Yolculuk Dergisi 81. Sayı

Napoli'nin Yeniden Doğuşu Yazı: Koray Gürtaş Gazeteci, Spor Yazarı


Napoli, İtalya'nın güneyindeki en büyük kentlerden biri. Şarkılarıyla ve spagetti'siyle ünlü. Milano'ysa çizmenin kuzeyinde. Burası modanın merkezi ve belki de ülkenin en zengin şehri. İtalya'nın kuzeyi ile güneyi arasındaki ekonomik farklılıklar, tarih boyunca bu iki bölge arasında gerilime neden oldu. Hâl böyle olunca rekabet, İtalya'nın iki kutbunda yer alan bu şehirlerin futbol takımlarına da yansıdı. Milan ve Inter gibi iki önemli kulübe sahip olan Milano, yıllarca Napoli'nin hayal bile edemeyeceği başarılar yakaladı. Bu gidişi değiştiren isimse Diego Armando Maradona'ydı. Arjantin'de genç yaşta şöhreti yakaladıktan sonra başarısız bir Barselona macerası geçiren efsane futbolcu, 1984 yılında Napoli'ye transfer oldu. Onun gelişi büyük bir coşku yaratmıştı. Maradonalı ilk sezon, sekizincilikle biterken ertesi yıl Napoli, ligi üçüncü basamakta tamamlıyordu. 1986-1987 sezonundaysa mavi-beyazlılar, tarihlerindeki ilk Serie A Şampiyonluğu'nu elde ederek büyük bir başarıya imza atıyordu. Maradona ve arkadaşları o yıl İtalya Kupası'nı da müzelerine götürerek duble yaptı. Arjantinli küçük dev adamın yanına, Brezilyalı Careca ve Alemao gibi iki ustayı da ekleyen Napoli, 1988-1989 sezonunda güçlü rakiplerini geride bırakarak UEFA Kupası'nı kazandı ve başarısını Avrupa'ya taşıdı. Ligdeyse Inter'in ardında ikinciliği elde ettiler. 1989-1990 sezonunda mavi-beyazlılar, ikinci Serie A Şampiyonluğu için yola çıktı. Rakipleri ise Hollandalı efsane Gullit, Van Basten, Rijkaard üçlüsünü kadrosunda bulunduran Milan'dı. Kuzey-Güney rekabetini de simgeleyen bu çekişmede zafer, Maradona'nın takımı Napoli'nin oldu. Arjantinli yıldız, Napoli için öylesine bir değer hâline gelmişti ki 1990 Dünya Kupası'nda Napoli kentinde oynanacak İtalya-Arjantin Dünya Kupası yarı final maçında Napolilileri, Arjantinlileri desteklemeye çağıracak kadar güçlüydü. Bu çağrı tam anlamıyla yanıt bulmasa da Maradona'nın kahramanlığına gölge düşürmedi. 1990-1991 sezonunda kazanılan İtalya Süper Kupası, Maradona'nın ve Napoli'nin son parlak başarısıydı. Arjantinli yıldız, başta uyuşturucu olmak üzere özel hayatında yaşadığı sorunlar nedeniyle düşüşe geçti. 1992'de İtalya defteri onun için kapandı. Napoli ise çok zor günler geçirdi. Bir ara Serie C'ye kadar gerileyen hatta isim değişikliği bile yaşayan mavi-beyazlılar, 2007-2008 sezonunda Serie A'ya döndü. 2008-2009 sezonunda Intertoto, ertesi yıl ise UEFA Avrupa Ligi'ne katılma hakkını elde etti. Bu yıl ise vites yükselttiler ve zirve yarışının içindeler. Üstelik karşılarında Milano'nun iki güçlü ekibi Milan ve Inter var. Rakipleriyle kıyaslandığında Napoli'nin kadrosu daha mütevazı görünüyor. Ancak teknik direktör Walter Mazzari yönetiminde gerçekten iyi işler yapıyorlar. Geçen sezon temelleri atılan kadroya, bu yıl yapılan bir takviye, Napoli'nin çıtayı yükseltmesindeki en büyük etken. Bu isim Edinson Cavani. 2010 Dünya Kupası'nda dördüncülüğü elde eden Uruguay'da sergilediği futbolla dikkat çeken Cavani, bu sezon başında Palermo'dan transfer edildi. Uruguaylı golcü 22 maçta attığı 20 golle Napoli'ye adeta hayat verirken takımının şampiyonluk yarışına ortak olmasında başrolü oynadı. 1980'li yılların ikinci yarısında Arjantinli Maradona ile başarıdan başarıya koşan mavi-beyazlılar, bu kez Güney Amerika'nın bir başka ülkesi olan Uruguay'dan gelen futbol elçisiyle kendisinden çok daha büyük bütçeli Milano devlerine kafa tutuyor. Cavani, yakalanan bu çizgide en önemli karakter. Ama Napoli'nin yeniden doğuşunu tek başına ona bağlamak mümkün değil. Güneylilerin kalesinde Türk futbolseverlerin yakından tanıdığı bir isim olan eski Galatasaraylı Morgan De Sanctis var. Savunmada, İtalyanların yıldız ismi Fabio Cannavaro'nun kardeşi Paolo Cannavaro görev yapıyor. Bu oyuncu aynı zamanda takım kaptanı. Defanstaki diğer kilit isim ise Arjantinli Campagnaro. Orta alanda Slovak Marek Hamsik ile Uruguaylı Gargano, Napoli ataklarını yönlendiren oyuncular. Forvette Cavani'nin partneri Arjantanli Lavezzi de takıma güç katan kaliteli bir futbolcu. Napoli'nin en büyük güvencelerinden biri de ateşli taraftarı. Mavi-beyazlılar İtalya'nın en kalabalık dördüncü seyirci kitlesine sahip. Üstelik taraftar, onları en zor günlerinde dahi yalnız bırakmadı. Napoli, Serie C'de yani Türkiye'deki karşılığıyla 3. Lig'deyken Napoli maçında tribünlere gelen 51 bin taraftar, bu alandaki rekor. Napoli cephesinde bunlar yaşanırken ligin en büyük favorisi Milan da uzun süren bir sessizlikten sonra ayağa kalkmış durumda. Son yıllarda Juventus'un küme düşmesi, Milan'ın da puanının silinmesiyle sonuçlanan şike skandalı sonrası, İtalya'da ipler Inter'in eline geçmişti. Milan bu sezon eski bir Interli olan İbrahimovic'in büyük katkısıyla yeniden silkelenmiş durumda. Teknik direktör Benitez ile yollarını ayırdıktan sonra göreve eski bir Milanlı olan Leonardo'yu getiren son beş yılın şampiyonu Inter de altıncı kez mutlu sona ulaşabilmek için iddialı. Öte yandan Lazio, Juventus ve Udinese de üsttekilerin hata yapmasını bekleyen ikinci gurubu oluşturuyor. Görüldüğü gibi Serie A'da bu sezon nefes kesen bir şampiyonluk yarışı var. Inter'in hedefe ulaşması çok da ses getirmeyecek. Milan'ın dev bütçeli kadrosunun zaferi de çok sürpriz sayılmayacak. Ancak Napoli'nin şampiyonluğu İtalyan futboluna ve uzun süredir başarıya hasret olan Napoli kentine farklı bir renk getirecek.