Elazığ'ın Endemik Bitkileri Yazı: Hasan Torlak, Botanik Danışmanı: Doç. Dr. Galip Akaydın

Elazığ'ın Endemik Bitkileri Yazı: Hasan Torlak, Botanik Danışmanı: Doç. Dr. Galip Akaydın


1975 yılında, Türkiye'ye heyecan ve gurur veren bir olay yaşanmıştı. Bu önemli olayın konusu, dünya çapında da yankı uyandıran önemli bir bayındırlık tesisinin Elazığ'da açılmasıydı. Türkiye'nin en büyük barajı Keban'ın, uzun yıllar süren inşası bitmiş ve baraj hizmete girmişti. Artık her şey daha farklı olacaktı Elazığ insanı için. Daha fazla su, tarımsal üretimde nitelik değişimi, gemi ulaşımı ve balıkçılık gibi yenilikler, bu step ikliminde farklılıklar yaratacaktı. Diğer bir tabirle Elazığ'a denizi getirmişti devlet büyükleri. Her ne kadar bir kısmının kurtarma kazıları yapılmış olsa da yüzlerce arkeolojik alan 675 kilometrekare alanı kaplayan baraj sularının altında kalmış, çoğu höyük daha kazılıp bilgileri elde edilemeden yok olmuştu. Baraj gölünün altında yok olan, sadece insanlarımızın geçmişi ve arkeolojik kalıntılar değildi. Keban Barajı'nın suları, Elazığ'ın iki nadir endemik bitkisini Elazığ ilinden yok etmiş, diğer iki endemik bitkinin de yeryüzünden silinmesine yol açmıştı. Bunlardan Teucrium leucophyllum adlı kısamahmut otu ve Barbarea auriculata var. auriculata adlı bir nicar otu Elazığ ilinde artık yaşamamaktadır. Elazığ'a özgü bitkilerden, Harput sığırkuyruğu Verbascum harputense ile Astragalus pseudocylindraceu adlı bir geven, baraj suları dolayısıyla artık dünya üzerinden yok olmuşlardır. Elazığ'ın nadir bitkileri üzerinde insan tehditleri günümüzde de devam etmektedir. Fırat Nehri kenarında yetişen Verbascum birandianum ve Harput dolayında yetişen Fırat sığırkuyruğu Verbascum euphraticum da insan tehdidi altındadır. Bilimsel adını Elazığ'dan alan ve Fırat Üniversitesi kampüsünde yetişen Elazığ geveni Astragalus elazigensis tehlike altındaki türlerdendir. Elazığ ilinin adı Osmanlı döneminde Elaziz'dir. Bu isim Arapça bir kelimeye benzemesine rağmen, aslında kelimenin kökeni Hititler dönemindeki Alzi'dir. Geven dışında diğer nadir endemik bitkiler de adlarını bu ilden almışlardır. Dünyada sadece Palu ilçesinin bir köyünde yetişen ve 2007 yılında keşfedilen Elazığ peygamber çiçeği Centaurea elazigensis yok olma tehlikesi altındadır. Elazığ il merkezinin yanı başında yer alan Harput yöresi, Urartular döneminden bu yana önemli bir yerleşim ve inanç merkezidir. Harput insanı, çevresindeki endemik bitkilerden çeşitli amaçlarla yararlanmaktadır. Beslenme ve halk ilaçları, bu kullanımın en başında gelenleridir. Antik çağın korint nizamlı sütun başlıklarına ilham kaynağı sayılan, akantus bitkisinin endemik bir çeşidi olan, antik çağ doktoru Adanalı Dioskoridis'in adı verilen endemik Acanthus dioscoridis var. dioscoridis'in yaprakları, Harput'ta yara iyileştirici olarak kullanılmaktadır. Yörede “acemgülü” olarak adlandırılan ve haziran-kasım ayları arasında uzun dönem beyaz çiçekler açan Alcea calverti adlı endemik hatminin yaprakları, iltihaplı yaraların iyileştirilmesinde kullanılmaktadır. Bazı yörelerde “kelkız” olarak adlandırılan endemik papatya Anthemis wiedemannia'nın çiçeklerinden hazırlanan çay, yörede iç organlardaki kasılmaların önlenmesinde ve mikrop öldürücü olarak kullanılmaktadır. Dikenli olmasına rağmen pamuksu, yumuşak bir görünüme sahip olduğundan olsa gerek, Elazığ yöresinde “pamukdikeni” olarak adlandırılan Centaurea kurdica'nın dal ve tomurcukları, suda kaynatılmak suretiyle içilerek sinir gevşetici olarak kullanılmaktadır. Anadolu'da yaygın, Elazığ'da “acı süpürge” olarak adlandırılan, adından anlaşılacağı gibi toprak üstü kısımlarından süpürge yapılan Centaurea virgata adlı endemik bitkiden Elazığ insanı alerji tedavisinde yararlanır. Bitki, banyo yapılacak su ile kaynatılır ve boyundan aşağı bu suyla vücut yıkanır. Ancak adından da anlaşılacağı gibi bitkinin acı suyu gözleri tahriş ettiğinden gözler banyo sırasında korunur. Bağışıklık sisteminin yanlış alarmından kaynaklanan alerji sorunları, ülkemizde ve dünyada hayat kalitesini düşüren önemli hastalıklardandır. Ülkemizin endemik bir bitkisinin halk ilacı olarak da olsa alerjiye karşı kullanılmasının yanında ilaç bilimi uzmanlarınca incelenmesi, hastalığın tedavisinde olumlu sonuçlar verebilir. Yine yaygın endemik bitkilerden olan Wiedemannia orientalis'in kırmızı çiçekleri, yörede kuvvet verici olarak kullanılır. Elazığ yöresinin endemik bitkilerinden bir kısmı ise çok yönlü kullanılır. Örneğin Elazığ'da “havaciva kökü” ve “yerenüğü” gibi adlar verilen endemik Alkanna megacarpa bitkisinin köklerinin tuzsuz tereyağı ile kaynatılmasıyla hazırlanan ilaç, başta göz rahatsızlıkları olmak üzere birçok hastalıkta kullanılır. Bu bitkiden elde edilen endemik krem, yöre kadınları tarafından el kremi olarak kullanılmakta, ayrıca bitkiden üretilen ilaç, loğusa kadınlara içirilerek sancıların kesilmesi sağlanmaktadır. Bu bitkiden cilt ve yanık tedavisinde de yararlanılmakta, ayrıca hayvan derilerinin boyanmasında bitkinin kökü kullanılmaktadır. Kadınların loğusa sancılarını kesmesi ve cildin güzelleşmesinde kullanılması, bu bitkimizin ana tanrıça inancı ve doğurganlıkla ilgili olabileceğini akla getirir. Anadolu'daki düğünlerde evlenenlerin üzerine nohut saçma geleneği vardır. Bunun nedeni nohut bitkisinden ekmek mayası elde edilmesi, mayalanma süreci ile de kadınların gebe kalma süreçlerinin benzeştirilmesidir. Nitekim Elazığ'da, endemik bir nohut olan Cicer echinospermum yetişir. Elazığ'da “peynir mayası” olarak adlandırılan ve Harput dolayındaki Nahiye Köyü'nün yol kenarlarında yetişen endemik Cruciata taurica bitkisi, peynirleri mayalamakta kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu bitki doğurgan, sütün mayalanması gibi döllenen tanrıçaların bitkisidir. Elazığ'daki bazı endemik bitkilerden yemek de yapılmaktadır. “Yemlik” olarak adlandırılan endemik Scorzonera semicana adlı bitki, Harput dolayında çiğ ve pişirilerek yenir. Endemik olmamakla birlikte nadir bir gül yetişir Harput'ta. Türkiye'de sadece Harput dolayında yetişen beyaz çiçekli bu esrarengiz gül, “Harput gülü” olarak adlandırılmaktadır. Rosa laxa var. harputensis, yörede müshil olarak kullanılır, ayrıca dut pekmezine hoş koku vermesi için de yararlanılır. Günümüzde bu gülün sadece Göllüköy dolayında ve İzzet Paşa Çiftliği'nde yetiştiği bilinmektedir. Elazığ'ın endemik bitkilerinden bir bölümü, bilimsel adlandırılmalarını da bu yöreden almışlardır: Astragalus kharputanus (Harput geveni), Ajuga chamaepyts subsp. euphratica (Fırat mayasılotu), Alyssum harputicum (Harput kevkesi), Plantago euphratica (Fırat sinirotu), Stachys ramosissima var. elazigensis (Elazığ dağ çayı) bu bitkilere örnektir. Elazığ yöresinde estetik amaçlarla, süs bitkisi olarak da kullanılan endemik bitkiler bulunmaktadır. Elazığ'ın dekoratif ve hoş görünümlü bir endemik peygamber çiçeği Centaurea saligna, kuru çiçek olarak süslemede kullanılabilecek bir bitkidir. Ancak süslemede kullanılan endemik bitkilerden bazıları tehlike altındaki türlerdendir. Örneğin Harput'ta “enginar dikeni” olarak adlandırılan Centaurea pergamacea, kuru süs bitkisi olarak kullanılmakta olup tehlikede olan bu türün estetik amaçlı kullanımı önlenmelidir. Estetik açıdan hoş görünümlü endemik bitkiler, Elazığ ve ilçelerinin sembolü olarak kullanılabilir. Bunlardan biri, Baskilli bir botanikçimizin kendi köyünde keşfederek bilim dünyasına kazandırdığı Baskil ters lalesi Fritillaria baskilensis'tir. Keşfedildiği köy dışında yetişmeyen söz konusu çiçeğimizin keşif hikâyesinden de görüleceği gibi ülkemizin zenginlikleri ve gizli kalmış hazinelerinin keşfi için daha yapılacak çok işimiz bulunmaktadır. Demek ki kırsal yerleşimlerimizde daha çok keşfedilecek endemik bitkimiz vardır. Yeni endemiklerimizin keşfinde bitkinin yetişme alanlarının uzmanlarınca ayrıntılı olarak incelenmesi önem taşımaktadır. Her köyden botanikçi çıkmasını bekleyemeyeceğimize göre, yapabileceğimiz tek şey, her köyümüzün bitkilerini botanikçilerin sağlıklı ve ayrıntılı bir şekilde incelemesini sağlamak olacaktır.