Yolculuk Dergisi 81. Sayı

KENTTARİHİ Yazı: Mehmet Ali Kılıçbay Tangonun Vatanı Buenos Aires


KENTTARİHİ Yazı: Mehmet Ali Kılıçbay Tangonun Vatanı Buenos Aires tarihlerde Amerika kıtasının en güneyindeki kent olan Buenos Aires, diğer bütün limanlardan çok uzakta olduğu ve geçimini sağlamak için hem kendi kırsal alanına yönelecek hem de korsanlık yapacaktır. Kent, bütün sıkıntılara rağmen 1680'de, on bin gibi çok büyük bir nüfusa ulaşmıştır. İç bölgelerde yetiştirilen hayvanların derileri büyük bir endüstriye can vermiş ve şehir artık Güney Amerika'nın en büyük endüstri, ticaret ve liman kenti haline gelmiştir. Liman, Buenos G üney Amerika'nın en büyük nehirlerinden Parana ile Uruguay, Atlantik Okyanusu'na dökülmeden önce birleşerek, Rio de la Plata adındaki (gümüş nehir) büyük akarsuyu oluştururlar. Dünyanın denizciliğe en elverişli büyük su havzalarından biri olan bu bölgeye ilk ulaşan Avrupalı, İspanyol denizci Juan Diaz de Silis'tir. Ama yerli Guarani kabilesi tarafından öldürülmüştür. Aradan 20 yıl geçer ve altın peşinde bir İspanyol maceracı olan Pedro de Mendoza bölgeye gelir. Teknesi lehte bir rüzgardan yararlandığı için buraya Buen Ayre (iyi rüzgar) adını verir. Bu ad, daha sonra dünyanın en ünlü kentlerinden biri olacak olan Buenos Aires'in başlangıç noktasını işaret etmektedir. Mendoza'yla birlikte oluşan ilk koloni de Kızılderililer tarafından yok edilince, bu çok elverişli liman, 15411566 arasında kendini silahla koruyan insanların ciddi bir yerleşimine sahne olmuştur. Oluşmakta olan kent ve liman, Avrupa'yı gümüş madeniyle besleyen ve yaşlı kıtadaki nakit kıtlığını gidererek, ekonomik gelişmeye büyük katkıda bulunan Potosi gümüş madeninin üretimini önce Atlantik'e, sonra da İspanya'ya ulaştırmada hayati bir öneme sahip olacaktır. Ancak bu liman kolay oluşmayacaktır. O Aires için o kadar önemlidir ki, şehir halkına Buenos Airesli değil Portenos (liman halkı) denilmekte ve bugün de kentin sakinleri bu adla anılmaktadırlar. Buenos Aires, 18. yüzyılın sonundan itibaren başlayan çok büyük çaplı bir gelişmeye sahne olmuş ve Avrupa'dan, özellikle İspanya ve İtalya'dan olmak üzere çok büyük bir göç almıştır. Uçsuz bucaksız Arjantin pampa'sına (kırlık alan) açılan liman kenti, bu bakir ve son derece verimli, muazzam büyüklükteki ovaların ürünlerinin aktığı ve işlendiği devasa bir kent olmaya doğru hızla ilerlemektedir. Öylesine ki, Güney Amerika'nın en büyüğü ve en zengini haline gelen bu şehir, artık Avrupa'nın Paris, Londra gibi büyük metropolleriyle yarışacak bir kültürel zenginliğe kavuşmuştur. Bu süreç içinde kurulan Colon Tiyatrosu, dünyanın en ünlülerinden biri haline 10 Yolculuk