
Sıcak Bir Anadolu Boyabat Yazı: Berna Çetin Akgün, Fotoğraflar: Faruk Akbaş
Sinop'a bağlı tipik bir Anadolu kasabası Boyabat. Karadeniz'in el verdiği yeşilliğinde, yüksekçe bir tepenin üstündeki heybetli kalesiyle, konaklarıyla, taş sokaklarıyla, sıcak, samimi insanlarının can kattığı, Anadolu'dan bir parça. Sinop'un güneyinde, Çorum sınırına yakın Boyabat, hem tarihî mirasları hem de doğasıyla insanın kalbini çalan, gülümseten, içini ısıtan bir yer.
2700 yıllık kale
İlçeye girince uzaklardan bile seçilen Boyabat Kalesi göze çarpıyor. Şehir merkezinde yer alan kale, oldukça yüksek bir tepeye kurulmuş; eteklerinde geniş bir alana yayılmış mesire yeri ise özellikle yaz aylarında ilçe sakinlerine açık havada dinlenebilecekleri bir ortam sunuyor. MÖ 7. yüzyılda Paflagonyalılar tarafından yapılan bu 2700 yıllık kale, Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının izlerini taşıyor. Yapılan arkeolojik çalışmalar sonunda iç kalede Helenistik döneme ait sunak, tapınak, zahire ambarı ve su deposu yer almaktadır.
Dış kalede ise ilk yerleşim yerlerine ait kalıntılar bulunmaktadır. Hisar peçeden geçilerek iç kaleye açılan ana kapı dışında birisi burç diğer ikisi de uç surlara ve tünel yoluna açılan dört kapı mevcuttur.1
Kale surlarının oturduğu kaya kütlesinin eteklerinde, kaya mağaraları ve tüneller yer alıyor. Kale eteklerinden zirveye dek uzanan bu tüneller ziyarete açık. Su yolu, kaçış yolu ve barınak olarak kullanıldığı tahmin edilen tünellerin içinde tapınak da yer alıyor. Kale eteklerinden geçen Gazidere Çayı kenarından girilip, zirvedeki iç kaleye ulaşan tünellerin yapılış tarihinin de yine kale gibi MÖ 7. yüzyıla dayandığı sanılıyor. Boyabat'taki diğer milattan önce kalıntılar Salar ve Dodurga köylerinde yer alıyor. Boyabat-Kastamonu yolu üzerinde bulunan, hangi kral için yapıldığı bilinmeyen Salar Köyü kral mezarına, kaya içerisine oyulmuş bir tünelle ulaşılıyor. Dodurga Köyü'ndeki resimli kaya ise bir başka hayranlık uyandıran tarihî kalıntı. Yerden 40-50 metre yükseklikteki insan figürü, oldukça detaylı olarak resmedilmiş ve yüzyıllar boyunca sağlam kalarak günümüze ulaşmış ancak resim hakkında herhangi bir bilgiye ulaşamıyoruz.
Boyabat'ta volkanik bazalt sütunları
Doğal miras sayılan bazalt kaya sütunları, Boyabat'ta, eşine az rastlanan doğal volkanik oluşumlar olarak dikkat çekiyor. Son yıllarda ilçe turizmine kazandırılması için çalışmalar yapılan bazalt sütunları, hayranlık uyandıran harika grafik şekillere sahip. Kurusaray Köyü civarında bulunan bazalt kayalarına çok kısa bir yürüyüşün ardından ulaşabiliyorsunuz. Birbirine yakın üç vadide yer alan bazalt kayalardan oluşan sütunların özelliği
4-5-6 köşeli oluşlarıdır. Sütunların yüksekliği 30-40 metre civarındadır. Jeolojik oluşumu ile ilgili Maden Tetkik Araştırma Enstitüsü ve 9 Eylül Üniversitesi tarafından yapılan araştırma ve çalışmalar sonucunda yaklaşık 5 milyon yıllık volkanik oluşumlar olduğu ortaya çıkmıştır.2
Sıra sıra konaklar…
Boyabat sokaklarında geziyoruz; ılık bir gün, konakların gölgesinin düştüğü kaldırımlardan kim bilir kaç adım geçmiştir. Sokak satıcılarının ve çocukların sokakları inlettiği, kadınların kapı önü muhabbeti yaptığı, sulayıp süpürdüğü, akşam olduğunda işten evlerine dönen erkeklerin son bir gayret adımladığı sokaklar ve sıra sıra dizili konaklar… Kalabalık ailelerin yaşadığı ahşap konakların bazıları kaderine terk edilmiş, bazıları yenilenip gençleşmiş. Terk edilenler, karşılarındaki yenilenmiş, tazelenmiş konaklar karşısında sanki boyunlarını bükmüşler, talihleri döner mi diye merak içindeler. Oysa ne çocuklar büyüdü, ne hayatlar yaşandı, ne acılara ne mutluluklara sahip çıktı o evler. Yenilenenler büyük bir umutla başka nesillere kucak açmanın tazeliğinde, diğerleri ise bunun özleminde...
Boyabat Kalesi çevresindeki tepelerin yamaçlarına ve eteklerine kurulmuş bir kent olan Boyabat'ta geleneksel konutların parsel içindeki konumunu öncelikle manzara belirlemektedir. Cephelerinden biri genellikle manzaraya, diğer cephesi ise bahçeye veya sokağa yönelik olarak tasarlanmıştır. Yamaçların her noktası birbirinden değişik görünümler sunmakla birlikte, kale manzarasının hemen her konutun yönlendirilmesinde hâkim bir faktör olduğu söylenebilir. Konutlar genelde, zemin kat üzeri iki kat olmak üzere toplam üç katlıdır. Karma sistemde inşa edilen konutların zemin katlarında, ahşap hatıllı, taş duvarlı, kâgir yığma sistem, üst katlarında ahşap taşıyıcılı, kâgir dolgulu ya da dolgusuz sistem kullanılmıştır.3
Boyabat'ın tarihi
Boyabatlı Ayfer ve Mehmet Akça rehberliğindeki gezimiz devam ediyor. Civar köylerde soluklanıp çocukluklarına dair anılarını, eski Boyabat'ı dinliyoruz onlardan. Konaklara misafir oluyoruz, yaylalarda soluklanıyoruz. Onların sıcacık ev sahipliğinde, Boyabat'ı daha çok seviyoruz.
Boyabat'ın MÖ 600 yıllarında kurulduğu sanılıyor. Şehrin eski adı Germanikopolis. İlçeyi ilk kuranların Gaşkalar olduğu tahmin ediliyor. Boyabat, “boy” ve “abat” kelimelerinden meydana gelmiştir. “Boy”, uzunluk ya da kabile, soy, aşiret; “abat”, mağrur, imar edilmiş anlamına gelmektedir. Bir başka söylentiye göre de "uzun ova" anlamı verilir. Boyabat sırasıyla Gaşka, Hitit, Paflagonya, Lidya, Pers, Makedonya, Roma, Bizans egemenliklerine girmiştir. Boyabat yöresi Danişment hükümdarı Gümüş Tegin tarafından Türk idaresine katılmış, Selçuklu, Candaroğulları dönemlerinden sonra nihayet 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı hakimiyetine girmiştir. İlçe, Osmanlı zamanında Kastamonu sancağına bağlı bir kadılıktır. Tanzimat devrinde Boyabat nahiyeye çevrilmiş, 1868 yılında da kaza yapılmıştır.4
Sinop ve civar şehirlerde dokumacılık oldukça yaygın ve çeşit çeşit dokumalar üretiliyor. Boyabat da çember denilen başörtüler, heybe, kilim ve çoraplarla Sinop dokumalarının en güzel örneklerini veriyor. Her bir motifin anlamı var; örneğin yığma deseni, sıkıntılı zamanlarda dokurlarmış. Yeni modeller de üretiliyor ama genelde eski motiflerin yok olmaması için eski motifleri de devam ettiriyorlar. Motifler doğadan esinlenerek oluşturulmuş, her bir motifin farklı isimleri var. 1 metrekaresinde 100 bin adet tel iplik yer alan Boyabat çemberi geçmişte başörtüsü olarak kullanılırken, günümüzde daha çok aksesuar olarak kullanılıyor.
Karadeniz Bölgesi'nde olmasına rağmen Boyabat, Orta Anadolu kara iklimi özellikleri taşıyor. Gökırmak'ın oluşturduğu vadi tabanında tarımsal değeri yüksek araziler bulunuyor. Bu arazilerde buğday, arpa, çeltik (pirinç), fasulye ve şeker pancarı üretiliyor. Ünlü Boyabat pirinci, bölgenin iklimi nedeniyle oldukça lezzetli ve değerli bir pirinç türü.
Anadolu'nun küçük bir ilçesi olan Boyabat, bu geniş coğrafyanın küçük parçasında onun özelliklerini taşıyor; Anadolu'yu Anadolu yapan renklerini bir bir sıralıyor karşımızda. Farklı din, dil ve ırktan medeniyetlere ev sahipliği yaptığı tarihi, Karadeniz ile Orta Anadolu'yu birleştiren coğrafyası, el sanatları ve sıcacık insanlarıyla Boyabat, Anadolu'nun bir özeti gibi.