
Görkemli ve Zengin Tlos Yazı: Berna Çetin Akgün, Fotoğraflar: Faruk Akbaş
Likya Birliği'nin en büyük altı kentinden biri olan Tlos, Muğla'nın Fethiye ilçesine bağlı Yaka Köyü'nde yer alıyor. 1992 yılında yüzey araştırması, 2005 yılından itibaren de resmî kazıların başlamasıyla, Likya'nın en önemli kentlerinden biri olan Tlos'un kalıntıları gün yüzüne çıkarılmaya çalışılıyor. Oldukça geniş bir alanda bulunan yapılardan en önemlileri akropol, hamam, stadium ve tiyatro. Akdağ'ın eteğinde, yaklaşık 500 metre yükseklikte yer alan Tlos, Likyalılardan günümüze ulaşan en etkileyici kentlerden biri.
Anadolu'da yaşamış en önemli uygarlıklardan biri olan Likyalılar, tarihin ilk demokratik birliğini kurmuş, yetmiş kadar kentin birleşmesiyle bir birlik oluşturmuş, özgürlüklerine düşkün, refah içinde yaşamış ve geriye yüzyıllar sonrasına bile ulaşan yapılar bırakan bir halk. Fethiye Ölüdeniz'den Antalya Olimpos'a kadar uzanan Likya Yolu'nda, Likya uygarlığının bıraktığı izler görülebiliyor.
Bir Likya kenti olan Tlos, 19. yüzyıla kadar varlığını sürdürmüş. Hellen ağzında ve yazımında Tlos'a dönüşen kentin adı Likyalılarca “Tlawa” olarak söyleniyordu; “tlawa” kelimesi ise “çömlekhane” anlamına geliyordu. Yapılan yüzey araştırmalarında, Tlos'un egemenlik alanının diğer tüm Likya kentlerinden geniş olduğu ortaya çıktı. Doğası, bereketli toprakları, gemi yapımı için kullanılan sedir ormanlarıyla Tlos, ayrıcalıklı bir konuma sahipti. Likya'nın en önemli ve en zengin kentlerinden biri olan Tlos, Likya Birliği’nde üç oy hakkına sahip altı kentten biriydi.
Yukarıda Akdağ, aşağıda Eşen Çayı
Uzaklarda Akdağ'ın ve aşağıda süzülen Eşen Çayı'nın manzarasıyla güzelleşen bir kent Tlos. Oldukça geniş ve düz bir alanda yer alan kentin tırmanış gerektiren tek yeri akropolisteki kale. Buradaki surların büyük bir kısmı Osmanlı döneminde yapılmış. Akropolisteki kale ve yapılar, 19. yüzyılda bölgeye hâkim olan Ali Ağa'nın oturduğu ve kışla olarak kullandığı yermiş. Akropolün doğu eteğindeki sur, Likya dönemine ait. Kalenin doğuya bakan kaya duvarı içine mezarlar oyulmuş ve aşağısındaki yamaçta lahitler bulunuyor. Kaya mezarları ve lahitler ince süslemelere sahip. Derin vadiye inen kuzey kayalığındaki kaya mezarlarından Bellerophon Mezarı, kendini bu tanrısal kahraman yerine koyan bir Tlos beyinin mezarı. Bey, sütunlu cephesiyle bir ante tapınağa öykünen bu mezarın ön oda duvarında Pegasos üzerinde bir aslanla savaşırken betimlenmiş. Likya genelinde olduğu gibi bu yapıların tümü, MÖ 4. yüzyıla tarihleniyor.
Akropolün hemen aşağısındaki düzlük, stadium. Dümdüz bir arazi olan stadium'da birkaç izleyici sırası görülüyor. Zamanında yaklaşık 3 bin kişilik kapasiteye sahip olduğu tahmin edilen stadium'da şimdi keçiler otluyor. Kuzey-güney yönünde 137 metre boyunda olan stadium on basamaklı oturma sırasına sahiptir. 25 metrede bir olmak üzere basamaklarla bölümlenmiş olan yapının, tahminlere göre 2500-3000 kişi kapasiteye sahip olduğu düşünülmektedir. Oturma sıralarının üst bölümü akropol ve sur duvarından gelen dolgu malzemesiyle dolmuştur. Stadium'un doğu kenarı, uzun bir sütunlu revakla sınırlanmıştır. Bu bölümün arkasında, ikinci katı geç antik dönemde yenilenmiş kemerli mekânlar bulunmaktadır. Arka duvarda öndekilerle karşılıklı duran kapı açıklıkları, bu mekânların doğudaki geniş düzlüğün toprak altındaki döşemeleriyle bağlantısını gündeme getirmektedir.1
Roma çağından yapılar
Stadium'un güneyinde, palaestra (lise benzeri okul) ve gymnasion (okulun idman avlusu) kalıntıları bulunuyor. Doğu bitişiğinde ise haç biçimdeki planı ve doğu uçtaki apsis'i sayesinde kilise olduğu anlaşılan bir yapı yer alıyor. Oldukça harabe olan bu yapının sadece duvar temellerinin kaldığını söylesek yeri. Bu yapıların güneyinde bir hamam ve agora düzlüğü yer alıyor. Kilise dışındaki yapıların tümü Roma çağına ait.
Tlos; büyük hamamı, stadyumun güneydoğusu ile tiyatronun güneybatısı arasındaki yamacın kenarında, Xanthos Vadisi'ne tümüyle hâkim bir konumda inşa edilmiştir. Kuzeyden gelen antik yol, yapının soğukluk bölümü önünden kuzey duvar boyunca ilerleyerek güneyde ovaya açılır. 45,8 x 28,5 metre ölçülerindeki yapı, sıra tipli hamamlar gurubuna girer. Altta 7,4 metre yükseklikte bir podyum üzerine oturmaktadır. Soğukluk bölümü, 28,5 x 13,7 metre ölçüleriyle yapının en büyük mekânıdır. Güneyinde yedi kemerli apsidal bir pencere bölümü bulunur. Bu pencerelikten, Pınara'dan kıyıya kadar tüm Xsanthos Vadisi görülebilmektedir. Soğukluk bölümünün kuzeybatısında ılıklık bölümü bulunur. Ilıklık bölümünün güneybatısından 2,5 x 1,9 metre ve 2,35 x 1,9 metre ölçülerinde kemerli iki ayrı kapı ile sıcaklık bölümüne geçilir. Sıcaklık bölümü 18 x 11,8 metre ölçüleriyle yapının en küçük odasıdır. Tlos büyük hamamı, plan açısından birbirine paralel eksenli, yan yana sıralanmış odalardan oluşmaktadır ve sıra tipli hamamlar gurubuna girmektedir.2
Antik kentin içinden geçen yolun sol tarafında, antik tiyatro kalıntılarını görmek mümkün. Oldukça sağlam durumda olan tiyatro, Akdağ'ın eteğinde tüm görkemiyle izleniyor. İmparator Antoninus Pius döneminde (MS 138-161), Likyalı Rhodiapolis kentinden Opramoas adlı bir zenginin bağışıyla yapılan tiyatro, bir yarım daire şeklinde. Seyircilerin oturduğu cavea bölümünün arkası dairesel bir geçit şeklinde olan ve üstü tonozlarla örtülü tiyatro, bu özellikleriyle diğer Likya tiyatrolarından ayrılıyor.
Tarihte çok önemli bir yeri olan, Anadolu topraklarında yaşamış Likya uygarlığını oluşturan en önemli kentlerden biri olan Tlos gezimizin sonuna geliyoruz. Geniş bir arazide bulunan Tlos kentinden kalanları görüp kenti gezdikten sonra köyün girişindeki kahvede soluklanıyoruz. Yüzyıllar boyunca doğa ve insan eliyle gerçekleşen yıpranmalara rağmen hâlâ görkemli, hâlâ güçlü bir kent var karşımızda. Kazı çalışmalarının ilerlemesiyle pek çok değerli eserin ve yapının daha gün ışığına çıkacağı ve kalıntılar tekrar ayağa kaldırıldığında büyüleyici bir kente dönüşeceği kesin. Akdağ'ın eteğinde, Eşen Çayı'nın üzerinde, bereketli toprakları ve ormanlarıyla, Likya Birliği'nin hâlâ en önemli kentlerinden biri Tlos.