Sivas'ın Endemik Bitkileri

Sivas'ın Endemik Bitkileri


Sivas'ın Altınyayla ilçesinin Başören köyü yakınlarında, halen kazısı devam eden Sarissa adında bir Hitit kenti bulunmaktadır. Son kazılarda bulunan bir tablette; “Kral, ilkbaharda bayram yapmak için Sarissa'ya gittiğinde…” satırları tercüme edilmiştir. İlkbaharda üzeri bin bir bahar çiçekleri ve madımaklarla kaplanan bu yayla şehri ve çevresi, kim bilir nasıl bir floraya sahipti ki Hitit Kralı bahar bayramını burada kutlamayı tercih ediyordu. Büyük bir olasılıkla hem güzel görünüşlü hem de hoş kokulu bitkiler, Hitit bahar bayramlarında başrol oynamış olmalıdır. Altınyayla'da da yetişen ilginç bir endemik bitki Achillea sintenisii, mayıstan temmuza kadar, papatyaya benzer belirgin kokulu çiçekler açan, uzun dönem çiçekli kalmasıyla bahar kutlamalarında kullanılabilecek dekoratif bir bitkidir. Hititlerin mart ayında, adına bayram yaptıkları, krallarının tanrılara sunduğu çiğdem bitkileri açısından da Sivas oldukça zengindir. Crocus ancyrensis ve Crocus danfordiae adlı endemik çiğdemlerin yanı sıra Ziyaret Geçidi'nde de yetişen Crocus kotschyanus subsp. cappadocicus (Kapadokya çiğdemi) bu ilimizin endemik çeşitleridir. Gürün'ün batısında yer alan Ziyaret Geçidi'nde Anadolu kültüründe çok önemli yer tutan bir endemik sümbül de yetişir. Osmanlı döneminde “sümbül-ü rumî” olarak adlandırılan Hyacinthus orientalis subsp. chionophilus'un salkım şeklindeki çiçekli hâlini görürseniz yaklaşın ona, mis kokulu çiçeklerini koklayın. Aynı alanda endemik bir geven olan Astragalus hirsutus da yetişir. Aslında Anadolu'da ziyaret edilen yerler genellikle kutsal kabul edilen ve kaynağı binlerce yıl öncesine dayanan kült alanlarıdır. Bir ulu kişinin yakın zamana ait mezarının altını açıp baktığınızda, karşınıza antik dönemden başlayıp neolitik çağa kadar uzanan tarihî kalıntıları bulursunuz. Farklı kültür tabakaları sarmaş dolaş olmuşlar, tümülüs, höyük veya kutsal alanları oluşturmuşlardır. Günümüz insanı da binlerce yıldan beri kutsal bellediği bu alanları her şeyi ile korumuş, oraları kutsallara ulaşılan bir yer olarak algılamıştır. Ama en önemlisi de Anadolu insanı bu alanların doğal bitkilerini gözü gibi korumuş, bitkilerini oraya özgülenen kutsallarla özdeşleştirmiştir. Dolayısıyla Anadolu'da “ziyaret” olarak adlandırılan bu tarz alanların endemik bitkiler açısından da zengin olduğu görülmektedir. Nitekim Ulaş-Sivas arasındaki diğer bir ziyaret tepesinde, haziran aylarında çiçeklenen Achillea lycaonica adlı endemik civanperçemi yetişir. Sivas'ın endemik bitkileri kutsal görülen ziyaret alanlarında olduğu gibi yol kenarlarında ve kent merkezi yakınlarında da yetişebilmektedir. Sivas yöresinde ipliklerin boyanmasında kullanılan endemik boya çiçeği Tchihatchewia isatidea'ya yol kenarlarında da rastlanabilmektedir. Bilimsel adını yetiştiği Ulaş ilçesinden alan Ulaş geveni Astragalus ulaschensis, bu ilçe içinden geçen Sivas-Malatya karayolu kenarlarında yetişir. Ulaşlılara hemşehrilik testi sorusu: Özbeöz Ulaşlı olan, her gün geçtiğiniz yol kenarında yetişen bu bitkinin adını duydunuz mu? “Sivas ellerinde sazım çalınır / Çamlıbel’ler bölük bölük bölünür” türküsünde adı geçen, Sivas-Tokat arasındaki Çamlıbel geçidindeki yol kenarlarında da endemik bitkiler boy verir. Örneğin bu geçitte bilimsel adını Yıldızeli ilçesinden alan bir kardikeni Acantholimon yildizelicum, bir yabani soğan Allium stearnianum subsp. stearnianum, Anthemis melanoloma subsp. melanoloma adlı papatya, Asperula pestalozzae adlı yapışkanotu, Cochlearia aucheri adlı bayır turbu ve Veronica thymoides subsp. pseudocinerea adlı yavşanotu; türküler yakılan Çamlıbel'in endemik bitkileridir. Sivas insanıyla iç içe yaşayan, onun geçtiği yolları çiçeklendiren Sivas'ın endemik bitkilerinin sayısının 500 dolayında olduğunu bilen var mı bu diyarda? “Kâtip arzuhalimi yaz böyle Sivaslılara!”. Karayollarının kenarında ve yol geçitlerinde endemik bitkiler yetiştiği gibi, enerji iletim hatları üzerinde de nadir endemik bitkiler bulunmakta, hatta bu hatların yapımı yepyeni bitki keşiflerine de vesile olmaktadır. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı'nın yapımı sırasında hattın geçtiği yerlerde oldukça verimli bitki araştırmaları yapılmış, bu araştırmalar sırasında daha önce hiç bilinmeyen lokal endemik bitkiler keşfedilmiştir. 2007 yılında boru hattının geçtiği Ulaş ilçesi yakınında Sivas kardikeni Acantholimon capitatum subsp. sivasicum keşfedilmiştir. Boru hattı yapımındaki ikinci bir keşif ise aslında kayıp bir endemik bitkimizin tekrar bulunması sonucunu doğurmuştur. İlk defa 1839 yılında keşfedilen, daha sonra izine rastlanmayan Gypsophila heteropoda subsp. minutiflora adlı endemik çöven, yaklaşık 160 yıl sonra 2003 yılında Hafik ilçesi dolayında tekrar bulunmuştur. Hititlerin “karşani” olarak adlandırdıkları çöven bitkilerimizin endemik türlerinden, Anadolu'da tahin helvası gibi yiyeceklerin yapımının yanı sıra ilaç amacıyla da yararlanılmaktadır. Kayıp çövenimizin bulunması ve yok olmadığının anlaşılması, çövenin binlerce yıllık Anadolu kültürünün yapıtaşı olmasından dolayı sevindiricidir. Sivas'ın endemik bitkilerinin çeşitli kullanımları söz konusudur. Kiminden ilaç, kiminden de yiyecek-içecek yapılır. Örneğin Anadolu'da “kılıçotu” gibi adlar verilen ve Zara ilçesinin köylerinde de yetişen Achillea teretifolia'nın çiçekli kısımları dövülüp yaraya sarılarak yaranın tedavisinde kullanılır. Besbelli geçmişte kılıç yaralarını da iyileştirmekteydi bu güzel bitkimiz. Yine Sivas ile sıcak Çermik arasında yetişen bir geven olan Astragalus elatus'tan ilaç yapılır. Kangal ilçesinde “karasakız otu” olarak adlandırılan endemik Scorzonera tomentosa bitkisinin kökünden elde edilen sakız, yöre insanı tarafından çiğnenerek ağız kokularının giderilmesinde kullanılır. Yolunuz Kangal'a düşerse yemeklerden sonra yöre halkından karasakız isteyin. Uzun uzun çiğneyin bu sakızı, kokunuz endemik olacaktır. Divriği Ulucami ve Darüşşifası'nı bilir misiniz? Eşsiz bir Selçuklu dönemi eseri olan bu yapının taş işlemelerini görüp de hayran kalmamak mümkün değildir. Eserin kapısında yer alan bitki ve çiçekler, onu nakşeden ustaların Anadolu doğasının zenginliğinden esinlendiklerini de göstermektedir. Belki de bu şaheseri yaratan Divriği insanı çevresindeki endemik bitkilerden de ilham almıştır. Bu nadir bitkilerden biri dünyada sadece bu yöreye özgü olan başıyünlü Cousinia decolorans, sadece 5 bin bireye sahip Akkorunga onobrychis albiflora ve çok dar bir alanda yetişen, güzel çiçekler açan Divriği'ye özgü Anadolu adaçayı Salvia anatolica ile yine Divriği'ye özgü Salvia hedgeana da olabilir. Zira çiçeklerle bezenmiş eşsiz bir eserin ilham kaynağının de eşsiz doğal varlıklar olması beklenir. Divriği kent merkezi çevresinde tıbbi potansiyele sahip endemik solucanotları Tanacetum argenteum var. argenteum ile T. argenteum subsp. canum var. canum da yetişir. Tanacetum bitkilerinin bazı türlerinin modern tıpta kanser hücrelerini öldürdüğü tespit edilmiştir. Divriği'nin endemik bitkilerinin Şifahane'de ilaç yapımında kullanılmış olma olasılığı da yüksektir.