Yolculuk Dergisi 80. Sayı

Hollywood, Devam Filmlerine Devam Ediyor Yazı: Yüce Yöney


Dünyanın en büyük endüstrilerinden biri olan Hollywood, uzun zamandır kendi yükünü taşıyamayan yorgun ve yaşlı bir deve dönüşmüş durumda. Starların aldığı milyon dolarlar ve filmlerin yapım masraflarını ikiye katlayan reklam ve pazarlama giderleri, bütçelerin şiştikçe şişmesine neden oluyor. O kadar ki, en büyük stüdyolar bile büyük bir yapımın altından tek başlarına kalkamayıp ortaklıklara soyunmaya başladı. Bütçeler büyüyüp, risk arttıkça yapımcılar da daha az risk alıp başarısı ispatlanmış formüllerden, starlardan ve belli konulardan şaşmaz oluyor. Her ne kadar 2010 yılının “en başarılı filmler” listelerinin başına Christopher Nolan'ın özgün ve iddialı projesi “Başlangıç - Inception” yerleşmiş olsa da, 2011 yılının şimdiden, ısıtılıp ısıtılıp karşımıza çıkarılan, bir türlü tadında bırakılamayan devam filmleri ve yeniden çevrimlerle geçeceği belli oldu. Oysa büyük hamlenin, yani 3D (üç boyutlu) filmlerin yarattığı enerji henüz kaybolmamıştı bile. İzleyicisini internet ve DVD gibi diğer medyalara kaptıran ve vizyon gişeleri yıldan yıla düşen Hollywood, “daha fazla reklam, daha fazla star” formülüne son yıllarda bir de “daha fazla teknoloji”yi eklemişti. Salonda film izleme deneyimini yeniden eşsiz kılacak bir teknoloji olarak üç boyutlu filmler, son birkaç yıldır Hollywood'un kendini içine soktuğu çıkmazdan kurtarmak üzere belirlediği stratejide önemli bir rol oynuyor. Öte yandan bu stratejide bile bir “yeniden çevrim” durumu var. İlk dalga 1950'lerde yaratılmış, televizyon yayınının yaygınlaşmasından sonra Hollywood, 3D filmlerle izleyicisini salona çağırmıştı. Ancak o zaman henüz oldukça ilkel durumda olan 3D teknolojisi, kendi dilini yaratacak kadar uzun süre ilgi çekmeyi başaramamıştı. Bir teknolojik yenilik olarak parlayıp sönmüş, kısa zamanda tüketilmiş, bir hikâye anlatma aracı olarak yeni bir sinema dili kuramamıştı. Şimdi aynı hamleyi tekrarlıyor Hollywood. Üç boyutlu teknoloji kozunu daha güçlü bir donanımla yeniden oynuyor. Elbette ne kadar başarılı olacağını zaman gösterecek. Aslında seyirciyi sinema salonunda tutma konusunda ciddi bir katkı sağlayabilir ama, esas stratejisinin star soslu, denenmiş, sınanmış formüllere dayandığı da ortada. 2011'in üç boyutlu filmlerine baktığımızda bile iddialı birçok projenin devam filmi ya da yeniden çevrim olması yeterince anlamlı değil mi? Harry Potter'ın son macerası, “Karayip Korsanları”, devam filmleri arasında; “Godzilla” ise bir yeniden çevrim. Üç boyutlu ya da klasik formatta filmler… Hollywood'un medet umduğu yöntem belli. The Weinstein Company ve Miramax gibi iki devin işbirliğiyle 2011 yılında gerçekleşecek bir dizi devam filminin anlaşmasının geçtiğimiz günlerde imzalanması, aynı yöndeki bir başka gösterge. “Âşık Shakespeare - Shakespeare in Love”, “Kötü Noel - Bad Santa”, “Tutku - Rounders”, “Bridget Jones'un Günlüğü - Bridget Jones's Diary” gibi beğenilen birçok yapım, seri hâline geliyor. 1998 yapımı, yedi Oscarlı “Âşık Shakespeare” filminin ikincisinin yapılacak olmasına sevinenler vardır kuşkusuz. Ancak şimdiden “Neyse ki Shakespeare bol bol oyun yazmış da, devam filmi sıkıntısı yaşanmayacak.” tarzı yorumlarıyla projeye bakışlarını açık eden eleştirmenler de yok değil. “Kötü Noel 2”ye gelince… “Crumb” ve “Ghost World” gibi sıra dışı çizgi roman uyarlamalarıyla dikkat çeken yönetmen Terry Zwigoff'un çektiği ilk “Kötü Noel”, alışılmadık bir Noel filmi olarak izleyiciden tam not almıştı. Ancak seyredenler hatırlayacaktır; Noel Baba ve cücesi kılığında hırsızlık yapan ikilinin seks ve uyuşturucu dolu maceraları, bazıları tarafından da “hastalıklı” bulunmuştu. Şimdilik yapılan resmî bir açıklama yoksa da Terry Zwigoff'un devam filmine sıcak bakmadığı kulislerde konuşulan bir bilgi. Kısacası, stüdyonun filmi kimin ellerine teslim edeceğinin bilinmemesi, “Kötü Noel”in yeni maceraları için sinemaseverlerin hevesini kırıyor biraz. Artık bir seri olduğundan söz edebileceğimiz Bridget Jones filmlerinin ilk ikisinin malzemesi Helen Fielding'in yazdığı “Bridget Jones'un Günlüğü - Bridget Jones's Diary” ve “Bridget Jones: Mantığın Sınırı - Bridget Jones: The Edge of Reason” kitaplarından çıkmıştı. Üçüncü bir kitap olmadığına göre, yapımcıların Bridget Jones'ların sıkıp suyunu çıkarmak için ne yapacağı merak edilmiyor değil doğrusu. Kimine göre üçüncü film için yazarın İngiltere'de Independent gazetesinde bir dönem yazdığı köşe yazılarından esinlenilecek ama şimdilik ne desek boş… Yapımcıların niye Renee Zellweger'in canlandırdığı Bridget'e yapıştığı ise ortada. Hugh Grant ve Colin Firth'ün de katkısıyla star kategorisinde iddialı hâle gelen iki film de iyi gişe yapmıştı. 2001'deki ilk film dünya çapında 282 milyon dolar, 2004'teki devam filmi ise 262 milyon dolar gişe hasılatı getirmişti. Bu arada devam ve yeniden çevrim filmlerinin The Weinstein Company ve Miramax işbirliğiyle sınırlı olmadığını da hatırlatalım. Henüz kesinleşmemiş olsalar da, üzerinde konuşulan başka projeler de var: “Dünyanın Merkezine Yolculuk 2 - Journey to the Centre of the Earth 2”, “Sherlock Holmes 2”, yeni bir X-Men serisi, “Neşeli Ayaklar - Happy Feet 2” gibi… “Dünyanın Merkezine Yolculuk”, orta yaşlı neslin “Arzın Merkezine Seyahat” adıyla hatırladığı, Jules Verne'ün 1864'e tarihlenen ünlü romanının ismi elbette. Eric Brevic'in 2008'de, üç boyutlu olarak çektiği ilk film ise bir yeniden çevrim aslında. Bu kadar önemli ve ünlü bir romanın daha önce sinemaya uyarlanmamış olması düşünülemez elbette. 2011'deki devam filminde ise yolculuğun nereye olduğu bilinmiyor henüz. Zaten projenin önündeki engel de bu. İlk konuşulmaya başlandığı sırada yapımcılar yeni filmde işin içine “Kayıp Şehir Atlantis”i katmayı düşünseler de, hali hazırda Atlantis'le ilgili çekilmiş ve çekilmeyi bekleyen çok fazla film olduğu için stüdyo bu fikirden vazgeçmiş. Yolculuk güzergâhı hâlâ bilinmiyor diyelim, yolcuysa belli; ilk filmde volkanbilimci Trevor Anderson'ı canlandıran Brendan Fraser yine başrolde. Birçok sinema tutkunu içinse en heyecan verici devam filmlerinden biri Guy Ritchie yönetiminde, başrollerini Robert Downey Jr. ve Jude Law'un paylaşacağı “Sherlock Holmes 2” olacak herhalde. Filmin vizyona gireceği tarih bile belirlenmiş durumda: Aralık 2011. Eğer program değişmezse bu senenin aralık ayı çok keyifli olacak. Robert Downey Jr.'ın Sherlock Holmes'e, Holmes'ün Downey Jr.'a yeniden hayat verdiği film, o ay gösterime giren tek iddialı yapım olmayacak çünkü. “Görevimiz Tehlike 4 - Mission Impossible 4”, Martin Scorsese'nin ve Steven Spielberg'in üç boyutlu filmleri, “The Invention of Hugo Cabret” ve “The Adventures of Tintin: The Secret of the Unicorn” da daha şimdiden konuşulan filmler arasında. Guy Ritchie ve yapımcılar belki de bu yüzden Brad Pitt'i de bir şekilde projeye dahil etmeye çalışıyorlar. Peki, Hollywood taze fikir aramaktan tümüyle mi vazgeçti? Ne yalan söyleyelim, geçen senenin gişe canavarı, milyonlarca dolar kazandıran, Leonardo Di Caprio'nun başrolünde oynadığı “Başlangıç - Inception” ortadayken umutlar öyle kolay tükenmeyecektir. Lakin yine geçen seneye ait bir başka orijinal projeye de göz atmak gerek. “Çılgın Hırsız - Despicable Me” filminin başarısının ardından New York Times'da, devam filmleri döneminin kapanarak orijinal fikre dayalı büyük bütçeli Hollywood filmleri çağının yeniden başladığını müjdeleyen bir makale yayınlanmıştı. Ne var ki, okuyucular sadece bu makaleyi değil, bir süre sonra Illumination Entertainment'ın CEO'su Chris Meledandri'nin açıklamasını da okudu. Çarpıcı bir ironi vardı ortada. Açıklamaya göre; 69 milyon dolar bütçesiyle 500 milyon dolar kazandıran bu üç boyutlu animasyon filmin devamının çekilmesi için hazırlıklar başlamıştı bile. Yeniden çevrimlerin ve devam filmlerinin 2011'le sınırlı kalmayacağı da belli aslında. Mesele, bunların sıkıcı tekrarlardan, kendini yineleyen triklerle dolu kalitesiz yapımlardan mı, yoksa “Baba 2 - The Godfather: Part II” gibi sağlam filmlerden mi oluşacağında. “Yıldız Savaşları Bölüm V: İmparatorun Dönüşü - Star Wars Episode V: The Empire Strikes Back” devam filmi değil miydi?