Suyun Düşüş Hikayesi : Türkiye'nin Şelaleleri | Hazırlayan: Berna Çetin Akgün  Fotoğraflar: Faruk Akbaş

Suyun Düşüş Hikayesi : Türkiye'nin Şelaleleri | Hazırlayan: Berna Çetin Akgün Fotoğraflar: Faruk Akbaş


Güneşli günler görmek ister insan, ılık bir rüzgâr yüzüne değsin, sularda arınsın, suyun sesine kaptırsın ister tüm düşüncelerini. Hayat gailesi denen şeyden uzaklaşmak, mutlu gülümsemek, kendini kapıp koyvermek ister. Kötülükler, dertler olmasın o an, her şey güzel ve herkes iyi kalpli olsun diye düşler. Bir ahşap iskeleye uzanmış, elini sakin suda gezdirmek, yükseklerden akan buz gibi suyun sesinde kaybolmak ister. Bazen de metrelerce yüksekten akan suyun coşkusuna ortak olmak, taşları dövüp sıçrayan su zerrecikleriyle dans etmektir içinden geçen. Bir şelalenin eteğidir ona huzuru veren, tıpkı annesinin eteğine sarılmış bir çocuk gibi... Yüzüne değen su taneleri hayatın sesine kulak vermeye çağırır insanı. Duymak gerekir söylenenleri, bu sese kulak vermek, o zorlu patikalarda yürüyüp doğanın sunduğu güzelliklere selam durmak, şelalelerin coşkusuna, görkemine ortak olmak gerekir. Düştüğü noktada kurumuş yaprakları ve dalları önüne katıp götüren suya bırakmak gerekir hüznü ve geride kalanları, bir kere kuruyup düşenler tekrar tazelenip yerine gelemeyecekse, suya bırakıp gitmesine izin vermekten başka çare yoktur. Bir yaz gününde içimize coşkun sularını serpen, kıyısında soluklanıp şırıltısını dinlediğimiz, coşkusu ve görkemi karşısında hayranlık duyduğumuz, karşısına geçip saatlerce seyredebileceğimiz, akıp uzaklaşan sularına düşüncelerimizi bırakabileceğimiz irili ufaklı onlarca şelale, ülkemizin pek çok yerinde bir su kenarında dinlenmek ihtiyacımıza cevap veriyor. Gelin birlikte yollar aşalım, patikalardan yürüyelim, biraz tırmanıp biraz soluklanalım. Türkiye'nin şelalelerinden seçtiğimiz bazılarının buz gibi sularında serinleyip huzuru bulmak için bu tatlı düşün peşinden gidelim...