
“Keşke herkes benim gibi, zevk aldığı bir işi yapsa” Didem Akben Röportaj: Berna Çetin Akgün, Fotoğraflar: Faruk Akbaş
İnsana ilham veren bir kadın Didem Akben. Rengârenk kurabiyeleri, kekleriyle gününüze keyif katarken, kıpır kıpır hâli, işini anlatırken gözündeki ışıltısı, öğrenme hevesi ve yaratıcılığıyla da insanı harekete geçiriyor. Bak başka kapılar var hayatta, hep bir yoldan gitmek zorunda değilsin, diyor adeta. İşini severek yapan bir insanın mutluluğu okunuyor yüzünde. Renkli cup kekler, mis kokan sevimli kurabiyeler eşliğinde yaptığımız röportajımız, bir kadının mesleğini bırakma riskini alıp, sevdiği, keyif aldığı şeyin peşinden koşup, öğrenme hevesi ve çalışma coşkusuyla başka kapıları nasıl açabileceğini gösteriyor.
- Pastacılık maceranız nasıl başladı?
2007 yılından beri kurabiye yapıyor ve süslüyorum. İlk başta tamamen çevreme hazırladığım kurabiyeler ve keklerle başladım. Aslında psikoloji mezunuyum. Bundan önce de altı yıl kadar Bursa'da anaokulu işlettim. İstanbul'a geldikten sonra mesleğimi yapmadım, hobi olarak başladığım pastacılık sonradan işe dönüştü. İlk siparişimi aldığım tarih, Nisan 2007'dir. Bir yıl kadar evimde yaptım ama sonra evim yetersiz gelmeye başladı. Blog adresim olan Pastanbul.blogspot.com da 2007'nin Şubat ayında kuruldu. İlk başta kendim ve eş-dost için yaptığım kurabiyeleri, cup kekleri tanıtıyordum, bakın ben neler yaptım şeklinde. Zaman içinde başka istekler gelmeye başladıkça blog'um gelişti. Onun getirisi olarak Happy Cookie Day adı altında çalışmaya başladık. 2008 yılından beri bütün işlerimiz bu marka altında yürüyor. 2009'un Eylül’ünden itibaren atölyemize geçtik, 16 aydır atölyemiz var. Siparişlerin ötesinde kurslar vermeye başladık. Yaklaşık her ay 30 - 40 kursiyerimiz oluyor.
- En çok ne siparişi alıyorsunuz?
En çok bebek kurabiyesi yaparız. Düğünlere, nişanlara, doğum günlerine, sünnet düğünlerine, sevgililer gününde, yılbaşında; her pakete uygun kurabiyemiz var. Bebek doğumlarında kurabiyeleri hem aile yaptırıyor hem de anneye babaya hediye olarak veriliyor. Hastanelerde çiçek odaya girmiyor ama kurabiye girdiği için herkese sempatik geliyor.
- Siz müşterilerinize bir katalog mu sunuyorsunuz yoksa onlar kendi istedikleri bir şeyle mi geliyorlar?
Zaman içinde portföy geliştikçe web sayfam üzerinden gidiyor siparişler. Daha önce yapılmış modellerden kişinin zevkine en yakın hangisiyse o tercih ediliyor. Yok bunlar değil, biz hiç yapılmamış bir şey istiyoruz, diyorsanız o zaman ona uygun işler yapılıyor. Ben genelde bir konsept olup olmadığını soruyorum. Bebek kurabiyelerinde mesela anne-baba denize âşık oluyor, her şey deniz temalı olsun isteniyor. Bebeğin adı da belirleyici oluyor.
- Devamlı müşterileriniz var mı?
En son korsan konseptiyle bir doğum günü siparişimiz oldu. Mesela o çocuğun, doğduğu zaman bebek kurabiyesini yaptım, dişi çıktığında diş kurabiyesi, sonra doğum günü kurabiyesi derken, her sene bir şeyler yapıyoruz. Bir de çok hoşuna gidiyor insanların. Yirmi kişi varsa bu kurabiyeleri tadan, o yirmi kişiden üçü mutlaka zaman içinde müşteri olarak bana dönüyor.
- Kullandığınız gıda malzemesinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Kullandığımız ürünlerde her şeyin gıda tüzüğüne uygun ve bütün malzemenin birinci sınıf olmasına çok dikkat ediyorum. Ürünlerimi teslim ettiğim sipariş verenlerin geri bildirimlerinde, “Görüntüsü kadar lezzeti de çok güzeldi.” cümlesi bana yetiyor.
- Kursta katılımcılara neler öğretiyorsunuz?
Kurabiye hamurunu birlikte yapıyoruz, kesiyoruz, pişiriyoruz. Pişirdiğimiz kurabiyelerin üzerini, şeker hamuru teknikleriyle süslüyoruz. Sabah on buçukta başlıyor, akşam beş buçuğa kadar sürüyor. Temel olan tüm malzemelerin kullanılması öğretiliyor. Ayda dört kez yapılıyor.
- Kursu bitirenler sizin gibi kekler, kurabiyeler yapabiliyorlar mı?
Teknik anlamda evet, malzeme kullanmayı öğretiyoruz ama ben üç senedir neredeyse günde 18 saat çalışıyorum. Biraz yaratıcılık önemli, yaptıkça gelişen bir şey. Gelen siparişler de zorluyor o anlamda. Bazen öyle bir talep geliyor ki siz ister istemez yaratmak durumunda kalıyorsunuz. Öyle olunca da kendiliğinden gelişiyor. Evde oturup ben bugün ne yapsam değil, zorlandığımız zaman kendiliğinden yeni şeyler ortaya çıkıyor. Korsan temalı bir şeyde acaba ne olur, diye düşünüyorum; gemi vardır, define sandığı vardır, korsanın kendisi vardır, bir define haritası vardır.
- Hazırlık aşamasını anlatır mısınız?
Önce sade kek ya da browni tarzında çikolatalı kek hazırlarız. Bu keklerin formunun düzgün olması bizim için önemlidir, buna uygun tarifler kullanırım. İçlerini çikolata ganajı ile doldurur, daha sonra üzerini şeker hamuruyla kaplarım. Şeker hamuruyla süslemenin kendi içinde bazı teknikleri vardır. Eğer boyutlu figürler çalışacaksanız bunlara modelleme yapmak zorundasınız. Bu figürleri keki hazırlamadan bir gün önce hazırlarız. Onları kuruturuz ki formu bozulmasın. Süslemeler için merdanelerimiz, kesicilerimiz, cımbızlarımız, silikon kalıplarımız mevcuttur.
- Kursa gelenler genelde sizin gibi bu işin ticaretini yapmak için mi geliyorlar yoksa bir hobi edinmek mi istiyorlar?
Her ikisi de oluyor. Kurslarım hafta içi ve hafta sonu olmak üzere iki şekilde gidiyor. Bunlardan hafta sonu olan kurslar genelde çalışan kadınların tercih ettiği kurslar. Çoğu da kafa dağıtmak için, hobi olarak, bir terapi olarak geliyorlar. Ama cumartesi gelip de yaptıklarını pazartesi günü işyerine, “Bakın ne yaptım.” diye götürdüklerinde, sipariş almaya başlıyorlar. Böyle çok kursiyerim oldu. Onun haricinde, aile bütçesine katkıda bulunmak isteyenler var. Heves edip gelenler, ondan sonra da zormuş deyip vazgeçenler de oluyor. Hobi olarak gelip sonradan bu işin ticaretini yapmaya başlayan çok fazla kursiyerim oldu.
- Çekiniyor musunuz peki rakip olurlar diye?
Buraya kursiyer olarak gelenler genelde, bu kadar teknik öğretmemi beklemediklerini, daha temel bir kurs olduğunu düşündüklerini söylüyorlar. Çekinmiyorum, çünkü ben hiçbir yerde öğrenmedim. Bu biraz kafaya koymakla alakalı. İnternet gibi bir mecra olduktan sonra bana gelmeyip başka bir yerden de öğrenebilirler. Ben öğrencilerimle gurur duyuyorum; eğer bir adım atarken benim birazcık faydam olduysa bu benim için çok büyük mutluluktur. Hep şunu söylüyorum rekabet konusunda; iyi olan kazansın.
- Sizin öğrenme süreciniz nasıl oldu peki?
İnternetten araştırdım. Ben bu işe başladığım zaman çok pasta yapan vardı ama kurabiye, cup kek konusunda uzman neredeyse hiç kimse yoktu. Ben hep küçük şeylerle uğraşmayı severim. İlk başta şeker hamurunun ne olduğunu merak ettim. Onun sonrasında renklendirmek için gıda boyaları kullandım. Annem kurabiyeye, pastaya meraklıdır, yurtdışına gittiği zaman gıda boyaları getirirdi. Mutlaka kurabiye kesicilerimiz vardı. Çok temel şeylerle başladım; yani bir tahta merdane ve gıda boyasıyla şeker hamuru açtım. O zaman daha şekilli merdaneden haberim yoktu. Yurtdışında yapılan kurabiyeleri araştırdığım zaman üzerlerinde böyle ufak ufak kullanılan şeyleri görmeye başladım. İngilizce biliyorsanız Google'dan arama yaptığınızda farklı yöntemleri görüyorsunuz. Benim bunları keşfedip yurtdışından ürünleri getirtmeye başladığım dönemde, Türkiye'de de bu tip malzemeler daha yaygın olarak satılmaya başladı. Yurtdışında yaşayan arkadaşlarım ve kuzenlerimi kullandım bu iş için ilk başlarda. Onlar gelip giderken bana pek çok şey getiriyorlardı. Hep bir tedirginliğim vardı. Mesleğimi bırakıp bambaşka bir yola girdiğim zaman ne olur ne biter hep tereddütle yaklaştım. O yüzden temkinli davranıp siparişlerim geldikçe küçük küçük kazandığım paralarla küçük küçük alışverişler yaptım. Temel malzemelerimin çoğunu ilk bir senede yavaş yavaş edindim. Şu an bana göre herkes çok şanslı çünkü her şey ellerinin altında; ben bu işe başladığımda Türkiye'de böyle malzemeler yoktu. Çok araştırdım. Kurslara bağlı olarak gelen talepler konusunda Mutfakland üzerinden mutfak malzemeleri satmaya başladık.
- Siparişlerinizi genelde internet üzerinden aldığınızı söylüyorsunuz. İnternet mecrasının size katkısı ne oldu?
İnternet olmasaydı bugün Happy Cookie Day olmazdı. Hâlâ daha anaokulum olurdu veya bir yerde çalışıyor olurdum. Bu işin içinde kesinlikle olmazdım çünkü benim bu işe başlama sürecimde, işi öğrenmem internet sayesinde oldu. İkincisi Pastanbul.blogspot.com’u açtığım zaman sipariş hiç aklımızda olan bir şey değildi; sadece yaptıklarımı göstermek için açtığım sıradan bir yemek blog'uydu. Ama çok enteresan bir şekilde, Pastanbul'a “Ben artık sipariş alıyorum.” diye yazdıktan sonra iki aileden bebek kurabiyesi siparişi aldım. Onun arkasından hep devamı geldi.
- Başarınızda sizce neler etkili oldu?
Ben müşteriyle kurulan ilişkinin çok önemli olduğunu düşünüyorum, psikoloji okumamın bunda faydası olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar sesini duymasanız da yazdığınız cümleler bile insana güven verebiliyor. Ayrıca zevke hitap etmeyi iyi bildiğimi düşünüyorum. Renk uyumu çok önemli bir şey bu işte; kullandığım renkler herkesin ilgisini çekiyor. Çok titiz çalışıyorum; yani bir kurabiye için hâlâ beş-altı dakika üzerinde uğraşıyorum. En az altı- yedi teknik kullanıyorum. Eğer ben burada bunlarla uğraşmazsam, hakkını vermezsem içim rahat etmiyor. En basit kurabiyede bile beş farklı teknik vardır. Vakit alıyor ama ben böyle ince işçilikle uğraşmaktan keyif alıyorum. Bir kadının işinde ilerleyebilmesi için aile faktörü çok önemli; eşim bana çok yardımcı oluyor.
- İşinizin zorlu ve keyifli yanları neler?
Teknik anlamda çok zor bir iş ama benim gibi detay seven insanlar için hiçbir zorluğu yok. Bir şeyler üretmek ve sipariş vereni mutlu etmek kadar güzel hiçbir şey yok. Müşterilerimin yaptıklarımı beğenmeleri benim için çok önemli. Hayal kırıklığı yaşatmak istemiyorum hiç kimseye. Çok amatör ruhla çalışıyorum. Ben ancak gece saat üçte ayaklarım zonklayarak oturduğumda anlıyorum zorluğunu. Keşke herkes benim kadar şanslı olsa ve benim gibi zevk aldığı bir işi yapsa.
Müşterilerim bana güveniyorlar, bu çok önemli bir şey. İlk geldiklerinde konsepti oluştururlar ve orada bırakırlar ve son hâlini teslim edildiğinde görürler genelde. Ürettiğinizin maddi ve manevi karşılığını aldığınız zaman bir sonraki işe daha zevkle başlıyorsunuz. Ben aynı gün içinde dört-beş siparişi aynı anda götürüyorum. Birinin temeli atılınca, diğerine geçerim.
- Nerelerden sipariş alıyorsunuz?
Yurtiçinden de yurtdışından da siparişlerimiz var. Şehir dışına kargoyla çalışıyoruz. İstanbul kadar özellikle Akdeniz Bölgesi, İzmir ve Karadeniz Bölgesi’den sipariş alıyoruz. Amerika'ya da Japonya'ya da buradan kurabiyeler gidiyor. Paketlerken her türlü önlemi alıp öyle gönderiyoruz. Doğum günü, parti organizasyonu, düğün gibi siparişlerin haricinde firmalara logolu kurabiyeler yapıyoruz; bunlar seminer, toplantı gibi organizasyonlarda promosyon amacıyla dağıtılan ürünler.
- Birkaç fiyat verebilir misiniz?
Genel olarak kurabiyelerin adet fiyatı 5 TL, cup keklerin 6 TL ama üzerindeki işçiliğe bağlı olarak fiyatlar değişebiliyor. İçinde 10 adet kurabiye olan paketlerimizin fiyatı 60 liradır. Onun haricinde yılbaşına ve sevgililer gününe özel setler hazırlarız; bunların fiyatları 50-75 TL arası değişiyor.
- Yurt dışına da açıldınız, değil mi?
Malezya'da, aynı iş ile uğraştığımız, çıkardığı işlere hayran olduğum bir kadın bana bir teklifle geldi; üç ayrı alışveriş merkezindeki mağazalarına kurabiye gönderiyoruz. Yeni anlaşmasını yaptığımız bir Katar işimiz var. Orada butik kurabiye, kek sunmak isteyen bir şirketle anlaştık. Bundan sonraki atılımımız atölyeden çıkıp bir mağazamızın olması. İnternet üzerinden herkes görüyor. Artık caddeden geçen de görsün istiyoruz. Bu iş büyüyerek devam ediyor ama ne kadar büyürse büyüsün ben bu işin mutfağından çıkmayı düşünmüyorum. Bundan beş sene sonra yine kurabiye yapıyor, süslüyor olacağım.