Yolculuk Dergisi 72. Sayı

KENTTARİHİ Yazı: Mehmet Ali Kılıçbay Fotoğraflar: Köksal Kayhan Dağlara


KENTTARİHİ Yazı: Mehmet Ali Kılıçbay Fotoğraflar: Köksal Kayhan Dağlara Yaslanan Şehir Priene Anadolu, dünyanın ilk yerleşimlerine sahne olan bir ülkedir. Bu nedenle birçok kentin kökeni çok eskilere kadar gitmekte, zaman içinde bölgeye egemen olan siyasal güç değiştikçe de kentler de el değiştirmekte ve yeni bir kültür dairesinin içinde varlığını sürdürmektedir. Ege Bölgesi'nin İzmir Körfezi'nden Güllük Körfezi'ne kadar olan bölümünün, antik dönemdeki adı İyonya'dır. MÖ 12. yüzyılda bölgeye gelen Akaların çeşitli yerli halklarla karışması sonucu oluşan İyonlar, Türkçedeki Yunan kelimesinin de kökenini meydana getirirler. MÖ 5. yüzyılda bölgeyi istila eden Persler, bölgeye İyonya'dan bozma Yunan demişler, Araplar kelimeyi onlardan aynen almışlar, biz de her ikisinden birden alarak, batı komşumuzun halkını ifade için kullanır olmuşuz. İyonlar yeni vatanlarında on iki şehir-devlet kurmuşlardır. Tamamen bağımsız olan bu "polis"ler, aralarında kurdukları İyonya Birliği'nin en önemli yapısını Priene kentinde meydana getirmişlerdir. Bütün İyon kentlerinin ortak tapınağı olan Panionion, bu kentte yer almaktadır. Bu bölgede yer alan ve ülkemizin en verimli ovalarından olan Söke Ovası, sakin bir deniz gibi dümdüz uzanır. Ama burası bundan 2 bin yıl önce tamamen denizle kaplıydı ve bugün iç bölgede kalmış olan Bafa Gölü de bu denizin geniş bir körfezini oluşturmaktaydı. MÖ 1100'lerde İyonlar bu denizin kenarında bir kent kurmuşlardır. Daha doğrusu Anadolu'nun eski halklarından Luvilere ait olan Purawana kentini genişletmişlerdir. Bu ad sonradan Yunancada Priene haline dönüşecektir. Bugün Aydın ilinin Söke ilçesinden, Muğla'nın Bodrum ilçesine doğru yol alırken 12. kilometrede Güllübahçe adında bir beldeyle karşılaşılır. Bu beldenin arkasındaki Samson Dağı'na doğru çıkıldığında, sırtını bu dağa yaslamış olan antik Priene kentinin kalıntılarıyla karşılaşılır ve denizden bu kadar uzak bu yerleşim yerinde iki liman birden bulunması insanı şaşırtır. Eğer Menderes Nehri taşıdığı alüvyonlarla yüzlerce yılda denizi doldurup, Söke Ovası'nı meydana getirmeseydi, Priene bugün hala bir liman kenti olmayı sürdürecekti. İyonya kentleri az nüfusluydu. Priene de bunun dışında kalmıyordu. Ama bu küçücük on iki şehirdevlet, büyük İran ordusuna karşı güçlü bir direnç göstermiş, İyonya İsyanı denilen hareketle bölgeyi işgal etmiş olan İranlılarla savaşmayı göze almıştır. Priene, MÖ 394 yılında Lade Deniz Savaşı'na on beş gemiyle katılmış, İranlılar buna misilleme olarak kenti tamamen yok etmişlerdir. Priene MÖ 350 yılında Atina'nın yardımıyla yeniden kurulmuştur. Kentin kurucusu olarak İyonyalı ünlü Aepytos'un adı geçmektedir. Daha sonra, Büyük İskender'in generallerinden gene İyonyalı Philotas tarafından iskan edilecektir. İkinci kuruluşunda 16 Yolculuk