Nehir Tanrısı Euphrates'in İzinde Fırat

Nehir Tanrısı Euphrates'in İzinde Fırat


Güne sabahın erken saatlerinde Fırat'ı seyrederek içtiğimiz çaylarımızla başlıyor, bir an önce teknemizle yola koyulmak ve Fırat'ın tarihini öğrenmek istiyoruz. Görmeyi planladığımız yerler arasında Çiftekoz'daki yeraltı şehirleri, Karasu'daki Hitit kabartması, Septimius Severus Köprüsü, Roma Yolu, yöre halkının “köşk” olarak isimlendirdiği anıt mezarlar ve tabii Rumkale yer alıyor. Fırat Nehri’nin Euphrates (Eufrates), zaman içinde Fırates ve Fırat olarak değişen adını nereden aldığını da Rumkale'nin tarihini de Nehir Tanrısı Euphrates'in izinde yaptığımız bu gezimiz sırasında öğreniyoruz. Çevresinde çok sayıda yeraltı şehri bulunan Çiftekoz'a, birkaç saatlik bir yolculuktan sonra ulaşıyoruz. Bu şehirlerin Roma döneminde yapılmış olduğu düşünülse de Karasu Deresi'nde bulunan Hitit kabartması, bölgenin daha eski dönemlerden beri yerleşim bölgesi olarak kullanıldığını gösteriyor. Çiftekoz ve Fıstıkdağı köyleri sınırında bulunan bazı mağaralar ise Birecik Barajı'nın suları altında kalmış. Kurtuluş Savaşı döneminde bu mağaraların işgalci güçlere karşı Kuvay-i Milliye çeteleri tarafından saklanma amacıyla kullanıldığı da söylenceler arasında. Gümüşpınar Köyü yakınlarındaki Karasu Deresi üzerinde bulunan ve tek kemeri kalmış olan köprü ise Septimius Severus olarak biliniyor ama bölge halkı tarafından Kırık Köprü olarak adlandırılıyor. Bu köprü bölgede aynı isimle isimlendirilen köprülerin ilki, ikincisi ise Nemrut Millî Parkı'ndaki Cendere Köprüsü. Köprü, Zeugma bölgesinde yerleşik olan