
SAYFALARDAYOLCULUK Yazı: Fatih Balkış Uçmaktan da Öte İngiliz
SAYFALARDAYOLCULUK Yazı: Fatih Balkış Uçmaktan da Öte İngiliz yazar Nick Hornby'nin, ülkemizde hatırı sayılır bir hayran kitlesi var. Özellikle "High Fidelty (Yüksek Sadakat)" adlı romanından uyarlanan film, şimdiden aşk ve müzik tutkusunu bir araya getirenler için bir külte dönüşmüş durumda. Hornby'nin edebiyata ve popüler kültüre yaklaşımını bir arada değerlendirmek gerekiyor. Çünkü romanlarında kurduğu hayatın, ayrıntıların üzerine kurulması, eğlenceli ve trajik olanı yan yana getiriyor. Hornby'nin yaşamla olan bağlantılarının açığa çıktığı ve daha çok kendi iç dünyasının yansımaları olarak bakılabilecek olan dilimizdeki son kitabı ise "Shakespeare Para İçin Yazdı" adını taşıyor. Yazarın Amerika'da yayımlanan Believer dergisi için kaleme aldığı makalelerinin toplamından oluşan kitapta dikkat çeken ilk şey, ilgi alanlarının fazlalığı. Hornby'nin genel okuma serüveni bu makalelerin ana belirleyicisi. Ama yalnızca kitapların sözünün edildiğini düşünürsek safdillik yapmış oluruz. Sayısız roman, Arsenal takımı fanatikliği, başka yazarları kıskanma, dedikodular ve daha bir sürü şey ustalıkla birbirleriyle bağlanıyorlar. Sonunda okumalar, izlemeler üzerine kurulmuş, eğlenceli bir dünya önümüzde açılmış oluyor. Bu da mayıs ayı boyunca okuduğum kitaplar üzerine köprüler kurma, onlar arasında yeraltı geçitleri açma ve kütüphanemde sırt sırta vermişliklerini anlatmamı zorunlu kılıyor benim için. İlginç olan, geçen ay okuduğum kitapların özellikle ikisinin (tesadüf eseri) benzer temalar içermesi ve yazarlarının tutkularının kesişmesiydi. Önce İngiliz yazar James Hilton'un "Yitik Ufuklar"ını, hemen ardından Küçük Prens'le tanıdığımız Saint Exupery'nin "İnsanların Dünyası" adlı romanını okudum. İki yazarın da aynı yıl doğmuş olmaları ve içlerindeki serüven tutkusunun bir yerlerde kesiştiğini düşünmek yanlış olmaz. "Yitik Ufuklar" 1900 doğumlu İngiliz yazar James Hilton, henüz otuz üç yaşındayken "Yitik Ufuklar"ı yazdığında, birkaç şeyi birden başarmıştı. Bunlardan ilki, Avrupa serüven romanlarında sıkça karşılaştığımız bir izlek olan, "Doğu'da henüz keşfedilmemiş bir yer keşfetme" meselesiydi. İkinci ve bence daha önemli olanı ise romandaki Doğu-Batı karşıtlığının düşünsel ve felsefi düzlemde derinlemesine karşı karşıya gelmesiydi. Hilton'un, kimi edebiyat klişeleri üzerine kurduğu romanı, bütün bilindik yolculukların ötesine geçiyor ve dünya edebiyatında şaşırtıcı bir etki alanı yaratıyordu. Serüven romanlarının olmazsa olmazı gizemli bir yolculuk, bu yolculuktaki gizemli kahramanlar ve karşılarına çıkan yeni bir dünya, anlatının kurgusal zeminini hazırlarken, daha önce hiç duyulmamış, bir Batılının kazara yolunun düşebileceği, ölümsüzlük vaat eden saklı kent Şangri-La, 114 Yolculuk