
Merhaba
Yeni bir yıla başlıyoruz. Herkesin 2010 yılını kapatmasını, yeni yıla umutlarla, yenilenerek girmesini diliyoruz. Bütün dünya ve ülkemiz için de önce barış sonra refah, her şeyden önce de huzur bekliyoruz. Açlık, yoksulluk, haksızlık, adaletsizlikler son bulsun istiyoruz. Doğal felâketlerin ya da kazaların zorda bıraktığı insanların, yaralarını sarmalarını diliyoruz.
Yeni yılda, yiyelim, içelim, gezelim, öğrenelim, yaşayalım, oynayalım, izleyelim, bol bol da okuyalım. Dergimiz sizlere, her şeyi, her yeri tanıtmaya devam ediyor. Üretilen, yaşatılan, geliştirilen, yazılan, sergilenen, düzenlenen, korunan, yapılan pek çok şeyi bu sayfalarda görebilirsiniz.
Ağız tadıyla nerede, ne yenilebileceğini de öğrenebilirsiniz. Ülkemiz, etin, balığın, sebzenin, hamur işlerinin, kebapların, pilâvların, tatlıların en leziz örneklerinin tadına varabileceğiniz bir lezzet odağı. Değişik adlar, tadlar her an keşfedilmeyi bekliyorlar.
Uzaklarda, yakınlarda var olan güzelliklere uzanıyoruz. Tarih ve doğa Gagavuzya'da. Türkçenin konuşulduğu, Hıristiyan Türklerin yaşadığı özerk bir bölge. Gagavuzlar kendilerini biraz da Rus hissediyorlar ve sabırla yapılanıyorlar.
Özgürlüklerine düşkün, müreffeh yaşayan Likyalılar, Ölüdeniz'den Olimpos'a uzanan Likya Yolu'nda ne çok iz bırakmışlar. Bunlardan biri de Tlos antik kenti.
İlk sakinleri Hurriler olan, adı Türk boyu Karsak'tan gelen, Rusların egemen oldukları 40 yıl boyunca mimarî bir tarzla bezedikleri, karla şenlenen yüksekte bir şehir, Kars. Yontma taş devrinden bu yana yerleşim alanı olarak, pek çok uygarlığa kucak açmış. Sarıkamış, Ani antik kenti, Arpaçay Nehri ve Ermenistan sınırı… Kars, İpek Yolu'nun Anadolu'daki ilk durağı.
Bir vesileyle, bir tarihte, basın mensupları halkla röportaj yaptığında, yaşlı bir amca, önce çekinceli cevaplar vermiş, biraz sıkıştırınca da, “devletimizden şikâyetçi olmadığını; alt yapıyı kurup gittikten sonra Rusların bir daha, suyunuz akıyor mu, yollarınız sağlam mı diye sormadıkları için onlara sitem ettiğini” söylemiş. Bu çok mânidar cevap, kuşkusuz çok da düşündürücü. Biz, ülkemizin estetik görünümüne önem verildiğini, alt yapısının sağlam olduğunu, değerlerinin korunduğunu, doğal kaynaklarının tüketilmediğini, doğanın ve insanların maddî, manevî sömürülmediğini görmek isteriz.
Geçtiğimiz ay, Ahmet Kaya'nın ölümünün 10. yılında bir törenle anılması, Türkiye'nin bir ayıbının, bir nebze olsun giderilmesi yönünde insanların yüreğini ferahlattı. Biz bu yıl, yargısız infazların son bulmasını da dileyelim.