Merhaba,

Merhaba,


Bu ay, okuyucularımız sayfalar arasında gezinti yaparken, konuların ne kadar geçişli ve birbirleriyle bağlantılı olduğunu görecekler. Duyarlı, hayata boş bakmayan, anlam kazandırmaya çalışan herkes, hiçbir şeyi atlamama çabasıyla yaşamı bir yerlerden yakalamaya çalışıyor. Dünyayı bir kaos ortamı değil, anlamlı bir bütünlük olarak kavrayabiliyor. Bebekliğimizin, çocukluğumuzun, gençliğimizin, yetişkinliğimizin, iş yaşamımızın, arkadaşlıklarımızın, dostluklarımızın, akrabalıklarımızın, komşuluklarımızın tanığı olan şehirlere arkamızı dönmek isteriz bazen. Sevinç ve hüzünlerimizin harmanlandığı mekânlar, yanılsamalarımız, acı verir bizlere. Bazen de zorunlu göçlerle, sürgünlerle, şartlara boyun eğerek, yaşamın arkasından sürüklenerek veda ederiz geçmişimize. Şehirler yüz çevirir bazen de. Geçmişimizi yok etmek istercesine, hoyratça bir muameleye mâruz kalır kentler. Tanınmaz hâle gelirken, elinizden kayan bir kentin dönüşümüne mi, vefâsızlıkların gölgelediği ilişkilerinize mi seyirci kaldığınızı anlayamazsınız. Kaybolan geçmiş, kaybolan şehirlere işaret eder. Bazen fiziksel yok oluşla bazen de bozulmayla gelen, o şehirde kaybolmanıza yol açan bir yabancılaşma yaşarsınız. Kendi şehrinizi zihninizde koruyarak, geliştirerek de kıramazsınız bu hâlinizi. İşte Boyabat; doğal volkanik sütunları, konakları, dokumaları, yaylaları, geçmiş medeniyetleriyle Anadolu'nun mikro ölçekteki bir örneği gibi. ABD, her ülkenin oyuncusuna kapılarını açıyor. Her alanda, piyasada aktör olabilirsiniz. Bağımsız sözcüğü bu çağa uygun mu düşmüyor acaba? Her alanda eklemlenme, geçişlilik söz konusu. Başkalarının ne yediği, ne içtiği, nasıl yaşadığı hepimizi ilgilendiriyor artık. Medeniyetin araçları; örneğin barajlar, geçmiş medeniyetlerin üzerinin örtünmesine yol açarken doğal yaşamın izlerini de yok ederek tarihin sayfalarına gömebiliyor. Çer-çöp, çanak-çömlek, börtü-böcek kimlerin umurunda? Atıklardan yaşamlarımıza katıklar, katkılar sunanlara selâm olsun. ABD'den gelip hünerli ellere istihdam sağlamak mümkünken umudumuz kırılır mı hiç? Yaratıcılığın sınırları yok. Geçmişle bağımızı koparmadan yaşamamızı sağlayan, geçmişin aşklarını, destanlarını, isyanlarını, kuşaktan kuşağa sözel olarak aktaranlar, resmî tarihin dışında öznel tarihimizi bize hatırlatıyorlar. Kültürlerin korunması, özelliklerinin yaşatılması, radyo, TV, plak, kaset, CD yokken canlı, sesli anlatımlarla mümkün olabilmiş. Kürtlerin yazılı tarihi pek olmadığı için bu anlamlı gelenek büyük bir boşluğu doldurmuş. Dengbejlik kültürü ve dengbejler yaşasın. Pine Point, bir kasabaya hayat verme mücadelesi olarak; anıların derlenmesi, belge, fotoğraf, ses kayıtları, video görüntüleriyle yok edilen bir kültürün parçalarının yeniden toplanmasıyla ilgimizi çekiyor. Biz, çokkültürlülüğün, yaşatılan kültürlerin yanındayız. Ayrımcılığın karşısındayız. Bu topraklarda yaşayan herkese saygılıyız. Bütün kültürlerin izlerinin peşindeyiz. Suudî Arabistan Büyükelçiliği, dergimizi yemeğe dâvet etti. Arap yemekleri bizim de çok ilgimizi çekiyor. Bir lezzet yumağıyla tanışacağınızın müjdesini veriyoruz sizlere. Dergimiz, 7. yılını idrak ederken açılımlarını da sizlerle paylaşacak. Önümüzdeki sayıyı, Kâmil Koç'un 85. yılına ayıracağız. Geçmişimizi unutmadan, yok saymadan; başarı öyküsünü, tarihsel arka planıyla, tüm yaşanmışlıklarıyla, aşamalarıyla ve emekçileriyle anıyoruz. Zincirin halkalarını koparmadan bugünlere uzanan bir başarı öyküsü okuyacaksınız…