
Gökyüzüne Değen Vadi Palovit Yazı: Uğur Biryol, Fotoğraflar: Faruk Akbaş
Kaçkar Dağları eteklerinde kurulmuş büyüklü küçüklü onlarca Hemşin yaylasının içinden bir tercih yapmak çok zor. Ancak benim için Palovit Vadisi üzerinde yükselen Sal, Pokut, Hazindağ, Hamlakit ve Samistal yaylalarının ayrı bir yeri var. Kaçkar Dağları ekosistemi içinde yer alan yaylalar, gurbetçi Hemşinlilerin büyük bir bölümünün yazlarını geçirdiği, eskiden hayvanlarıyla birlikte göç ettiği bir alanken şimdilerde sayfiye olarak kullanılıyor. Çamlıhemşin ilçe merkezinin içerisinden geçip sola sapıldığında, Hala Deresi boyunca uzanan köylerin yukarısında, adını kaplıca turizmiyle duyurmuş Ayder'in yanı sıra Kavrun, Ceymakcur, Paakçur, Huser ve Avusor gibi yaylaları görmek mümkün. Çamlıhemşin'den Fırtına Vadisi'ne doğru devam edildiğinde ise Çat'tan başlayarak Elevit, Haçevanak, Karunç, Trovit, Palovit, Apevanak gibi yaylalar dolaşılabilir. Bir de Verçenik tarafı var ki, o daha da ulaşılmaz görüntüsüyle insanı cezp ediyor. Yaklaşık 50 kilometrelik bir yolla ulaşılan bu masalsı güzergâhta, Başhemşin, Başyayla, Kale, Çiçekli gibi yerleşkelere ulaşmak, o yükseltilerde bir yaşam kurulabildiğini görmek insanı büyülüyor.
Vadinin incilerine yolculuk
Bu kısa girizgâhtan sonra benim için önemli olduğunu belirttiğim Palovit Vadisi güzergâhını anlatmak istiyorum. Çocukken yaylaya çıkmak, hepimiz için çok erken bir saatte kalkmak ve zorlu bir yolculuğa hazırlık yapmak demekti. Katırlara yüklenen erzaklar, üç ay yayladan dönülmeyeceği düşünülürse iyi seçilmeliydi. Gerçi katırcılık da o zamanlar bir meslekti ve erzakı bitenlere çoklukla gönüllülük esasına dayalı erzak getirilirdi. Biz sabah erkenden hayvanlarımızla birlikte yollara düştükten sonra artık düşünecek bir şey kalmazdı. Ne ilginçtir ki bütün bir kışı ahırında geçiren inekler de bir müddet sonra yayla kokusunu alıp yolları ezbere gider olmuştu.
Pokut Yaylası; Makrevis, Ortan ve Pogina köylülerinin ortaklaşa kullandığı, 2100 metre yükseklikte bir yayla. Biz de yaylada bulunan evimize ulaşmak için sabah erkenden yola çıkardık. Çünkü yaylada elektrik olmadığından gündüz gözüyle her şey ayarlanmak durumundaydı. Sabahın mahmurluğunda ilk etapta zor olsa da, belli bir mesafe kat ettikten sonra şölene dönüşen yolculuğun en güzel taraflarından biri, buz gibi pınarların yanı başında mola verip, evde hazırlanan kumanyayı tüketmek olurdu. Genellikle sabah pişirildiği için sonradan buz gibi olan yumurta, domates, salatalık, ekmek, bazı yolcularda da karalahana sarması bu menüyü tamamlardı. Tadını başka hiçbir şeyde bulamadığımız yemek ritüelinden sonra yollara koyulurduk. Asırlık çam ve gürgen ağaçlarının arasından yukarılara doğru tırmanmak zor olsa da yer yer düzleşen orman patikaları bir nebze olsun yorgunluğumuzu atmamızı sağlardı. Bu yolculuğun bittiğinin işareti, Pokut'a artık yarım saat mesafedeki Pilunçut Hanı'na ulaşmamızdı. Pilunçut Hanı, çok eskilerden kalma ve bir zamanlar neredeyse Palovit Vadisi'ndeki yaylalara giden yirmiye yakın köyün uğradığı bir yolgeçen hanıydı. Orada içilen çayları bugün hâlâ sevgiyle ananlar var. Pilunçut'a vardığımızda artık dizlerimizin bağı çözülmüş olur ancak bir sonraki tepenin ardından yaylamıza kavuşacağımızı bilerek adımlarımızı hızlandırırdık. Pilunçut düzlüğünü geçtikten sonra sağ tarafta kalan Sal Yaylası'nı doyasıya izler, kendi yaylamız olan Pokut'a doğru yol alırdık.
Adı gibi düz yayla: Sal
Sal Yaylası da sadece Çinçiva köylülerinin kullandığı, ortasında geniş bir düzlüğün yer aldığı, o geniş düzlüğün etrafında da geleneksel ahşap evlerin kurulduğu, ismiyle müsemma bir yayla. Sal, geniş panoramasıyla diğer Hemşin yaylalarında olmayan bir özelliğe sahip. Hem Karadeniz'i hem köyleri hem de Kaçkarlar'daki birçok yaylayı görebilme olanağı var Sal'da. Aynı durum Pokut için de geçerli. Palovit Vadisi'nin hemen üzerindeki tepelerde yükselen bu iki komşu yayla, görsellik açısından gelenleri doyurmaya yetiyor. Sal ve Pokut'tan, Kaçkar zirvesiyle beraber Kito, Hazindağ, Hamlakit, Marsis, Altıparmak, Meğo Meşesi, Huser, Kemerli Kaçkar, Ayder gibi birçok yerleşkeyi izlemek, akşamları Pazar ilçesinin ışıklarını ve eski limanı görmek mümkün. Sal ve Pokut bir zamanların en kalabalık yaylalarıyken son yıllarda araç yolu da olmasına rağmen bu kalabalığını yitirdi.
Göz alabildiğine manzara
Sal ve Pokut'ta evler, geleneksel ahşap ev yapımına uygun, genellikle ladin ya da kestane ağacından yapılan, mimari olarak da özenilmiş evler olarak göze çarpar. Alt katında ahırların yer aldığı, en fazla üç odası bulunan, çok eski olanları alçak tavanlı ama son dönemde yapılanları iki katlı olan bu evler, artık çoğu Hemşinli için sayfiye evi özelliği taşıyor. Turistlerse bu yükseltide bu kadar özenli bir mimarinin sebebini sormadan edemiyor hâliyle. Bunun sebebi Hemşinlilerin gurbetçi olması aslında. Hem köylerinde hem de yaylalarında, gurbette kazandıkları paralarla iyi evler yaptıran Hemşinliler, o dönemin ustalarına ince işçilikler yaptırmaktan geri durmamış. O nedenle birçok Hemşin yaylası, özellikle içinde yer aldığı coğrafyaya göre şekillenmiş. Pokut ve Sal yaylaları, geniş ladin ormanlarıyla çevrili olduğu için evin ana malzemesi ladin ağacından temin edilmiş.
Hazin bir dağ
Pokut'tan ileriye doğru devam edildiğinde konum olarak hemen hemen aynı yükseltideki Hazindağ Yaylası'na varılmış olur. Hazindağ, yayla içinde ilkel su kanalı sistemi olan tek yayladır. Evleri de en az Sal ve Pokut kadar özenli bir mimari üsluba sahip olan bu yaylaya, eskiden Pokut üzerinden iki saatlik bir yürüyüşle varılabilirken, geçtiğimiz yıl yapılan bilinçsiz yol çalışması, yaylanın ilerleyen yıllarda dengesinin bozulacağının işareti. Hazindağ Yaylası'nı Hemşin ilçesinin Tecina ve Podol köyleri kullanıyor. Yaylalarına gelmek için önce Çamlıhemşin'e geliyorlar, sonra da Elevit üzerinden Hamlakit'e gelip yaylalarına ulaşıyorlar. Şimdi ise yeni yaptıkları yolu kullanıyorlar. Aynı köyler, Makrevis ve Ortan'la Doğu Karadeniz'in en yüksek yaylası Samistal Yaylası'nı da kullanıyor.
Antik kent gibi sessiz
Samistal Yaylası, 2 bin 600 metre yükseklikte, etrafında numunelik bir tek ağacın dahi olmadığı, çok taşlık bir alanda kurulmuş değişik bir yayla. Evleri alçak tavanlı ve tamamen kesme taştan yapılmış, en az yüzyıllık evler. Samistal'da artık eskisi gibi kalabalık bir Vartevor şenliği yapılmasa da geçmişle bağlarını koparmayanlar kendi imkânlarıyla yaylayı yaşatmaya çalışıyor. Samistal, hem konum itibariyle hem de havasıyla diğer yaylalardan kolaylıkla ayrılıyor. Genellikle kapalı seyreden tipik Karadeniz yaz aylarının aksine Samistal'da açık hava görmemek neredeyse imkânsız. Samistal Yaylası'na Hazindağ'dan ulaşılabildiği gibi Yukarı Kavrun Yaylası'ndan ulaşmak da mümkün. Samistal, etrafını çeviren dağların ve yaylaların ortasında müstesna bir yere sahip. Bir tarafında Kaçkar zirveleri ve Kavrun Yaylası, diğer tarafında Apevanak Yaylası, geçitler, aşıtlar… Ama o hep yalnız ve ulaşılmaz. Yıllarca büyüklerimizin türkülerinde “viran kalsın” demelerinden olsa gerek Samistal bugünkü görüntüsüyle geçmiş şaşaalı günlerinden uzak. İnsanların çok sık gelmemesine rağmen evleri tüm görkemleriyle ayakta duruyor. Tabii birçoğunun doğa şartlarına ve bakımsızlığa dayanamayıp yıkıldığını da hatırlatmak gerek.
Samistal'a bir-iki saatlik yürüyüş mesafesinde olan Hamlakit Yaylası ise içinden şırıl şırıl akan deresi, etrafı çevrili ladin ormanları ve tepelerindeki kayalıklarla bütün yaylaların toplamı gibi bir görüntü arz ediyor. Hamlakit'in en büyük özelliği Vartevor denilen şenliklerin hemen hemen her yayladan daha gösterişli kutlanması. Ağustos ayının ikinci haftasında başlayan şenliklerde memleketin dört bir yanına dağılmış Hamlakitliler buluşup hem hasret gideriyor hem de Hemşin yaylalarının artık sönükleşmiş Vartevor'unu en canlı biçimde kutluyor. Vartevor, ağustos ayının ikinci haftasından itibaren irili ufaklı Hemşin yaylalarında kutlanan bir şölen aslında. Bütün bir yılı birbirinden ayrı geçiren arkadaşların, komşuların, akrabaların buluşmasına vesile olan, yayladaki günlük yaşamlarına bir süreliğine ara verdikleri, tulumun coşkulu sesiyle doluştukları horon çardaklarında sabahlara kadar eğlendikleri, sabaha karşı tatlı bir yorgunlukla evin yolunu tuttukları keyifli bir buluşma ayini Vartevor. Eskiden hemen hemen bütün Hemşin yaylalarında geniş katılımla ifşa edilen bu buluşmalar, ne yazık ki, göç ve göçün getirdiği kent hayatının insanlara dayattığı ekonomik döngü sebebiyle sekteye uğradı ve artık çok az Hemşinli bu buluşmalara katılabiliyor ya da yaylasına gidebiliyor. Yolunuz düşerse Hamlakit dışında Ayder, Yukarı Kavrun, Elevit gibi yaylalarda da coşkulu Vartevor'lara tanıklık edebilirsiniz.
Hamlakit'ten Apevanak'a
Hamlakit Yaylası'ndan yukarıya doğru gidildiğinde Palovit ve Meleskur yaylaları ile Apevanak Yaylası'na ulaşılmış olur. Apevanak, Palovit Vadisi'nin sınırdaki yaylasıdır, ondan sonra yine Kaçkar Dağları silsilesinin içinde yolculuğa devam edilir. Apevanak Yaylası'ndaki küçük taş köprü, bu yükseltide mimarinin bir ihtiyacı karşılamaktan öte bir şey olduğunun sembolü gibidir. Palovit yaylaları ve güzergâhları, bir zamanların en gözde yürüyüş mekânları olmasına rağmen son yıllarda gözünü hırs bürümüş kimi yöre insanının marifetiyle ne yazık ki bu özelliğini kaybetmeye başlamıştır. Palovit Şelalesi'nin olduğu mevkiden Hamlakit Yaylası'na, Pokut'tan Hazindağ'a, Palovit Yaylası'ndan Samistal'a açılan yollar, bir zamanlar dağcıların severek yürüdüğü patikaları ve bir yaşam kültürünü yok etmekle kalmamış, geri dönüşü olmayan zararlar da vermiştir. Tüm çabalara rağmen engellenemeyen bu çalışmalar ileride pişmanlık yaratacak; çünkü yaylada yaşamak özgür olmaktır. Bu özgürlüğü kısıtlayan tek şey zaman. Çünkü güz zamanı yayladan inme zamanıdır ve Hemşin'de “huzmancuk” denen vargit çiçekleri açtığında artık yayladan yavaş yavaş gitmenin zamanı gelmiş demektir.
Fırtına ve Palovit vadilerinin ekolojik değeri
Fırtına Vadisi ormanları, dünyada korumada öncelikli 100 alandan biri. Fırtına Vadisi öyle bir biyolojik çeşitliliğe sahip ki Kaçkar Dağları ile birlikte 537 odunsu bitki, 136 kuş, 30 memeli, 21 sürüngen ve 116 endemik bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Fırtına, Hemşin ve Çağlayan dereleri, her yıl Karadeniz'den iç kısımlara göç ederek yumurtadan çıktıkları yere kadar yüzüp yine orada yumurtlayan dünyadaki tek denizalalarının (Karadeniz'e özel bir alabalık türü) da yuvası. Fırtına ve Palovit vadileri, içerdikleri doğal yaşlı ormanlarla, hem bölgenin hem de ülkenin en bozulmamış birkaç orman ekosistemi arasında değerlendiriliyor. Palovit Vadisi, kendine özgü endemik bitki çeşitliliğinin yanı sıra barındırdığı hayvan türleriyle de doğa koruma açısından büyük önem taşıyor. Türkiye'de en yoğun boz ayı popülasyonun bulunduğu bölgelerden biri olan alanda, yaban domuzu, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban keçisi, kurt, tilki, çakal, yaban kedisi, vaşak, karaca ve porsuklar da yaşıyor.