Yolculuk Dergisi 81. Sayı

BLOGARKASI Hazırlayan: Deniz Yalım Kadıoğlu


Kayboluyoruz; günün içinde, şehrin içinde, evrenin içinde, kendi içimizde sürekli bir yerlere dağılıyoruz; bilerek ya da bilmeden savurup duruyoruz parçalarımızı. Kafamız neredeyse her ân dağınık, dolayısıyla okuduğumuz ve hatta deyim yerindeyse yalayıp yuttuğumuz 'öğretiler'le, sahip olmak istediğimiz bıçak gibi keskin bir dikkat, ânı yaşama, farkındalık gibi nitelikler sadece yazılarda kalıyor. Saf mutluluk, özgürlük ise bize bambaşka bir evrenden el sallıyor arada bir…” Yukarıdaki satırlar devam edecek, sakin bir ırmak gibi sürükleyecek okurunu ve bir yemek tarifine, “ballı havuç çorbası”na götürecek. Bir ân için ânı yaşayacak okur, satır aralarından toplayacak merakını, yalnızca üç-beş malzemeden ve bardak-kaşık ölçülerinden ibaret olmayacak o yemek. Mutfakta, buhar sıcaklığında karıştırırken çorbasını, blog sahibinin içinden, kaleminden dökülenler de olacak tenceresine. Ya da incinen yerlerine, şifa niyetine. “Kar yumurtaları”nın lezzet yolculuğu Blog Arkası'nda bu ayki konuğumuz Snoweggs.com'un sahibi Oytun Koçlar Abut. Size neleri çağrıştırır bilmem ama ben sayfaları dolaşırken blog yazarının tutkusunu çok yakından hissettim. Hem alıştığımızdan farklı tatlar içeren yemek tariflerinde hem de bu tariflere eşlik eden iç sesinde. Daha ilk yılında ödül alan blog, bu yazıyı okuduğunuz sıralarda ikinci yaşını kutluyor. Ballı ve baharatlı kek, biberiyeli tavuk, Frenk üzümlü ve böğürtlenli sorbet, yerfıstığı ezmeli şekerleme… Gelelim “kar yumurtaları”nın öyküsüne! - Blog yazmaya nasıl başladınız? 2009 yılının mart ayında başladı Snoweggs ile yolculuk. Özel amaçlardan, beklentilerden ve incelikle düşünülmüş tüm kurgulardan bağımsızca çıkageldi, her ânı bir bebek misali bitmek tükenmek bilmez bir merakla yaşayan, “anbean keşfetmek”, adeta hayatının biricik amacı olan bir ruhun yansıması oluverdi. O dönemde işten ayrılmıştım ve dolayısıyla “zaman” denilen şeye sahiptim, hem de bolca. İyi yemek yemeyi, lezzetin her hâlini keşfetmeyi, mutfakta zaman geçirmeyi seviyordum. Tüm bunlara görsel anlamda bir şeyler yaratma tutkum ve dijital evrene olan yakınlığım da eklenince ortaya Snoweggs çıkıverdi. - “Snoweggs” ne demek? Yayımlandığı ilk günlerde pek çok kişi Snoweggs'in anlamını ve nereden geldiğini merak etti. İsmini Fransızca “oeufs à la neige”den (öf ala nej) aldı, namı diğer “snow eggs”, yani “kar yumurtaları”; mereng'lerin kardan yumurtalara benzediği ve Créme Anglaise (light custard) sosunun içinde yüzdüğü bir tatlı. - Yemek yapmak sizin için nasıl bir anlam taşıyor, profesyonel olarak yaptığınız işlerle bir ilgisi var mı? Yaklaşık iki yıldır çalışmıyorum; öncesinde web tabanlı projelerin kurumsal satış ve pazarlama iletişimi süreçlerini yönetiyordum. Şu sıralar ise yola çıkış amacı ve içeriği ile Snoweggs'den çok daha farklı olacak ve önümüzdeki aylarda yayına girmesini planladığım yepyeni bir sitenin hazırlıkları ile uğraşıyorum. Yemek, hem tüketmek hem de üretmek anlamında benim için. Hobiden çok öte. Ancak hobiden öte derken şunu da belirtmek isterim; yemek yapmayı ticari bir boyuta taşımayı pek düşünmüyorum. Sağlıklı beslenmek, yemekleri doğru tekniklerle pişirmek, sebzeyi meyveyi mevsiminde tüketmek... E tabii ara sıra da kaçamaklar ve yaramazlıklar yapmak... Bu bakımdan hem yaşamak için yiyorum hem de yemek için yaşıyorum diyebilirim. - Tarifler alıştığımızdan epey farklı, daha ismiyle insanda merak uyandırıyor. Kaynağınız nedir? Genellikle yabancı dergi, gazete, blog gibi kaynaklardan, zaman zaman yabancı yemek kitaplarından faydalanıyorum. Tarifleri uyguladığım kaynakların ortak noktası, içeriklerine gözü kapalı güven duyabilmem; örneğin The Guardian gazetesinin yemek bölümü ve yemek editörleri. - Fotoğraflar da oldukça profesyonel duruyor. Bu konuda bir eğitim aldınız mı? Çok teşekkürler, fotoğraflar beğenilince çok mutlu oluyorum, zira o kadar zor beğeniyorum ve hatta beğenmiyorum ki. Üniversitede Görsel Antropoloji ve Belgeleme konulu uygulamalı bir dersimiz vardı. Onun dışında bu konuda hiçbir eğitim görmedim. Sanırım pek çok konuda olduğu gibi fotoğraf çekerken de sezgisel davranıyorum. - Ziyaretçiler ne düşünüyor blog hakkında? Öncelikle eşim olmak üzere ailem, arkadaşlarım, farklı profillere sahip pek çok kişi ve okuyuculardan hep çok keyifli ve motive edici yorumlar alıyorum. Misal, “Okurken keyif alıyorum, fotoğraflar ilham veriyor, tarifler iç çektiriyor. Her duyuya hitap ediyor, her duyguya yer veriyor bu sayfalar.” diyorlar. Genellikle sitenin tasarımı çok huzur verici, iç açıcı bulunuyor ve yazılarım beğeniliyor. - 2009 Altın Örümcek Web Ödülleri “Blog” kategorisinde üçüncülük ödülünü aldınız. Snoweggs'in ödülü kazanmasında neler etkili oldu, onu diğer adaylardan farklı kılan özellikleri neydi? Aslında bu soruyu cevaplamak biraz zor, çünkü finale kalan diğer blogların tümü birbirinden ve Snoweggs'den farklı kulvarlardaydı. Bu noktada hem jürinin hem de halkın oyları devreye girdiği için öncelikle tasarımın ve daha sonra içeriğin dikkat çekmiş olabileceğini düşünüyorum. - Blog yazarı olmak hayatınızda neleri değiştirdi? Öncelikle kilomu! Neyse ki şimdi yeniden eskisi gibiyim. Artık pişirdiğim ne kadar yaramaz şey varsa genellikle hemen eşe dosta gönderiyorum. Blog yazarken çok şey keşfettim, sanırım en çok da kendimi. Fotoğraf çekmeye, yeniden yazı yazmaya başladım; tüm bunlar hayatımdaki pek çok şeyi olumlu anlamda etkiledi. - Bugüne kadar yazdıklarınız arasında en sevdiğiniz içerik hangisi? Her birinde kendimden o kadar çok parça var ki “şudur” diyebilmek gerçekten güç. Ancak “Ballı Havuç Çorbası” başlıklı yazımın bendeki yeri daha farklı…