
Öldürme Üzerine Alçakgönüllü Öneriler
SAYFALARDAYOLCULUK Yazı: Fatih Balkış Öldürme Üzerine Alçakgönüllü Öneriler Polisiye edebiyat üzerine bir yazı kaleme almak için, yazıldığı zamanın çok ötesinde bulunan, bilgeliğin ve alaycılığın iç içe olduğu parlak bir metne bakmak gerekiyor. Thomas de Quincey'nin 1827'de yazdığı ve bir anlamda polisiye ve cinayet romanlarının atası sayılabilecek "Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayet" adlı yapıtı, bu türün ustalarını derinden etkilemiş bir çalışma. Kitap, söylev biçimindedir ve tarih içindeki cinayet ve onu ilgilendiren her türlü yıkıcı eylemi, nedenleriyle birlikte derinleştirmektedir. Anlatıcı, çağlar boyu yalnızca birkaç iyi cinayet örneği görmüş olduğunu üzülerek belirtir. Zira güzel sanatların bir dalı olarak cinayetlerin amacı, Aristoteles'in açıkladığı biçimiyle tragedyanın amacıyla aynıdır: korku ve acıma duygularıyla yüreği arıtmak. Cinayetin bunca övülmesi, günümüz toplumlarında kabul edilebilir bir olgu olmasa da, 18. yüzyılın ve daha öncesinin gizemli beyefendilerinin başlıca ilgi alanlarına girmektedir. Güçlü bir polisiye ve suça ilişkin öykü geleneği olan İngiliz edebiyatının kökenlerine daha dikkatle bakıldığında, bu bakış açısının nedenleri anlaşılır. Morality ve ahlak oyunlarının siyasal birliğini geç sağlayan İngiltere'de bu durum, uzun yıllar etkin olmuş, arka sokak beyefendileri kendilerini cinayet yoluyla kanıtlama şansını yakalamışlardır. Stevenson, Chesterton, Wells, Wilde, Doyle gibi yazarların nasıl bir gelenekten beslendikleri anlaşılabilir. De Quincey'nin kitapta da sözünü ettiği Swift'in "Alçakgönüllü Bir Öneri" adlı denemesi, onunkini aratmayan bir düşünceyi 116 Yolculuk savunur. Açlık nedeniyle yoksul çocukların zengin beyefendilere satılması önerisi, bir iktidara yöneltilebilecek en keskin eleştiriyi barındırır. De Quincey'nin gerçekçi biçemi okurları tedirgin edecek noktalara sürüklese de, oda Swift gibi ciddi değildir. Yağmurlu Londra sokakları, ellerini ceplerinden çıkarmayan pardösülü adamlar ve uzaklardan duyulan bir düdük sesi kusursuz bir cinayetin işaretleridir. Yalnızca yapıtlarıyla değil, yaşam biçimiyle de bugün hala ilgi çekici biridir de Quincey. Borges'in onun için söylediği "Okurlarının belleğinde gerçek bir kişi olmaktan çok bir anlatı kişi olarak yaşamaktadır." düşüncesi, kendine tam olarak nasıl bir dünya kurduğunu kanıtlar niteliktedir. Günlerini afyonun etkisi altında geçiren ve ilgilendiği her şeye şiirsel bir anlam katmaya çalışan De Quincey'nin karabasanlardan, tarihin tozlu kahramanlarından, düşlerden ve Tanrı kavramından oluşan dünyası, karmaşık bir biçem oluşturmasına neden olmuştur. Tam olarak düşüncenin aktığı düz yazılardır yazdıkları ama koşuk kendini bu Thomas de Quincey