Türkiye Defteri Kültürün Söze Döküldüğü Şehir Sivas Yazı: Berna Çetin, Fotoğraflar: Faruk Akbaş

Türkiye Defteri: Türkiye Defteri Kültürün Söze Döküldüğü Şehir Sivas Yazı: Berna Çetin, Fotoğraflar: Faruk Akbaş

Kökleri çok derinlerde ve sağlam, kültürel anlamda dolu dolu bir kent Sivas. Nereye baksanız bir zenginlik, bir gelenek, sözlü kültüre yansımış hikâyeler buluyorsunuz. Dipsiz bir kuyu gibi; herkes şair, herkes ozan, herkes âşık. Herkesin söyleyecek bir sözü, hikâyesi, hayata dair kelâmı var. Bir yanda Âşıklar Derneği'nden sazın, sözün nameleri yayılırken, bir yanda dünya nimetlerinden geçmiş bir adamın acı, yaşanmışlık ve bilgelik dolu şiirleri kaplıyor Sivas sokaklarını. Âşık Veysel'in, Pir Sultan Abdal'ın şehri Sivas, sözleriyle büyülüyor bu sefer yolcularını. Mevlevihane'de beyazlar içinde dervişler, CEM Vakfı'nda rengârenk kıyafetler içinde semah dönenler, âşıkların sazların tellerine vurarak sıraladığı dizeler… Hepsi bir bütünün parçası, bir kilime atılmış ilmekler, bir şiirin dizeleri, Anadolu'nun çocukları gibi…

Devamını oku »

Uzak Menzil: Geçmişten Arta Kalan Tiflis Yazı: Seda Meşeli Fotoğraflar: Faruk Akbaş

Uzak Menzil:

Geçmişten Arta Kalan Tiflis Yazı: Seda Meşeli Fotoğraflar: Faruk Akbaş

Türkiye üzerinden Gürcistan'a seyahat etmek isteyen biri, öncelikle hangi sınır kapısından geçeceğine karar vermelidir. Aslında seçenekler bellidir: Ardahan'ın Türkgözü sınır kapısı ya da biraz daha kuzeydeki Artvin'in Hopa ilçesinin 15 kilometre doğusundaki Sarp sınır kapısı. Sarp kapısı, birincisine göre çok daha fazla tercih edilir. Neredeyse tüm taşıtların geçtiği yer burası olduğu için her daim kalabalıktır; özellikle de otobüslerin geçiş saatlerinde çok yoğundur. Türkgözü sınırı ise Sarp'a göre ikinci planda kalmıştır. Kimi tırlar Gürcistan'da izleyecekleri güzergâh dolayısıyla buradan geçmeyi yeğleseler de, bu durum Türkgözü'nün sakinliğini, kendi hâline bırakılmışlığını değiştirmez.

Mola: Sanayi Devriminin İzinde Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi Yazı: Şebnem Türkoğlu

Mola:

Sanayi Devriminin İzinde Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi Yazı: Şebnem Türkoğlu

Dünya tarihinin en önemli dönemlerinden biridir Sanayi Devrimi. Teknoloji ve üretim alanında sıçramaların yaşandığı bu dönemde insanlar da daha rahat seyahat edebilir hâle geldi. Buhar makinesinin keşfiyle pek çok yeni gelişmeye imza atıldı; iyisiyle kötüsüyle bir dönem bitti, yerini bambaşka bir döneme bıraktı. 1763'te James Watt'ın bulduğu buharlı makine, bu dönemi başlatan ilk adımdı. Sonrasındaysa buharlı gemiler, lokomotifler yapıldı, fabrikalar kuruldu. Gelişmeler bununla kalmadı; 1844'te Samuel Morse ilk ticaret amaçlı telgraf servisini kurdu. 1876'da Alexander Graham Bell telefonu icat etti. Pancardan şeker elde edildi; köprüler, kanallar ve demiryolları yapıldı. Azalan insan ihtiyacıyla verim yükseldi, yeni gelişmelerle insanların yaşam kalitesi arttı. Yakın geçmişimize ait bu gelişmeleri yan yana koyup bakınca sanayi devrinin izleri, çarpıcı biçimde gözler önüne seriliyor.

Endemik Bitkiler: Anadolu Kültüründe Sedir Ağacı Yazı: Hasan Torlak, Fotoğraflar: Faruk Akbaş

Endemik Bitkiler:

Anadolu Kültüründe Sedir Ağacı Yazı: Hasan Torlak, Fotoğraflar: Faruk Akbaş

Ülkemizde doğal olarak yetişen tek sedir türü, Toros sediri veya katranağacı olarak da adlandırılan Cedrus libani'dir. Bilimsel adını Lübnan'dan almasına, hatta Lübnan bayrağında da betimlenmesine karşın bu güzel ağaç, günümüzde Lübnan topraklarında yok olmaya yüz tutmuştur. Lübnanlılar Avrupa'dan fidan ithal ederek bu ağacı tekrar ülkelerine yerleştirmeye çalışmaktadır. Kutsal kitaplarda sedir ağacı; büyüklüğün, kuvvetin, şan ve şerefin, kraliyetin, maneviyatın, şiddetin, takdirin, zenginliğin, yayılış kudretinin sembolü olarak kabul edilmiştir. Ağacın cins adı olan Cedrus'un kökeni Arapçada “güç ve kuvvet” anlamına gelen “kedroum” ya da “kedre” ile kozalaklı ağaç anlamındaki “kedros” sözcükleridir. Günümüzde kullanılan “kudret” kelimesinin de aynı kökten geldiği görülmektedir. Anadolu'da halen kullanılan “Dağların kadısı katrandır.” sözüyle sedir ağacı kudretli, yargılayıcı ve takdir edici konumdaki erkeksi bir güçle özdeşleştirilmektedir.

 

İçindekiler

  • S. 2
    Başyazı
    Merhaba,
  • S. 6
    Okur Mektupları
    OKURMEKTUPLARI
  • S. 8
    Geçen Gün Ömürdendir
    GEÇENGÜNÖMÜRDENDİR Yazı: Feyza Hepçilingirler Kayıp - Kazanç Meselesi
  • S. 10
    Kent Tarihi
    KENTTARİHİ Yazı: Mehmet Ali Kılıçbay Flamenkonun Şehri Sevilla
  • S. 12
    Objektif
    Hatay Ceylanı-Dağ Ceylanı (Gazella gazella Pallas, 1776)
  • S. 14
    Blog Arkası
    "Hayatta En İyi Yaptığım İş Bu..." Keyifli Ve Keyfi Seçimleriyle: Egoist Okur Hazırlayan: Deniz Yalım Kadıoğlu
  • S. 18
    Güncel
    Doğu Anadolu'nun İlk Sulakalan Yönetim Planı: Hazar Gölü
  • S. 24
    Popüler Bilim
    POPÜLERBİLİM Saç Telinden Uyku Analizi Hazırlayan: Şebnem Türkoğlu
  • S. 28
    Doğadan Kültüre
    DOĞADANKÜLTÜRE Kazdağı'nda Yürüyüş Zamanı
  • S. 32
    Kültür Sanat Ajanda
    KÜLTÜRSANATAJANDA Bir Usta Bir Dünya: Mengü Ertel
  • S. 38
    Vitrindekiler
    VİTRİNDEKİLER
  • S. 42
    Yaratıcı Fikirler
    YARATICIFİKİRLER
  • S. 44
    Türkiye Defteri
    Türkiye Defteri Kültürün Söze Döküldüğü Şehir Sivas Yazı: Berna Çetin, Fotoğraflar: Faruk Akbaş
  • S. 62
    Röportaj
    “Keşke herkes benim gibi, zevk aldığı bir işi yapsa” Didem Akben Röportaj: Berna Çetin Akgün, Fotoğraflar: Faruk Akbaş
  • S. 68
    Yol Üstü
    Bozdağ'ın Eteğindeki İlçe Ödemiş Yazı Şebnem Türkoğlu, Fotoğraflar: Faruk Akbaş
  • S. 78
    Etkinlik
    Oynamadan Olmaz Vilac: Tahta Oyuncakların Yüz Yılı Yazı: Deniz Yalım Kadıoğlu
 

17. yüzyılda yaşamış ünlü gezgin Evliya Çelebi, 400 yaşında. UNESCO, 2011 yılını Evliya Çelebi Yılı ilân etti. Çağdaşlarınca ve onu izleyen dönemlerde önemsenmeyen, ciddiye alınmayan, “masalcı, palavracı” olarak nitelenen Evliya Çelebi, donanımsız ama kibirli ulema sınıfı tarafından küçümsenmişti. Oysa 10 ciltlik eserinde; Osmanlı İmparatorluğu'nun yollarını, kentlerini, idarî ve sosyal çerçevesini, dillerini, örf, âdet, yaşayış biçimlerini anlatarak, bize tarihî bir kaynak bırakmıştır. “Seyahatname” de zamanında sansürden, yasaklardan nasibini almıştır. Bu yılın hakkının verilmesi gerektiğini düşünüyor, tüm ilgili kurum ve kuruluşların, el birliğiyle bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesini diliyorum. Sizleri hep yolculuklara taşımak istiyoruz. Alışveriş merkezlerine, tüketime, çalışmaya, günlük yaşamın rutinlerine kilitlenen hayatımızı genişletmenin; sorunlardan, sorumluluklardan arada da olsa kurtulmanın yolu; okumaktan, dinlemekten, izlemekten, spor yapmaktan, dinlenmekten, hobilerden, gezmekten, doğada soluklanmaktan, değişik coğrafya ve yaşamlarla tanışmaktan geçiyor. Bu sayımızda hem iştah açan hem göz zevkimizi okşayan sayfalarda gezineceksiniz. Bir işin zevk alarak yapılmasının zevkli sonuçlarıyla karşılaşacaksınız. Tiflis'e baktığınızda, görmemiz, gitmemiz gereken ne çok yer olduğunu, üstelik oraların bir kez daha gidilerek tam olarak kavranması gerektiğini düşüneceksiniz. Zamanla yarışarak yaşadığımızı, dünyada hiçbir şeye tam olarak yetişemeyeceğimizi, zamanın da bizi kovaladığını bilerek yaşamımızı sürdürdüğümüzü bir kez daha anlayacaksınız. Dem bu dem, gelin, Ödemiş'e uzanalım. Antik Yunan, Roma, Bizans izlerini arayalım. Osmanlı, Cumhuriyet dönemi bizi anılarıyla kucaklasın. Yazın Gölcük, kışın Bozdağ, köfte, koruk, son zanaatkârlar… Tarihi, dinçleştiren havasıyla Birgi bizi kutsasın. Sivas, insanıyla, eserleriyle, havasıyla ekibimizin çok ilgisini çekmiş. Çengelhan Ankara’daki Rahmi M. Koç Müzesi de sizi çekecek. Gitmediyseniz, ziyaretinizi bekliyor. Deniz Yalım Kadıoğlu, hem güzel bir röportajla hem de hayat oyununu oyuncaklarla nasıl bezediğimizi anlatarak katkı sunmuş. İyi okumalar…

Reklam

Dergimize REKLAM VERMEK için tıklayınız.

Ulaşım Bilgileri

t : 0312 419 05 62
f : 0312 417 82 10
e : yolculuk@kamilkoc.com.tr