Yolculuk Dergisi 83. Sayı

Anneler, Ah Anneler... Yazı: Feyza Hepçilingirler


Anne olmadan, hiçbir kadın, gerçek anlamdaki sevgiyi bilemez. Karşılık beklemeyen, sevilen kişinin hiçbir özelliğine bağlı olmayan tek sevgi, annenin sevgisidir çünkü. Anne, çocuğunu, doktor, mühendis de olsa, hırsız, uğursuz da olsa aynı sınırsız sevgiyle sever. Olmasını özlemle beklediği kişi olursa, sevgisinin yanına bir gurur, bir onur da eklenir; ama kanıyla, canıyla beslediği evladını sevmesi için herhangi bir koşulun gerçekleşmesi gerekmez. Onun sevgisinin şiddeti evladın ne mevkisine bağlıdır, ne parasına ne de güzel ya da çirkin oluşuna. “Kuzguna yavrusu şahin görünür.” atasözü boşuna mı söylenmiştir? Gazetelere yansıyan evlat cinayetleriyle ilgili haberler aklıma gelmiyor değil; ama yine de ben, en gerçek sevginin yalnızca analara özgü olduğunu biliyorum. Mehmet Emin Yurdakul'un bir ananın sevgisini çok yalın; ama çok çarpıcı anlattığı “Kesildi mi Ellerin?” şiirini anımsamanın tam sırası. “- Anne, anne, hişt, hişt… / - O kim? / - Benim, kalk, para ver.” diye başlar şiir. Oğul, gece yarısı annesini uyandırıp ondan para istemektedir. Kadının verecek parası yoktur; oğul, istediği parayı alamayacağını anlayınca sinirlenir, elindeki bıçağı anasının kalbine saplar. Anne, “Kan yerine irin olsun emdiklerin” diye beddua ederken, oğlunun elinden damlayan kanı görür. “O kan ne? / O damlayan kimin kanı avucunun içinden? / Yoksa beni vurur iken, bana bıçak sallarken / Kesildi mi ellerin?” Kendisini öldürmeye kalkanın elini kesmiş olması üzer mi bir insanı? O insan, bir anaysa üzer. Şiirdeki anne, bununla da kalmaz, ölümünden sorumlu tutulacağını bildiği oğlunu kurtarmaya çalışır. “Kaç buradan, seni şimdi gelip burada tutarlar / Zincir vurup o karanlık zindanlara atarlar / Kaç buradan kuş gibi, / Ben kanımı helal ettim, sen de affet yarabbi.” Bütün annelerin böyle davranabileceğini iddia etmiyorum; ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Kendisi ölürken, onu ölüme gönderen kişinin acı çekmesini önlemeye çalışan biri varsa, bilin ki o, yalnız ve ancak o kişinin annesi olabilir. Çocuğunu okula yazdıran ve öğretmen seçme şansı olan velilerin çocuk sahibi olmuş kadın öğretmenleri özellikle yeğlemesi boşuna değildir. Onlar bilirler, bir kadının yüreğinin sevgiye tam olarak açılması, ancak anne olduktan sonradır. Sevmeyi öğrenen kalp, yalnız kendi çocuklarını değil, başkalarının çocuklarını da sever artık. Kadınların kendi annelerini sevmeyi bile anne olduktan sonra öğrendiklerini söylersem abartma sayılmasın. İşler istediği doğrultuda gitmediğinde, “Doğurmasaydın o zaman beni!” diye, isyan bayrakları açan kızlar, kendileri anne olduklarında daha iyi anlayıp daha çok severler analarını. “Seni canımdan çok seviyorum.” diyen kişi bir anne değilse lafına pek kulak asmayın. Sizi canından çok seven tek kişi olabilir. Anneniz. Gerisi boş laf.