
Yaşayan Bir Dünya İçin Korunan Alanlar!
ÇEVREGÜNLÜĞÜ Yazı: Başak Avcıoğlu Çokçalışkan Doğa Koruma Uzmanı WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Yaşayan Bir Dünya İçin Korunan Alanlar! Baharın gelişiyle birlikte ısınan hava, renklenen doğa, insanların evlerinden dışarıya çıkmalarına ve daha fazla doğal çevrede vakit geçirmeye başlamalarına neden oluyor. Peki, acaba insanlar bahar ve yaz aylarında, piknik, yürüyüş, kamp gibi etkinliklerde bulunmak, yaz tatillerinde denize girmek amacıyla tercih ettikleri korunan alanları tanıyor mu? Uluslararası düzeyde, korunan alanlar konusunda en iyi otoritelerden birisi olan Uluslararası Doğa Koruma Birliği'ne (IUCN) bağlı Dünya Korunan Alanlar Komisyonu (WCPA), korunan alanın tanımını şöyle yapıyor: "Ekosistem hizmetleri ve kültürel değerlerle birlikte doğanın uzun dönemli korunmasını sağlayan, yasal veya diğer etkin araçlarca tanınmış, ayrılmış ve yönetilen, sınırları net olarak tanımlanmış bir coğrafi alandır." Ülkemizde, doğayı korumanın tarihine baktığımızda, Osmanlı İmparatorluğu'ndan itibaren çeşitli amaçlarla doğal alanların korunmaya başlandığını görüyoruz. Bunun en güzel örneği, Osmanlı zamanında İstanbul kentine su sağladığı için korunmaya başlanan ve günümüzde biraz daha rekreasyonel amaçlara hizmet etse de halen daha bu özelliğini koruyan Belgrad Ormanları'dır. Cumhuriyet dönemine gelindiğinde ise dünyada gelişen doğa koruma eğilimleriyle paralel olarak, 1950'lerde milli parkların ilanıyla ilk korunan alanlarımızı görmeye başlıyoruz. Yozgat Çamlığı Milli Parkı, genç Türkiye'nin ilk korunan alanı olarak, Yozgat şehrinin sırtını dayadığı önemli orman alanlarından birisi. 68 Yolculuk