Yolculuk Dergisi 76. Sayı

Gabriel Orozco


KIRKINCIODA Yazı: Zeren Akyar Ressam - Küratör zeren@zerenakyar.com Fotoğraflar: Centre Pompidou Gabriel Orozco "Ellerim Kalbimdir" Eylül ve ekim ayları, genellikle durgun olarak nitelenen yaz mevsiminden sonra sanat dünyasının hareketlendiği, peş peşe sergilerin açıldığı ve festivallerin başladığı aylardır. Eylülde yavaş yavaş kendini hissettiren sonbahar, ekim ayında artık ağırlığını iyice ortaya koyar; arada güneş yüzümüze gülse de grileşen gökyüzü, serin esen rüzgarlar ve yanımızda taşımak durumunda kaldığımız şemsiyeler, boş vakitlerimizi parklardan ziyade sinemalarda, sergi salonları ve müzelerde geçirmeye bizi iten sebeplerden en belirgin olanlarıdır. Ben sonbaharı çok severim; bu belki ne hüzünden ne de yağmurdan korkmadığım içindir. Tabii bir de sergilerdeki ağır toplar genelde bu aylara denk geldiği için... Paris'te ise bu ayın ağır toplarından biri; Georges Pompidou Sanat Merkezi'nde 15 Eylül'de açılan ve Ocak 2011'e kadar gezilebilecek olan Gabriel Orozco sergisi. 1998 yılında Paris Modern Sanat Müzesi'nde açılan "Clinton is Innocent" (Clinton Masumdur) isimli sergisinden sonra 12 yıldır Paris'teki ilk Orozco sergisi olma özelliğini taşıyan serginin küratörü ise Christine Macel. Yaşamını Mexico, New York ve Paris arasında paylaştıran Orozco, çalışmalarına bu şehirlerdeki atölyelerinde devam ediyor. Sanatçının New York Modern Sanat Müzesi (MoMA) ile Bale Sanat Müzesi'ndeki sergilerinden sonra ve Londra'da Tate Modern'de gerçekleşecek sergisinin öncesinde açılan bu Orozco sergisi, özellikle ilk ikisiyle karşılaştırıldığında diğer sunumların arasından gerek sergi alanının yüzölçümü gerekse yer alan eserlerin çeşitliliğiyle öne çıkıyor. Birbirine monte ettiği bisikletler, modifiye ettiği Citroen DS, (Bu eser aslen ilk sergilendiğinde izleyicinin dokunması, içine girip oturması ya da direksiyonla oynamasının serbest oluşu ile de biliniyor.) mekanının ortasında adeta bir ışınlanma kabini edasıyla duran koca asansör, kavramsal olarak da görsel olarak da gözümüzü alan ilk işlerden sadece birkaçı. Orozco, bu sergi için güney galerinin alanını olduğu gibi kullanarak hiçbir öğe eklememeyi tercih etmiş, bir nevi stüdyo havası yaratmış. Eserler, duvarlarda, yerde ve normalde pazar tezgahı olarak kullanılan masaların üzerinde olacak şekilde üç ana hat üzerine yerleştirilmiş. Sergi alanının tamamen cam olan yan cephesinin hemen yanındaki sokaktan görünürlüğü, restoranlar ve yoldan geçenlerle sessiz iletişimi vasıtasıyla sanatçı, galeriyle etrafındaki şehir arasındaki bağı ortaya koyarken aynı zamanda eserlerinde ağırlıklı olarak yer alan ortak kamu alanlarının önemine bir gönderme yapmış. Eserlerin sergileniş planını bize açılır-katlanır bir broşür ile sunarken, fotoğraf sanatçısı JacquesHenri Lartigue'in bir katalogu üzerinde yapılmış kolajlarla da sergilenen eserlere dair görsel bir yorum sunuyor adeta sanatçı. Pompidou ve Gabriel Orozco, eserleri korumak üzere "ithal edilmiş" Meksika polisi kılığındaki iki aktörle birlikte de daha önce gerçekleştirilmemiş bir performans sunuyorlar. Eserlerin arasında hemen ne olduğunu anlayamadığınız, sonra kataloga bakmamış da olsanız bir gariplik sezinleyerek fark ettiğiniz bir canlı performans bu; iki aktör, üzerlerinde polis 20 Yolculuk