçok parçasını içeren Bodrum Kalesi'ni gelecek sayıda görelim. Türkiye gibi kurumların kısa ömürlü olduğu bir ülkede 85. yaşını kutlayan Kâmil Koç Otobüsleri'ni de candan kutlayalım.