
Sonunda İyiler Mutlaka Kazanır Yazı: Koray Gürtaş
Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Dallas kentinin adını belki de ilk kez John F. Kennedy'nin suikasta kurban gittiği yer olarak duydu. 1980'li yıllarda bu kez bir diziyle ülkemizin gündemine girdi çok uzaklardaki bu kent. Dönemin tek kanalı TRT'de yayınlanan Dallas dizisinde, şehrin petrol zengini ailelerinden birinin entrikalarla dolu öyküsü anlatılıyordu. Ewing ailesinin yaşadığı Southfork Çiftliği pek çoklarının ikinci evi gibi olmuştu. Öyle ki dizinin meşhur kötü karakteri
J. R.'ın vurulduğu sahne, Türkiye'de hayatı kilitlemiş, günlerce bu işi kimin yapmış olabileceği konuşulmuştu. 2011'de ise Dallas bu kez basketbol takımı Mavericks ile hayatımızı süsledi. Ülkemizden NBA'e giden oyuncuların sayısının artmasıyla birlikte sadece basketbol severlerin değil, spor tutkunlarının büyük bir bölümünün ilgi alanına giren NBA'in bu sezonki şampiyonluk mücadelesinde mutlu sona ulaşan Dallas Mavericks ve onun yıldızı Dirk Nowitzki, tüm dünyayla birlikte Türkiye'nin de spor gündeminin üst sıralarına oturdu.
Adını western dizisinden aldı
Bu yılki başarı öyküsüne geçmeden önce dilerseniz Dallas Mavericks'in geçmişinde kısa bir yolculuk yapalım. Dallas'taki son profesyonel basketbol takımı, 1973'te San Antonio'ya taşınıp, San Antonio Spurs ismini alan Dallas Chaparrals'tı. 1979 yılında iş adamı Don Carter ve ortağı Norm Sonju, NBA'i Dallas'a getirme hakkını talep etti. 1980 yılındaki All Star maçında, lig sahipleri yeni bir takımın kabulünü oyladılar ve adını 1957-1962 yıllarında televizyonda gösterilen western dizisi Maverick'ten alan Dallas Mavericks doğdu. Dizide aynı isimli karakteri oynayan James Garner da kulübün sahipleri arasında yer aldı.
2000'li yıllar başarılarla dolu
İlk üç sezonunda play-off bileti alamayan Dallas Mavericks, sonraki beş yıl play-off'ta yer aldı. 1987-1988 sezonunda Lakers ile Batı Konferansı finali oynamaları en önemli başarılarıydı. Mark Aguirre, Brad Davis, Rolando Blackman, Derek Harper ve Sam Perkins, organizasyonun ilk yıllarında öne çıkan oyuncular oldu. 1988'den 2000'e kadar geçen süreçte sadece bir kez play-off heyecanı yaşayan Dallas'ta, bu tarihten itibaren kulübün yeni sahibi Marc Cuban, koç Don Nelson ile Dirk Nowitzki, Michael Finley ve Steve Nash'ten oluşan başarılı oyuncu üçlüsüyle parlak bir dönem başladı. Takım, 2000-2001 sezonundan bugüne sürekli play-off'ta yer aldı. 2002-2003 sezonunda Batı finalinde San Antonio'ya kaybettiler. 2005-2006'da ise şampiyonluğa çok yaklaştılar. Sırasıyla Memphis, San Antonio ve Phoenix'i eleyerek tarihinde ilk kez NBA finaline yükselen Nowitzki ve arkadaşları, 2-0 öne geçtikleri seride Miami'ye 4-2 ile boyun eğerek şampiyonluk yüzüğünden oldu. Ertesi yıl Batı Konferansı'nda normal sezonu birinci bitiren Dallas'ın, play-off ilk turunda Warriors'a yenilmesi büyük hayal kırıklığı yarattı. Sonraki üç sezonda ise play-off’ta en fazla ikinci turu görebildiler.
Ve Dallas şampiyon…
Bu yılın başında Mavericks, ligin iddialı takımları arasında gösteriliyordu. Ama şampiyonluk için daha çok şans verilen takımlar Lakers, Celtics ve Miami Heat'ti. Normal sezonu Batı'da üçüncü sırada bitiren Mavs, play-off ilk turunda Portland'ı 4-2 ile geçerek son yıllardaki şanssız başlangıç kabusundan kurtuldu. İkinci turda onları son iki sezonun şampiyonu Lakers bekliyordu. Nowitzki ve arkadaşları kıran kırana geçmesi beklenen seride rakibini 4-0 geçince şampiyonluk ümitleri yeşermeye başladı. Batı finalinde Oklohama'ya sadece bir maç veren Dallas, kendini beş yıl sonra bir kez daha NBA finalinde buldu. Üstelik rakip yine aynıydı: Miami Heat. Sezon başında takımın yıldızı Dwane Wade'in yanına Lebron James ve Chris Bosh gibi iki süper star daha alan Miami, bu oyuncuların performansına güveniyordu. Dallas'ın kozu ise Nowitzki ve tecrübeydi. Serinin Miami'de oynanan ilk iki maçından bir galibiyet çıkararak avantaj yakalayan Dallas, evindeki iki karşılaşmadan birinde rakibine yenilince rüzgâr yine Miami lehine döndü. Ama Mavericks evindeki üçüncü maçı ve Maimi'deki bir sonraki karşılaşmayı kazanarak tarihindeki ilk şampiyonluğa uzanmayı başardı.
Aslan payı Nowitzki'nin
Bu zafer aslında birbirinden ilginç öyküler içeriyor. Ama ilk parantezi elbette Nowitzki için açmak gerek. 1998 yılında Dallas'a gelen çaylak Alman oyuncu, iki sezonunun ardından Dallas Mavericks organizasyonunun kalbinde yer aldı. Hem bir süper yıldız hem de takım oyuncusu olmayı başardı. Yanındakiler değişti ama o hep dimdik ayakta kaldı. İşlerin kötü gittiği anlarda sorumluluktan asla kaçmadı. Şampiyonluğu getiren final serisinde ilk maçta sol elinden sakatlansa da orta parmağındaki tendon yırtığına rağmen oynadı. İkinci karşılaşmada sol eliyle attığı turnikeyle maçı kazandıran isim oldu. Dördüncü maçında 39 derece ateşle sahaya çıksa da performansıyla galibiyeti getiren isim oldu. Alman yıldız sonunda şampiyonlukla birlikte finallerin En Değerli Oyuncusu ödülünü de kazandı. 1994 yılında NBA kariyerine Dallas'ta başlayan Jason Kidd, 1996'daki ayrılığın ardından 2007'de yeniden yuvaya dönmüştü. Bu süreçte iki kez final kaybeden, kişisel istatistiklerde ise NBA tarihine geçen Kidd, bu sezon 38 yaşında Dallas formasıyla çok istediği şampiyonluk yüzüğünü taktı. Sacramento'nun altın döneminde finalin kapısından dönen Stojakovic, Phoenix'le şampiyonluk rüyasını yaşayamayan Shawn Marion ve 2004'ten beri Dallas'ta şampiyonluk hayali kuran Jason Terry, deneyimli isimler Tyson Chandler, Brian Cardinal, bu sezon NBA tarihinin en güzel başarı öykülerinden birini yazdılar.
Rick Carlisle'ın katkısı
Son paragraf ise koç Rick Carlisle için. Eski bir basketbolcu olan Carlisle, 1986 yılında Boston Celtics formasıyla oyuncu olarak şampiyonluğa ulaşmıştı. Bu yıl antrenör olarak Dallas'ı mutlu sona ulaştıran Rick Carlisle, NBA tarihinde hem oyuncu hem koç olarak kupayı kaldıran 11. isim oldu. Deneyimli koç, Caron Butler ve Rodrigue Beaubois'nın sakatlıklarının etkisini takımına fazla hissettirmedi. İlk kez final heyecanını yaşayan Carlisle, özellikle serinin dördüncü maçından itibaren Porto Riko'lu gard JJ Braea'yı ilk beşe koyma, Mahinmi ve Cardinal gibi isimlere daha fazla şans tanıma hamleleriyle zaferde büyük pay sahibi oldu.