Yolculuk Dergisi 84. Sayı

Rıfat Ilgaz 100 Yaşında


Türk edebiyatının unutulmaz ismi Rıfat Ilgaz, 100 yaşında. “Hababam Sınıfı”, “Karartma Geceleri” gibi ünlü romanlarının yanında şiir kitapları, anı kitapları, öyküleri, tiyatro oyunları, çocuk kitapları ve ödülleri bulunan Rıfat Ilgaz, 7-8 Mayıs tarihlerinde Cide'de yapılan etkinliklerle anıldı. Kastamonu'nun Cide ilçesinde, 1911 yılında dünyaya gelen Rıfat Ilgaz'ın, bugün müze olarak kullanılan evinde başlayan etkinliklerde 100. yaşı kutlandı. Rıfat Ilgaz fotoğrafları slayt gösterisi, Rıfat Ilgaz konulu şiir ve kompozisyon yarışmasında dereceye girenlere ödüllerinin verilmesi ve Rıfat Ilgaz Çocuk Korosu konserinin yer aldığı etkinliklerde ayrıca Önder Uygun tarafından çekilen ve T.C. Kültür Bakanlığı tarafından da desteklenen “100 Yıllık Çınar Rıfat Ilgaz” belgeselinin de gösterimi yapıldı. Rıfat Ilgaz kimdir? Rıfat Ilgaz, 7 Mayıs 1911'de Cide'de doğdu. 1930 yılında Kastamonu Muallim Mektebi'ni bitirdikten sonra altı yıl ilkokul öğretmenliği yaptı. 1938'de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nden mezun oldu. Bir süre Türkçe öğretmeni olarak çalıştı. Sınıf (1944) adlı ikinci şiir kitabının sıkıyönetim kararıyla toplatılmasından sonra altı ay hüküm giydi. Daha sonra Markopaşa başta olmak üzere çeşitli dergilerde çıkan yazıları ve yayımlanan kitapları nedeniyle yaşamının çeşitli evrelerinde birçok kovuşturmaya uğradı; değişen sürelerle tutuklu kaldı. 1947'de öğretmenlikten çıkarılınca, hayatını öykü, roman, tiyatro oyunu ve gazetelerde köşe yazıları yazarak kazandı. 1974'de Yenigün gazetesinden emekli oldu. 7 Temmuz 1993'te İstanbul'da öldü. Kütahya Yardım Bekliyor Kütahya, son günlerde yaşadığı olumsuz olaylarla anılıyor. Kütahya merkezine 34 kilometre uzaklıktaki Gümüş Köyü'nde yer alan ETİ Gümüş A.Ş.'ye ait siyanürlü atık su barajının ilk setinin çökmesi ve ardından ikinci setin de zarar görmesiyle, siyanürlü atıklar barajın son seti tarafından tutuluyor. Kütahya Valiliği'nin talimatıyla tesisin üretimi durduruldu; Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan gelen uzman ekiplerse barajda inceleme başlattı. Tesis yetkilileri, üçüncü sette güçlendirme ve dolgu çalışmalarının başladığını dile getirdi ama köylüler sette her 2 saatte bir, 1 santimlik kayma olduğunu söylüyorlar. 110 hektarlık alanı kaplayan barajda yaklaşık 15 milyon metreküp siyanürlü atık olduğu ifade edilirken barajda sızıntı olmasından da endişe ediliyordu. Nitekim Yapı.com.tr'nin haberine göre; Greenpeace'in ve Çevre Mühendisleri Odası'nın, ETİ Gümüş A.Ş. yakınındaki Köprüören Köyü'ndeki içme sularından aldığı numunede kabul edilebilir seviyenin yüzde 40 üzerinde siyanür tespit edildi. Greenpeace Akdeniz Kampanya Sorumlusu Banu Dökmecibaşı konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "İçme suyunda çıkan siyanür, bu tür tesislerin yarattığı tehlikeye en açık işarettir. Yaklaşık 25 yıldır bu bölgede insanların ve çevrenin böylesine bir risk altında kalmasına göz yumulması kabul edilemez. Bölge halkının ve hepimizin sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşama hakkı ihlal ediliyor.” Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Hamdullah Yıldız ise siyanür barajında meydana gelen çökmeyle ilgili görüşünü şu sözlerle aktardı: ''Son havuzun çökmesi durumunda çok büyük bir çevre ve doğa felaketi yaşanacağı ortadadır. Felaketin gerçekleşmesi durumunda önce Kütahya ve çevresindeki, sonra Karadeniz'deki yaşam, yok olarak ölecektir.'' Anadolu’nun Doğasını ve Köklerini Yaşatmak İçin Başlayan Büyük Hareket Büyük Anadolu Yürüyüşü Son zamanlarda yazılı basın ve televizyonlarda sık sık duyduğumuz Büyük Anadolu Yürüyüşü, Anadolu insanlarının suyunu, doğasını ve köklerini yaşatmak için başlattığı bir hareket olarak çıktı karşımıza. Bu harekete katılanlar hiçbir siyasi görüşe bağlı kalmaksızın, doğaya zarar veren uygulamaların kaldırılması için yola çıktıklarını ve herkesin katılımına açık olduklarını belirttiler. Yürüyüş, tümüyle bireysel ve gönüllü çabalarla gerçekleşti. Değişik meslek guruplarından insanların yer aldığı yürüyüş boyunca doğanın yok oluşu ve yapılması gerekenler konusunda söyleşiler düzenlendi. Yürüyüşe destek veren katılımcılar ise çoğunlukla yöre insanları tarafından misafir edildi. 2 Nisan'da, Anadolu'nun farklı bölgelerinden bu yürüyüş için yola çıkan on bir kervan, 21 Mayıs'ta Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde bir araya geldi. Kurtuluş Parkı'nda basın açıklaması yapmayı planlayan katılımcılar, kervanlara eşlik eden hayvanların trafiği aksatacağı ve yürüyüş için izin alınmadığı gerekçesiyle Gölbaşı'nda polis tarafından bekletildi ancak onlar taleplerini duyuruncaya kadar Ankara'da kalmak istiyorlar. Büyük Anadolu Yürüyüşü'nün amacını açıklayan manifestoda ise şunlar yer alıyor: - Doğa canlı bir varlıktır. İnsanlar, şirketler veya devletler doğanın sahibi olamaz, doğanın kadim dengesini ve işleyişini bozacak herhangi bir tasarrufta bulunamaz. - Doğa üzerinde herhangi bir mülkiyet hakkı iddia edilemez. İnsan doğa içinde yaşayan her canlı gibi geçicidir. - İnsanın kendinden sonraki nesillerin ve diğer canlıların da içinde yaşayacağı doğa anayı; onun dağlarını, ormanlarını, kıyılarını, derelerini, göllerini sahiplenmesi veya özelleştirmesi, bir mal gibi alıp satması asla kabul edilemez. - Temiz ve sağlıklı doğa ve bunun birinci şartı olarak su, tüm canlıların doğuştan gelen en temel hakkıdır. Bu hakkı ihlal edebilecek hiçbir kanun ve uygulama kabul edilemez. - Tek başına hiçbir canlının ihtiyacı, doğanın tahrip edilmesinin nedeni olamaz. “Sürdürülebilir kalkınma”, “koruma kullanma dengesi”, “üstün kamu yararı” gibi kavramlar doğanın sömürülmesi için gerekçe gösterilemez. Büyük Anadolu Yürüyüşü hakkındaki detaylı bilgiye www.vermeyoz.com adresinden ulaşılabilir.