Yozgat'ın Endemik Bitkileri

Yozgat'ın Endemik Bitkileri


Sert kışların yaşandığı Yozgat ilimizde, güneşin gülümseyen yüzünü gösterdiği mart ayı başlarında, karların erimeye yüz tutmasıyla birlikte, ilk çiçeklenen bitkiler çiğdemlerdir. Sarısı, pembesi, moru ile Yozgat insanına baharı müjdeler. Bu sıralarda Yozgat köylerinde de kıpırdanmalar olur. Hiçbir zaman yerinde duramayan, kışın keyfini karda oynayarak geçiren minik çocuklar, birer birer evlerinden dışarı fırlarlar. Köy meydanında toplanıp hep birlikte sarı çiğdemlerin açtığı karlı yamaçlara doğru yola koyulurlar. Anadolu'da sarı çiğdem veya kırmızı çiğdem gibi adlar verilen endemik Ankara çiğdemi Crocus ancyrensis'i topraktan çıkararak çiçeklerini bir erik dalına takarlar. Sarı çiçekli endemik çiğdemle süsledikleri erik dalını, kalabalık bir çocuk grubu eşliğinde ev ev dolaştırırlar. Bu uygulamayla çocuklar, adeta baharın geldiğini müjdelerler. Baharın ilk demleri de aslında çocuklar gibi kırılgan ve körpe çiçeklerin açtığı zamanlardır. Dolayısıyla ilkbahar en çok çocuklara benzer. Ev ev dolaşan ve baharı müjdeleyen çocuklar, her evden bulgur, mercimek, pekmez ve yağ gibi yemek malzemeleri alırlar. Bu malzemeleri alan köy çocukları, topladıkları bulgurla birlikte Ankara çiğdeminin yumrularını annelerine götürerek onlardan çiğdem pilavı yapmalarını isterler. Bir şenlik havasında devam eden bu işlemler sonucunda pişen çiğdem pilavlarını da afiyetle yerler. Çocuklar bu törenler sırasında oyunlar oynamayı ve şenliği manilerle süslemeyi de ihmal etmezler. Çiğdem Bayramı veya Gılavan Bayramı olarak adlandırılan bu şenliklerde evleri dolaşan çocuklar maniler de söylerler; “Gılavan geldi kapıya / Yağ verin yapıya / Yağ verenin oğlu olsun / O da bize yoldaş olsun…” Pilavı yapılmayan ve yenmeyen çiğdem çeşitlerine yörede “öksüz oğlan” adı verilir. Dolayısıyla toplanan çiğdemler bu yörede erkek çocuklarla özdeşleştirilmişlerdir; tıpkı antik mitolojide çiğdem bitkisinin Tanrı Hermes'in erkek arkadaşı Krokus ile özdeşleşmesi gibi. Yörede ayvaların ve armutların çiçeklenme döneminde gençler de “hicek çekme” oyunu oynar. Bu oyunda bir kazana, toplanan çiçeklerle birlikte kızların ve erkeklerin eşyaları da atılır. Sonra kızlar mani söyleyerek kazandan eşyaları alırlar, çıkan eşya kiminse o mani onun için söylenmiş olur. Yukarıdaki uygulamalar, Yozgat yöresinde yaşamış Hitit uygarlığında da benzer şekilde yapılmaktaydı. Hititler de çiğdemlerin çiçeklendiği mart ayında 38 gün süren bayram yapar, toplanan çiğdemler kral ve kraliçeler tarafından tanrı ve tanrıçalara sunulurdu. Günümüz Yozgat gençlerinin devam ettirdiği hicek çekme oyunu da Hititlerin bitki falı uygulamalarını akla getirir. Hititlerin en sevdiği ağaçlardan biri de alıç ağacıdır ve Hititler, tanrılarına bu ağacın dibinde yakarırlardı. İlk defa Yozgat'ta keşfedildiğinden, bu ilimizden adını alan Yozgat alıcı Crataegus yosgatica, endemik sayılmamakla birlikte hem adı hem de Akdağmadeni'nde Sivas-Yozgat karayolu kenarında yetişmesi dolayısıyla özel bir alıç türümüzdür. Hititlerin kutsal ağacı alıç, Yozgat'tan aldığı güzellikle, Sivas-Ankara karayolundan gelip geçenleri selamlamaktadır artık. Hititlerin Yozgat'taki en önemli yerleşim yerlerinden olan ve o devirde Ankuwa, günümüzde ise Alişar olarak adlandırılan ören yerinde, geçmişte endemik bir sığırkuyruğu tespit edilmişti. Bu bitkiye çok da güzel bir isim verilerek Yozgat sığırkuyruğu Verbascum josgadense denmişti. Ancak bu bitki aramalara rağmen bulunamamış ve “kayıp” statüsüne yerleştirilmiştir. Alişar antik kentini kazan değerli arkeologlarımızdan ricamız; her yıl yapılan bitki temizliği işlemlerinde botanikçilerimize de bir danışmalarıdır. Alişar'a özgü Yozgat sığırkuyruğu yeniden keşfedilirse bu, hem Yozgat ve Alişar hem de Türkiye ve dünya için harika bir haber olur. Belki de Alişar'da kaybolan bu bitkimiz burada değil de başka illerimizde tekrar keşfedilir. Tıpkı diğer illerimizde bir zamanlar keşfedilip, ondan sonra izine rastlanmayan nadir bitkilerimizin Yozgat'ta keşfedilmesi gibi. Örneğin 1890 yılında Kayseri'de keşfedilen, ancak bu tarihten sonra izine rastlanmayan ve nerede olduğu merak konusu olan çok nadir bir endemik adaçayı türümüz olan Salvia freyniana, 2009 yılında Şefaatli ilçesinin bir köyünde yeniden bulunmuştur. Hani insanlarımız evlerini taşırlar da başka diyarlarda yeni hayatlar kurarlar ya, işte bu adaçayımızı da Kayseri'den Yozgat'a taşınmış insanlarımıza benzetebiliriz. Bozkırın güzel kızı, hoş geldin yeni evine! Yine daha önce sadece Kayseri'den bilinen bir kekik türümüz olan Tuzla Gölü kekiği Thymus pectinatus subsp. Pallasicus, son yıllarda Yozgat'ın bir köyünde keşfedilmiştir. Kayseri ve Yozgat hem komşudur hem de endemik bitki kardeşleridirler; birbirlerinin zor durumdaki endemik bitkilerine kol kanat gererler. Ülkemizin tamamında olduğu gibi, Yozgat il merkezi ve ilçelerinde de genellikle park ve bahçelere ekilip dikilen ağaç ve otların önemli bir kısmı Yozgat'ın doğal bitkileri değildir. Yozgat'ın endemik bitki ve çalıları ortadan kaldırılıp, park ve bahçelere Avrupa kökenli veya Yozgat'a yabancı bitkiler ekildi. Ama Yozgat'ın öyle güzel ve dekoratif bitkileri vardır ki, hem ülkemize has olmaları hem de çiçekleri ve güzel kokularıyla kent ve kasabalarımızın en güzel yerlerine dikilmeyi hak ederler. Anadolu'da yaygın olarak yetişen ve bilimsel ismini de Anadolu'dan alan endemik Termiye çalısı, atlangaç (Lycium anatolicum), nisan ve kasım ayları arasında uzun dönem çiçek açması ve dikenli bir çalı olması nedeniyle hem evlerin hem de park ve bahçelerin çit bitkisi olmaya en uygun bitkilerdendir. Yine İç Anadolu'da yaygın olup, Yozgat ile Hitit başkenti Hattuşa arasında da yetişen Salvia cyanescens adlı endemik adaçayımız, haziran-eylül ayları arasında uzun süre mavi çiçekler açması dolayısıyla süs bitkisi olarak kullanılmaya çok uygun olup, 1957'de Edinburgh Kraliyet Botanik Bahçesi'ne ekilmiştir. İngiltere kraliyet bahçesine layık görülen bu bitkimiz, acaba ne zaman Yozgat kent merkezinde kendi halkımıza da tanıtılacak? Aynı şekilde uzun dönem çiçeklenen, hoş kokan ve yaygın bir endemik adaçayı olan Salvia hypargeia da dekoratif amaçlı kullanılabilir. Buradan Yozgat'ın yerel yöneticilerine bir davetimiz olacak: Yılın büyük bölümünde çiçekli kalan ve hoş kokan endemik bitkilerimizi park ve bahçelerimizde endemik olduğunu belirterek kullanalım. İl idarecilerinin yabancı ve kültür türlerine verdikleri önem kadar, endemik ve doğal bitkilerimize de sahip çıkmalarını istiyoruz. Yozgat sürmelisini bilir misiniz? Hani “Dersini almış da ediyor ezber” diye başlayıp, “Sürmeli gözler sürmeyi neyler aman” diye de devam eden bu güzel türkü ne de yakışır bu ilimize. Sen zaten güzelsin, kendi güzelliğin dışındaki süse ihtiyacın yok, demek ister bu dizeler sürmeli güzele. Kendi sürmeleri olan endemik bitkileri varken, yaban ellerin bitkileri ile süslenen Yozgat için biz de diyoruz ki: “Kendi bitkilerinden aldığın güzelliğin yabancı bitkileri neyler, 200 dolayındaki endemik bitkinle sen zaten güzelsin, sürmelim aman”.