Yolculuk Dergisi 74. Sayı

Ruhun Derinliklerine Yolculuk


SAYFALARDAYOLCULUK Yazı: Fatih Balkış Ruhun Derinliklerine Yolculuk 2 006'da ölümünün yüzüncü yılında başta Norveç'te ve tüm dünyada anılan Henrik İbsen (1828-1906) çağının tüm siyasi ve toplumsal çalkantılarını, 1848 devrimlerini, değişen ekonomik yapıyı ve buna uyum sağlayamayan toplumsal yapının dönüşümünü eserlerine taşımış büyük bir yazardır. Norveç'te geçirdiği sıkıntı ve başarısızlıkla dolu yıllardan sonra "ev"den uzaklaşması ona başarıyı getiren en önemli unsurdur. Ülkesini terk ettikten sonra özellikle İtalya ve Almanya'da yaşadığı yıllarda yazdığı oyunlar, onun en çok bilinen oyunlarıdır. Dikkat edilirse İbsen'in ülkesi dışındaki varoluşu, belli bir yalnızlığa dayanmaktadır. Oyunlarda kahramanların çıktıkları yolculuklarda izole olmaları, onlara varoluşun gerçek sırrına erişmek için konulmuş bir koşul gibidir. Ama tam da bu yalnızlık, her zaman halkın peşinden gitmeyeceği bir yokluğu doğurur. Aslında oyunlarında kazandığı büyük başarı, kitlelerin her zaman barındırdığı ikircikli tavrın dile getirilmesiyle ortaya çıkar. Belki de bu çelişki, onun en büyük acısını oluşturuyordu. Çünkü İbsen her şeyden önce bireycidir, toplumsal bir kurtuluşa inanmaz. Dahası halkı bu kurtuluşun bir parçası olmak istemediği için suçlar. Anarşist, devrimci, ilerici kahramanlar, söylemlerin birbirine karışması nedeniyle kendi trajedilerini yaşarlar. Bilmedikleri bir duygunun etkisiyle, yine tanımlayamadıkları bir uyanışın pençesine düşerler. Bu uyanış onları tüm yaşamlarını göz ardı etmelerini sağlayacak fikirlerle donatır ama hiçbir kahraman kendi kurtuluşunu bu fikirler yoluyla gerçekleştiremez. Kahramanların yazgısını kendilerine değil, İbsen'in sürekli değişen düşüncelerine bağlamak gerekir. Kimi zaman ülküsel söylemlerin getirdiği katı bir milliyetçilik anlayışıyla kimi zamansa devrimci bir bakışla tüm sistemi yakıp yıkmaktan bahseden kahramanlar vardır. Romantizmin vaat ettiği düşsel bir dünya özlemi, İbsen kahramanları için anlamsızdır. Oluşan işçi sınıfının gerçekleri bunu özümsemiş bir tiyatro fikriyle ortaya çıkmalıdır. Artık burjuvaların entrikalarla dolu farsa yakın dünyası yerine, büyük mutsuz kitlelerin acıları önem kazanmıştır. Bu bağlamda İbsen'in oyunlarındaki mücadeleci ve yenilikçi kahramanlar, kendi içlerinde dünyayı değiştirmenin özlemini duyumsarlar; ancak zayıf kişilikleri ve temel bir ahlak anlayışından yoksun bulunmaları onları felakete sürükler. Tüm oyunlarında bu ahlak yoksunluğunun, inançsızlığın, karmaşanın ve varoluş bunalımının izleri açıkça görülür. "Rosmersholm" adlı oyunda bir papazken kapıldığı özgürlük düşüncelerini kontrol edemeyen Rosmer, içine düştüğü siyasi mücadelenin altından kalkamaz. Bu düşüşün temel nedeni Rosmer'in gizlediği bir ahlaki gerçeğe dayanmaktadır. John Gabriel Borgman, çalıştığı bankayı soyduktan sonra evinin tavan arasında utanç içinde yaşarken, dünyayı özgürlüğe kavuşturma hayalleri kurar. "Yaban Ördeği" yine bir ahlaksızlık öyküsüdür. Birbirlerini aldatan ortakların iç içe geçmiş yaşamları 114 Yolculuk