
SAYFALARDAYOLCULUK Yazı: Fatih Balkış Günter Grass ve Angaje Olmak!
SAYFALARDAYOLCULUK Yazı: Fatih Balkış Günter Grass ve Angaje Olmak! Günter Grass Nisan ayı edebiyat dünyamız için oldukça hareketliydi. Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu tarafından finanse edilen "Kültür Köprüleri" programı çerçevesinde, Alman yazar Günter Grass ve Yaşar Kemal bir araya geldiler; çeşitli etkinliklerde okurlarla buluştular ve soruları dinlediler, yanıtlar verdiler. Belki bir yıl önce, uçları yontulmuş bütün silahlarımı kuşanıp, bu toplantıya giderdim, diye düşündüm. Ama şimdi buna cesaretim yok. Orada olmak istemiyorum. Orada bulunmak zor iş. Onun yerine, televizyondan ya da gazeteden gördüklerimle yetiniyorum. Zaten her şeyi gayet açıkça özetliyorlar. Kendi düşüncelerimi pekiştirmek ya da karşı çıkmak için oortama ihtiyacım yok. Buradan, uzaktan izleyerek de bunu yapabiliyorum. Günter Grass ve Yaşar Kemal'in buluşması nedense beni yadırgatıyor. Ama bu durum Grass'ın gençlik hatalarının farkına varılmasından kaynaklanan bir hayal kırıklığına dayanmıyor. Benim derdim, romanların ötesine, önüne geçen bir şeylerle. Birbirini asla anlayamayacak iki yazar. Yaşar Kemal'in Grass'ı anlama şansı bulunmuyor. Bunun tersi de söz konusu. Yapıtları karşılaştırılamaz. Ve tabii Yaşar Kemal'in ısrarla "Biz angaje yazarlarız." söylemi, anlamından bütünüyle sıyrılmış bir karşı söyleme dönüşüyor. Oysa altmışların sonunda ve sonrasında büyük bir hakaretti bu. Genç Alman yazar Peter Handke, özellikle savaş sonrası yazarlarının hepsini angaje olmakla suçlarken şunu kastediyordu: Savaşa angaje olmak, savaşın acılarından beslenen bir edebiyat yapmak, bütünüyle alçakçadır. Bununla da yetinmemiş, refah toplumunun ideal yazarı olmayı reddetmişti. Yazar, fildişi kuleye kapanmalı, toplumun ona direttiği bütün yükümlülüklerden korunmalıydı. Angaje olma kavramı, sivil olmanın tam karşısında yer alıyordu. Dolayısıyla var olan iktidarın ne şekilde olursa olsun yanında olmak, sivil olmanın dışındaydı. Bu düşünceler kafamda evrilirken, yayıncı bir arkadaşım arıyor ve benden Günter Grass'a sorulmak üzere beş soru yazmamı istiyor. Okadar acelesi var ki, hemen işleri bırakıp Grass üzerine beş soru hazırlamalıyım. Kendisiyle gerçekleştirilecek olan bir söyleşide bu sorulara ihtiyaç var. Oturuyorum ve yazıyorum. Soruların yerlerini değiştiriyorum. "Teneke Trampet"iaklımda tutup, "Soğanı Soyarken"iön plana alıyorum. Yaklaşık on dakikada hazırlıyorum soruları. İçime siniyorlar. 1. Yazarlık kariyerinizin doruk noktası olduğunu düşündüğüm için "Teneke Trampet"le başlamak istiyorum. Sizce Oscar kahramanı üzerinden yarattığınız "çağ parodisi," günümüzde bir başka gerçeklik üzerine uygulanabilir mi? Sizin gerçekliğinizin Nazi Almanya'sı olduğu varsayımıyla, şimdi, post-modern zamanların anlatılabilir bir destanı var mı ya da yazılabilir mi? 2. Alman yazarlar arasındaki en önemli meseleyi "angaje olma" kavramıyla açıklayabilir miyiz? Burada yaptığınız konuşmalarda da dile getirildi. Tam olarak nasıl bir angajmandan söz ediyorsunuz? Handke'nin Grup 47'ye yönelttiği eleştiriler bağlamında, refah toplumunun bir parçası olarak yazar, angaje olan yazardı. İktidara bağlanmak, ideolojilere bağlanmak ya da toplum değerlerine bağlanmakla, angaje olmak arasında nasıl bir ilişki kurulabilir? 3. "Soğanı Soyarken" adlı otobiyografik yapıtınızda sözünü ettiğiniz dünya, biz okurlar için yeterince 114 Yolculuk