Yolculuk Dergisi 83. Sayı

Geçmiş Yüzyıllardan Bir Rüya Beyşehir Yazı: Ömür Akkor


Geçtiğimiz nisan ayında Selçuk Üniversitesi Ali Akkanat Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu ile Selçuk Üniversitesi Beyşehir Ali Akkanat Meslek Yüksekokulu'nun davetlisi olarak Beyşehir'e gittim. Beyşehir'e 50 kilometre kala aniden önüme çıkan Kubad Abad Sarayı levhası ile rotamı Beyşehir Gölü'nün kıyılarına sürdüm; gölün rengini gördüğümde ise nutkum tutuldu. Yıllardır görmek istediğim Kubad Abad çinilerinin rengi, karşımda alabildiğine uzanıyordu. Kubad Abad Sarayı Rengini gölden alması, hamamının çinileri ve desenleriyle Selçuklu çiniciliğinin başyapıtı Kubad Abad'ın çinileri. Kendi koleksiyonumda en hayran olduğum balıklı tabak da bu seriye ait. Selçuklu tarihçisi İbn-i Bibi'nin Selçukluname'sinde adı geçen saray, I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılmış olup günümüze kadar gelen tek Selçuklu sarayı. Anadolu Selçuklu devrine kadar sarayın adıyla anılan bir şehir hâline gelen Kubad Abad, daha sonra terk edilmiş ve tarihin karanlıklarına gömülmüş. Sarayı gezdikten sonra okula yetiştim ve Türk mutfağı üzerine bir konferans verdim. Konferanstan sonra okulu da detaylı gezme fırsatım oldu. Ali Akkanat Ali Akkanat'ı gıyaben de olsa Beyşehir'de tanıdım. Devlet Üstün Hizmet Madalyası almış bir eğitimci ve işadamı. Gerek Beyşehir'e yaptığı yatırımlar, gerekse üniversiteye verdiği ve dolayısıyla eğitime verdiği destek ayakta alkışlanmalı. Üniversitenin kampusu ve yurtları Ali Akkanat tarafından yaptırılmış; ayrıca okulda eğitim alan öğrencilerin uygulama yapabilmesi için okulun hemen yanına da dört yıldızlı Kamil Akkanat Uygulama Oteli'ni de yaptırıyor (Siz bu satırları okurken de otel açılmış olacak.). Kısaca verdiği desteği şöyle özetleyebiliriz: Öğrencilerin okuması için bir okul yaptırıyor, okurken iyi bir eğitimin yanında iyi bir uygulama yapılabilmesi için de bir otel inşa ettiriyor ve sonra kendi bünyesindeki otellerde staj yaptırıp, onlara iş olanağı veriyor. Yani bir öğrenciyi alıp onun için sonuna kadar uğraşıyor ki okulda yaklaşık iki bin öğrencinin olduğunu da hatırlatmak isterim. Eşrefoğlu Cami Eşrefoğlu Cami, Anadolu'da gördüğüm en etkileyici camilerin başında geliyor. Dokusu, kokusu, sakinliği ve büyüklüğü ile nefesinizi kesiyor. Anadolu'daki ahşap direkli camilerin en büyüğü ve en orijinali olan cami, 1296-1299 yılları arasında yapılmış. Beyşehir mutfağı Beyşehir'de mutfak kültürü, tarihin zenginliği ve gölün bereketiyle çok çeşitlidir. Bir yanda etkisinde olduğu klasik Konya mutfağı, diğer yanda Beyşehir Gölü ve yaratıcılık, sonuçta bu sayede oluşan kendine has benzersiz bir mutfak. Özellikle pekmezle yapılan tatlılar bence enfes, muhakkak deneyin derim. Ekmekler Ekmek çeşitleri köyden köye bile farklılık göstermektedir ama başlıcaları şunlardır: yufka, bazlama, tandır ekmeği, mısır ekmeği, mayalı ekmek, haşhaşlı ekmek ve tahan. Herse çorbası Döğme (buğday, yarma) tencereye konur ve az su ile haşlamaya başlanır. Açılmaya başlayıp, suyu azalınca bol süt ve tuz ilave edilir ve pişirmeye devam edilir. Hazır olunca üzerine bolca nane konularak servis edilir. Galle Bahçe lahanası ince ince kıyılır, bulgurla beraber haşlanır. Haşlanan yemeğe diğer tarafta kavrulan salça, soğan ve biber eklenir. Bir taşım daha haşlanıp servis edilir. Sazan pilaki Sazan balığı ayıklanır ve fileto çıkarılır. Küçük parçalara bölünüp tencereye konulur. Diğer tarafta soğan ince ince kıyılır, salça, tuz, limon, zeytinyağı ve az su ile harmanlanıp ayıklanan balığın üzerine dökülür. Dilerseniz kısık ateşte, dilerseniz de fırında pişirilir. Meyre Sazan balığından iri parçalar çıkarılır. Bir tencereye su konulur ve içine iri parçalar hâlinde soğan, domates salçası, kurutulmuş bütün biber ve kurutulmuş dağ eriği konularak kaynamaya bırakılır. Kaynamaya başladığında balıklar ilave edilip yaklaşık yarım saat pişirilir. Pişmeye yakın içine başka bir kapta kavrulan un ve salça konulur ve en sonunda bol reyhanla servis edilir. Çokratma Sazan balıklarının başları biriktirilip, bir balığın parçalanmış etiyle tavaya konur. Üzerine soğan, sarımsak, zeytinyağı, salça, limon, limon suyu, tuz ve kıyılmış maydanoz ilave edilip yahni şeklinde pişirilir. Dilerseniz tüm malzemeyi kavurup sonra su ilave ederek de yapabilirsiniz. Patlıcanlı pekmez Taze pekmez zamanı yapılır. Pekmez yapılmadan 2- 3 gün önce pekmez patlıcanlar dilimlenir ve kurutulur. Daha sonra pekmez yapılmaya başlandığında, pekmezin pişmesine son yarım saat kala kuru patlıcanlar kaynayan pekmeze ilave edilir ve yarım saat sonra altı kapatılır. Bir nevi reçel olan bu tatlı kavanozlarda saklanabilir. Aynısı tatlı kara kabakla da yapılır. Bulgur helvası Su ve pekmezle şerbet hazırlanır ve ocakta kaynamaya bırakılır. Kaynayan şerbete ince bulgur eklenir ve koyulaşıncaya kadar kısık ateşte kaynatmaya devam edilir. Altı kapatılıp, kavrulan sadeyağ ilave edilir ve soğumaya bırakılır. Dilerseniz ılık, dilerseniz de soğuk servis yapılır. Ala bulamaç Süt ve pekmezden, sütü çok, pekmezi az bir şerbet hazırlanır. Kaynayan şerbete topak olmaması için bir elekten geçirilen un çırpılır. Diğer yandan da sürekli karıştırılır. Kıvama gelince altı kapatılıp soğumaya bırakılır ve servis edilir.