
2010 Yılında Keşfedilen Endemik Bitkiler Yazı: Hasan Torlak, Fotoğraflar: Faruk Akbaş
50. Yıl Marşı'mızdan esinlenerek “Müjdeler var yurdumun toprağından taşından.” demek istiyoruz. Neden mi? Doğurgan ve verimli vatanımız, 2009 yılında olduğu gibi 2010 yılında da yeni bitki keşifleriyle gülümsedi bizlere, gerdanında eşsiz çiçekleriyle. Evet, sizlere müjdelerimiz var!
2009 yılında Türkiye sınırları içinde en az 32 lokal endemik bitki keşfedilmiştir. Van'ın eski adı Hoşap, yeni adı Güzelsu olan ilçesinin 2063 metre rakımlı alanlarında bulunan Güzelsu geveni (Astragalus guzelsuensis), bilim dünyasına merhaba demiştir. Aynı yıl Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde Dursunbey peygamberçiçeği (Centaurea dursunbeyensis) de bu ilçenin bir köyünde keşfedilmiştir. Dursunbey ilçesi dışında, 2009 yılında bir ilçemizin adı verilen diğer bir nadir endemik tür de, Karabük'ün Eflani ilçesinde keşfedilmiş ve bu bitkiye Cyanus eflanensis adı verilmiştir. Bilindiği gibi Eflani ilçesi son yıllarda kendisini, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından ölenlerle duyurmuş, kenelerden bulaşan bu hastalığın en çok görüldüğü ilçelerimizden biri de Eflani olmuştur. Bir virüsün neden olduğu bu hastalığın tedavisi ise henüz bulunamamıştır. Peki yeni keşfedilen lokal endemik bitkilerimizle bu hastalığın çaresi bulunabilir mi? Anadolu'da şeytan teresi veya çakşır gibi adlar verilen, mitolojide Prometheus'un tanrılardan ateşi çalmak için kullandığı Ferula bitkisinin Asya'da yetişen Ferula assa-foetida adlı türünün, domuz gribi hastalığına neden olan A (H1N1) virüsünü öldüren maddeler içerdiğini Çinli bilim insanları tespit etmiş ve bu bitkiden hastalığa karşı ilaç geliştirme çalışmaları başlatılmıştır. Son yıllarda ülkemizde de Ferula bitkisinin lokal endemik türleri tespit edilmiştir. Botanikçilerimiz üzerlerine düşen görevleri yerine getirdiler ve ilaç potansiyeli taşıyan yeni bitkiler keşfettiler. Şimdi sıra, KKKA hastalığı gibi dermansız hastalıkların ilaç bilgilerini tanrılardan çalmak için, bu lokal bitkilerin hammaddelerini damıtacak ilaç uzmanı Prometheus'lara geldi.
Hemen hemen her yıl yeni lokal endemik bitkiler keşfedilen Karaman ilinde, 2009 yılında da dar yayılışlı, nokta bir tür olan Karaman kanarya otu (Senecio inops subsp. karamanicus) keşfedilmiştir. 2009 yılında ilginç bir keşif de İstanbul kent merkezinde yaşanmıştır. İstanbul'un Anadolu yakasında bir hastanenin yakınındaki ormanda, insan etkisinin çok olduğu seyrek çam ormanlarında yetişen, alanda sadece 200-300 bireyi bulunan İstanbul madımağı (Polygonum istanbulicum) keşfedilmiştir. Eh artık bu kadar olur. Koca dünya metropolü İstanbul'un göbeğindeki bir hastanenin yanı başında da yok olma tehlikesinde olan lokal endemik bitkiler keşfediliyorsa, her tarafından endemik bitkiler fışkıran bu ülkeye tutulmamak mümkün mü?
2010 yılında ülkemizde en az 17 lokal endemik bitki keşfi yapılmıştır. 2010 yılının ilk heyecanlı haberi Bayburt'tan geldi ve bitkiye çok yakışan bir isim verildi; Bayburt nakılı (Silene bayburtensis) denildi. Konya'nın güneyinde, Ereğli ilçesi yakınlarındaki Aydos Dağı'nda 2010'da keşfedilen diğer bir nakıla da Silene aydosensis denmiştir. Nakıl türleri, ülkemizde doğadan toplanarak genelde yemek yapımında kullanılırlar. Dolayısıyla önemli bir gen kaynağıdır yeni nakıl türlerimiz. 2010 yılının bir diğer keşif haberi ise Ege'den geldi: Kütahya ile Balıkesir'de keşfedilen bir dağ çayı bitkisine Stachys cretica subsp. kutahyensis dendi. Dağ çayı bitkileri, Anadolu'da adaçayları gibi halk ilacı, yemek ve çay yapımlarında kullanılmaktadır. Her yıl olduğu gibi 2010 yılında da yeni bir adaçayı türü keşfedildi; bu defa keşif mahali İç Anadolu'ydu; Kayseri'nin Felahiye, Yozgat'ın Akdağmadeni ilçelerinde keşfedilen bir adaçayı bitkisi olan Salvia ekimiana bizleri onurlandırdı.
Anadolu kültürlerini derinden etkileyen, neolitik çağdan bu yana hem dokumacılık hem besin hem de yağ elde edilmesinde önemli rolleri bulunan keten bitkisinin her yıl olduğu gibi 2010 yılında da nadir endemik türleri keşfedilmiştir. Linum ertugrulii olarak adlandırılan ketenlerden biri Konya'nın Cihanbeyli ilçesinde; sadece 250 bireyden oluşan Linum kaynakiae ise Burdur'da keşfedilmiştir. Ankara'nın Nallıhan ilçesinde 2010 yılında yeni bir endemik bitki keşfi yapılmış, bitkiye de Nallıhan tükrükotu (Ornithogalum nallihanense) denilmiştir. Her yıl çok sayıda yeni endemik bitki keşfedilen Erzincan'ımızın Kemah ilçesinin alçıtaşlı alanlarında, sarı çiçekli güzel bir emzikotu olan Onosma beyazoglui keşfedilmiştir. Erzincan ili 2010 yılında ikinci bir endemik bitkisini de il merkezi çevresindeki dere kenarlarındaki alüvyonlu zeminde yetişen Chaenorhinum yildirimli adlı bitki ile kazanmıştır. 2010 yılında keşfedilen lokal endemik bitkilerimiz, sanıldığı gibi ormanlık ve gür, yeşillik alanlarda değil, genelde taşlık, kayalık ve açık alanlarda keşfedilmiştir. Örneğin ormanlık alanları ile ünlü Zonguldak'ta keşfedilen bir peygamber çiçeği, kayalık alanlarda bulunmuş ve ona Centaurea cadmea subsp. pontica adı verilmiştir. Ormanlık alanlarda keşfedilen ender endemik bitkilerimizden biri, Trabzon ve Artvin'in ormanlarında tespit edilen Peucedanum ozhatayiorum adlı bir domuzkuyruğu bitkisidir. Ülkemize en yakışan bitkilerden biri olan karanfilin bir türü olan Dianthus goekayi'nin, tarihî eserlerindeki ve İznik çinilerindeki karanfil motifleri ile tanınan Bursa'da keşfedilmesi, bu ülke kültürünün, onun özgün doğasından esinlendiğini gösterir. Esin kaynağı olan bitkilerin keşfinin devamı ise ülke biliminin gelişmesine katkı sağlamasının yanı sıra gelecekte yine esin kaynağı olarak ülke kültürümüze katkı sağlayacağını göstermiştir. Daha da ilginç olan bir keşifse lokal endemik bir sarı lalemizin bulunmasıydı. Ama Mazhar Alanson'un şarkısında söylendiği gibi çiçek pazarında keşfedilmedi sarı lale; ta ülkemizin en doğu ucunda, Van ilimizin 2700 metre yükseklerindeki dağlarının, taşlık ve kayalık alanlarında keşfedildi, tehlike altındaki sarı çiçekli Tulipa koyuncui.
Son yıllarda ülkemizde keşfedilen endemik bitkilerin yıllık sayısı 12'den fazla olmuştur. Takvim basan ve çevre duyarlılığı olan kuruluşlardan konu sıkıntısı çekenlere bir önerimiz var. Her keşfedilen bitki bir sonraki yılın bir ayına tekabül edecek şekilde bir takvim hazırlansa, yeni keşfedilen bitkileri eşsiz fotoğraflarıyla birlikte yıl boyunca evimizde konuk etsek, muhteşem çiçeklerine her gün baksak ve umutlansak yeni keşifler için…
2010 yılındaki 17 yeni lokal endemik bitkinin keşfi neden basında haber yapılmadı ve neden sizler tarafından duyulmadı dersiniz? Çünkü 2010 yılı keşiflerinden 13'ü yurtdışında, İngilizce yayın yapan ve yayına ulaşmak için de abonelik şartı koşan; üçü yurtiçinde ama İngilizce yayınlanan; biri yurtiçinde Türkçe yayınlanmakla birlikte halkın direkt ulaşamayacağı, dar bir akademik çevreye hitap eden bir dergide yayınlanmıştır. Peki, bu işin sevinci, şenliği nasıl olacak? Kambersiz düğün olmaz, halk olmadan da şenlik başlamaz. Yeni keşfedilen endemik bitkilerin sizlere muştusu da bize düştü, müjdemi isterim!