
Popüler Bilim
Yeni Nesil Muayene: Artık kendi kendimizi muayene etmek elimizde. Cildin altına yerleştirilen bir mikroçip sayesinde uzun dönemde sağlığımız hakkında bilgi sahibi olacak, sağlığımız için zamanında önlem alabileceğiz. MIT ve Northeastern Üniversitesi'nden araştırmacıların geliştirdiği bir çiple, vücudun kimyasal aktivitelerinin kontrol edilmesi sağlanabiliyor. Gözenekli yapısı sayesinde bu çipler, vücudun ihtiyaç duyduğu enzimlerin ya da ilaç gibi maddelerin yerleştirilmesine de izin veriyor. Çiplerin üretiminde kullanılan kimyasal bileşimler sayesinde şeker hastaları, insülin seviyelerini, çipin yerleştirildiği bölgedeki ciltlerinin rengine bakarak anlayabilecekler. Özellikle kontrol altında tutulması gereken kronik rahatsızlıklarda etkili olacağı düşünülen çipler, benzerlerinden çok daha kolay bir şekilde istenilen bölgeye tutunuyor. Daha önce geliştirilenlerin yuvarlak yapıda olması nedeniyle yerleştirilen bölgede sabit kalmaması sıkıntı yaratırken, bu yöntemle istenilen bölgeye, istenilen müdahale yapılabiliyor.
Bilinen En Eski Gökdelen: İsrail'deki antik yerleşim yeri Tel Jericho'da bulunan taş kule, insanlık tarihinin bilinen en eski taş gökdeleni olarak ifade ediliyor. Kulenin güneşin gücünü simgelediği ve karanlığa karşı insanları koruyan bir gardiyan olduğu yönündeki inanışların yanında, olası sel baskılarına karşı da yapılmış olabileceği düşünülüyor. Tel Aviv Üniversitesi'nden bazı araştırmacılar ise bu kulenin ilkel korkular nedeniyle yapılmış olabileceği gibi, bir tür güç ve zenginlik sembolü olabileceği üzerinde de duruyorlar. Yaklaşık 11 bin yıl önce yaşayan avcı-toplayıcı insanların yaptığı kulenin, tam da toplu yaşamın başladığı ve liderlik kavramının öne çıkmaya başladığı dönemde yapıldığı belirtiliyor. Bu nedenle diğer insan topluluklarına karşı simgesel bir güç göstergesi olarak da inşa edilmiş olma ihtimali, akılları meşgul eden bir diğer ihtimal. Yapımının yaklaşık on yıl sürmüş olduğu düşünülen ve 8,5 metre yüksekliğinde olan kulenin, bölgeyi işaretlemek amacıyla inşa edildiği de teoriler arasında.
Çevreci Algler: Rochester Teknoloji Enstitüsü'nden araştırmacılar, alglerle (bir tür su yosunu) ilgili yeni bir keşfe imza attılar. Yapılan araştırmalar sonucunda hem atık suları temizleyen hem de biyo-dizel üretmeyi başaran araştırmacılar, nitrat ve fosfatla beslenen alglerin sudaki bakteri ve toksinleri azalttığını keşfettiler. Algler sayesinde temizlenen atık suların, bitkilerin sulanmasında ve motorlu araçlarda kullanılabileceğini söyleyen araştırmacılar, üretimi ucuz ve kolay olan alglerden, fosil yakıt yerine kullanılacak olan biyo-dizel üretimi konusunda da yararlanılabileceğini ifade ediyorlar. Büyümek için sadece su, güneş ve karbondioksite ihtiyaç duyan alglerin, yeşil bir gelecek için ümit verdiğini söyleyen araştırmacılar, bu sayede hem su kaynaklarının korunacağını hem de fosil yakıt tüketiminin azalacağını düşünüyorlar.
Atıklardan Biyo-gaz Üretimi: Süleyman Demirel Üniversitesi Yenilenebilir Enerji Kaynakları Merkezi tarafından yemek artıklarını biyogaza çeviren bir reaktör geliştirildi. Süleyman Demirel Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. İbrahim Üçgül, yaptığı açıklamada, her türlü atığı termal filtre şartlarında biyo-gaza çeviren bir reaktör geliştirdiklerini ifade etti. Özel bir sistemle atıkların parçalanarak suyla karıştırılmasının ardından, reaktörde 37 - 55 derece arasında bir sıcaklığa ulaştırılan atıkların metan gazı üretmesi sağlanıyor. Elde edilen metan gazının biyo-gaza çevrilmesiyle atıklar, sıvı ve gaz kısımlarından ayrılıyor. Ayrılan sıvı kısım ise yüksek verim sağlayan bir tür gübre olarak kullanılabiliyor. Üretilen biyo-gazı atölye çalışmalarında kullandıklarını söyleyen Üçgül, biyo-gazın, doğalgazla aynı içeriğe sahip olduğunu ve doğalgazın kullanıldığı her alanda kullanılabileceğini ifade ediyor.