Merhaba

Merhaba


Bu sayımızda Buenos Aires'te bir tango molası verirken, Yedigöller'de yürüyüş yapıyoruz; bir bakıyorsunuz tarihin peşine düşüyoruz, sonra güzellikler karşısında nefesimizi tutuyoruz. Kayseri yemeklerini tadarken, anime günlerine katılıyor, onlardan ilham alıyoruz. 20. yüzyılın sosyal tarihini fotoğraflarla renklendirirken ve yeni medya teknolojilerine yenik düşerken de fotoğraf kendine ağıt mı yakıyor, diye düşünmeden edemiyoruz. “Zamanı iyi yönetebiliyor muyuz?” sorusuna cevap arıyoruz. Zamanımızı öldüren herkese, her şeye savaş açıyoruz. Sanayileşen kent olmanın olumsuzlukları, Kocaeli'nin güzelliklerine gölge düşürüyor. “Çarpık kentleşmeden nasibini almamış bir şehir var mı?” diye düşünüyoruz. Osman Hamdi Bey'in Eskihisar'daki yazlığı, Orhan Pamuk'un “Sessiz Evi” olmasın… Türkiye'de müzeciliğin, kentlerin değerlerinin korunmasının ve halkın izlenimine sunulmasının turizme katkısı yadsınabilir mi? Batıda “old town” dediğimiz şehirler, ilgimizi çekiyor. Yenileşme adına yükselen binalar; orijinaline ve kentin dokusuna uymayan çalışmaların, restorasyonların, taklitlerin, beğeni düzeyimizi giderek aşağı çektiğini kabul etmek durumundayız. Gezdiğimiz yerleri tanıtmamız, kamusal bir görev niteliğinde olduğu gibi, oranın cazibesini arttırmak, ziyaretçi akınına uğramasını sağlamaya katkıda bulunabilir. Gezme, görme hevesini körüklemek, ülkemizin özel ve güzel yerlerini ortaya koymak kadar, eksik ve hatalı uygulamaları da eğer ilgilenen olursa diye- gözler önüne sermeliyiz. Sivil mimarî örneklerini, kimliği olan yapı ve kentleri, kullanılan malzemelerin uygunluğunu, estetik hoşluğu, zarafeti her yerde gözlerimiz arıyor. Ortaçağ kalıntılarının bile, bu topraklarda “kadına yönelik şiddetin” yüz yıllardır sürüyor olduğunu hatırlatması da çok üzücü. Kadın cinayetlerinin; reddedilen erkeklerin, yaşama haklarını bile ellerinden alabilme hakkını kendilerinde görmesinden kaynaklandığını biliyoruz. Namus cinayetleri de kadınların kurban edilmesinin en önemli göstergeleri. Kadınları bu kadar yok sayan erkeklerin kentleri de telef etmelerine şaşmamak gerekir. Kamboçya, Asya'nın en ilginç ülkesi… Nemli sıcak havasının bunaltıcılığı bile güzellikleri yaşamanıza engel değil. Yemeklerini önce yadırgar gibi olsanız da ağız tadınıza uygun olanları bulacaksınız. Masaj, tuk-tuk, bisiklet, Angkor Tapınakları'nda; “on tola”, “van tola”, “madam, madam” nidalarıyla size bir şeyler satmaya çalışan çocuklar buranın unutulmazları… Yorulmadınız, umarız. Yoğun okumalar ve iyi yolculuklar dileriz.