Sanayi Devriminin İzinde Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi Yazı: Şebnem Türkoğlu

Sanayi Devriminin İzinde Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi Yazı: Şebnem Türkoğlu


Dünya tarihinin en önemli dönemlerinden biridir Sanayi Devrimi. Teknoloji ve üretim alanında sıçramaların yaşandığı bu dönemde insanlar da daha rahat seyahat edebilir hâle geldi. Buhar makinesinin keşfiyle pek çok yeni gelişmeye imza atıldı; iyisiyle kötüsüyle bir dönem bitti, yerini bambaşka bir döneme bıraktı. 1763'te James Watt'ın bulduğu buharlı makine, bu dönemi başlatan ilk adımdı. Sonrasındaysa buharlı gemiler, lokomotifler yapıldı, fabrikalar kuruldu. Gelişmeler bununla kalmadı; 1844'te Samuel Morse ilk ticaret amaçlı telgraf servisini kurdu. 1876'da Alexander Graham Bell telefonu icat etti. Pancardan şeker elde edildi; köprüler, kanallar ve demiryolları yapıldı. Azalan insan ihtiyacıyla verim yükseldi, yeni gelişmelerle insanların yaşam kalitesi arttı. Yakın geçmişimize ait bu gelişmeleri yan yana koyup bakınca sanayi devrinin izleri, çarpıcı biçimde gözler önüne seriliyor. Çengelhan, Ankara'nın ilk sanayi müzesini ağırlıyor Ankara Kalesi'nin hemen yanı başındaki Çengelhan'da, dünyadaki ve Türkiye'deki sanayi ürünlerinden örnekler sergileyen Rahmi M. Koç Müzesi, denizcilikten karayolu taşımacılığına, havacılıktan tıbba kadar bu devrin izlerini sürüyor. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Mihrimah Sultan'ın eşi Damat Rüstem Paşa tarafından 1522-1523 yıllarında yaptırılan Çengelhan, çok sayıdaki odası, açık avlusu ve develik kısmıyla 20. yüzyılın sonlarına kadar, tiftik, yapağı ve ham deri toptan satışlarının yapıldığı bir tabakhane ve yün deposu olarak kullanılmış. Koç Holding'in kurucusu Vehbi Koç'un ilk dükkânının Çengelhan'da olması nedeniyle T.C. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Ankara Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne ait olan han, Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından 2003-2005 yılları arasında aslında uygun olarak yaptırılmış. 16. ve 17. yüzyılda uluslararası bir sanayi ve ticaret merkezi olan Çengelhan, bugün bu sayede tarihine yakışır şekilde Ankara'nın ilk sanayi müzesine ev sahipliği yapıyor. Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi üç kattan oluşuyor. Zemin katı sergi alanı olarak kullanılan müzenin giriş katında, ilk otomobillerden fenerlere, minyatürlerden Türkiye'nin ilk sanayi ürünlerinden örneklere kadar zengin bir koleksiyon ve Ankara'daki önemli davetlere ev sahipliği yapan Çengelhan Brasserie bulunuyor. Denizcilik, Havacılık, Oyuncaklar, Bilimsel Aletler gibi bölümlere ayrılan üst kattaysa pek çok maket, minyatür ve orijinal örnek sergileniyor. Müze gezisi üst kattan başlıyor. Geçmişten bir yüz: Anadol 1903 yılında Alman oyuncak firması Guntherm tarafından yapılan teneke tramvay, dökme demirden yapılan lokomotif, buharlı dinamo modelleri, model dikiş makineleri, minyatür oyuncak askerler ve sirk hayvanları, Hugo Koch firması tarafından 1940'lı yılların sonunda Amerikan ordusunun battaniyelerinden yapılan ünlü Teddy Bear, kurmalı atlıkarınca ve rengârenk ahşaplardan yapılan tütün içen adam figürleri; Oyuncaklar bölümünde gözümüze çarpan parçalar arasında yer alıyor. Ahşap ve metal aksamlı oyuncak sürat teknelerini, yarış arabalarını incelerken toplu olarak üretilen ilk Türk arabası Anadol'un maketini görmek ise şaşırtıcı oluyor. Eski fotoğraf makineleri, cam baskı negatifler, radyolar, televizyonlar ve kameraların yer aldığı odalarda ayrıca kristalli radyolar, Nevhiz Işıl tarafından üretilen ilk Türk radyosu Nevtron, telerapid olarak adlandırılan otomatik telefon arayıcısı, 8 mm'lik film gösterme makineleri, gaz lambasıyla çalışan film projektörü, Edison fonografının replikası sergileniyor. Fonografın altında yer alan kayıt cihazından Edison'un ilk fonograf kayıtları da dinlenebiliyor. Yakın geçmişten örnekler de sergileniyor müzede; Commodore marka bilgisayarlar ve bir zamanlar delisi olduğumuz kasetli atari oyunları H.E.R.O, Pac-Man, Rekor Arabaları bunlardan bazıları. Bilimsel Aletler odasında; yıldızları ve enlemleri ölçmeye yarayan, astrologlar, astronomlar ve denizciler tarafından kullanılan usturlaplar; MS 3. yüzyıldan itibaren yön belirlemek ve feng shui için kullanılan Çin pusulası; orijinal deri, yünlü, ahşap kutusunda sergilenen, Napoleon Bonaparte'ın bıçakcısı Grangeret tarafından, 1880'lerde, Fransız abanoz ağacı ve cilalanmış çelik kullanılarak yapılmış beyin ameliyatı seti; deney tüpleri, dişçi koltukları, hacamat zembereği gibi eşyalar günümüzdeki ilerlemeyi çarpıcı şekilde ortaya koyuyor. Efsanevi denizaltı Nautilus bu müzede Denizcilik bölümü de diğerleri gibi zengin bir koleksiyona sahip. Model gemilerden gemi dümenlerine, gemi pruvalarından eski tip dev dalgıç kıyafetlerine uzanan bir koleksiyon yer alıyor. 1880'li yıllara ait yansıtıcılı teleskop, gemi hızını ve aldığı yolu ölçen paraketeler, Şakir marka Türk yapımı işaret tabancası, megafon, İngiliz Kraliyet Donanması'na ait binbaşı üniforması, Piri Reis haritası, üç sürgülü dalış kaskı ve elbisesi, çapalar, gemi fenerleri, Jules Verne'in “Denizler Altında 20.000 Fersah” isimli kitabındaki efsanevi denizaltı Nautilus'un 19. yüzyıla ait pirinç ve çelikten yapılan modeli bu bölümdeki ilgi çekici objeler. Pervaneler, uçak modelleri, uçak kontrol paneli, pilot maskeleri, ağır makineli silahlar ve paraşütlerin sergilendiği müzede ayrıca Cumhuriyet tarihinden belgeler, hafif toplar, gösterişli işlemeleriyle göz dolduran tüfekler ve tabancalar da ziyaretçilere sunuluyor. İsmail Amca Atölyesi ise müzedeki en dikkat çekici sergilerden biri. 1/1 ölçülerde yapılan bu atölye küçük yaşlardan beri trenlere meraklı olan İsmail Atsürer’e ait. 1920’li yıllarda ürettiği tren maketi halkın ve medyanın ilgisini çekince evinin kömürlüğünü atölyeye çevirerek maketler yapmaya başlar. Dededen kalma aletlerle, tamamen el becerisiyle yaptığı maketlere ek olarak buharlı gemilerin makineleriyle aynı şekilde çalışan minyatür motorlar da yapmış. Yorgunluk durumuna bağlı olarak üst kattaki kafede küçük bir mola verilebilir ya da doğrudan giriş katına inerek gezmeye devam edilebilir. Giriş katında ilk göze çarpan detay Çengelhan'ın avlusunu kaplayan Çengelhan Brasserie. Tarihî yapısı ve atmosferiyle farklı bir havası bulunan Çengelhan Brasserie, özel davetlere ev sahipliği yaptığı gibi müzeyi gezmeye gelenler için de alternatif bir dinlenme noktası. Avluyu çevreleyen odalardaysa yakın dönem sanayi ürünleri sergileniyor. Merdaneli çamaşır makineleri, eski tip kola makineleri, 19. ve 20. yüzyıla ait bisikletler, özellikle Hindistan'da 17. ve 18. yüzyılda kullanılan sırıkla taşınan tahtırevanlar, fenerler, işitme cihazları, dünyanın dört bir tarafından gelen bastonlar, Viktöryen döneme ait kıyafet ve eşyalardan oluşan minyatür koleksiyonu, Rahmi Koç tarafından Sadrettin Savaş’a sipariş edilen seramik esnaf bibloları gibi objeler sergileniyor. Rahmi Koç'un ticarete ilk başladığı yıllardaki dükkânının bir modeli de bulunan müzede ayrıca Vehbi Koç'u anlatan ödüller, özel eşyalar, kıyafetler de yer alıyor. Müzedeki odaların bazılarının girişi o kadar alçak ki eğilerek girmeniz gerekiyor. Odaların her biri fotoselle aydınlatılıyor. Objelerin sergilendiği özel bölmelere de ayrıca spotlar yerleştirilmiş. Objeler detaylı olarak görülebilmesine rağmen yansımanın çok olması fotoğrafçılar açısından zorluk çıkarıyor. 32 odada 3 binden fazla objenin sergilendiği müzeyi dolaşmak için en azından iki saat ayırmak gerekiyor. Kimi minyatürler detaylarıyla büyülerken, kimi objeler anıları canlandırıyor, kimileriyse hayal gücünü tetikliyor. Eski Ankara'nın kalbinde Türk ve dünya sanayisinin izini sürmek farklı bir heyecan veriyor.