
İstiklal Yolu Mutfağı
YEMEKKÜLTÜRÜ İstiklal Yolu Mutfağı "...İlk adımı Kastamonu attı...Milli mücadelede, kağnı izinde, hasretlik çekerken, kundağı soğumamışken, helalliğini almamışken, bıyığı terlememişken, şahadetini bildiği halde cepheden dönecekmişçesine erini beklerken, yolu uzakken, eşkıya basmamışken, kar-kıyamet iken, yaz kavururken, yol mağrurlaşır, kadın destanlaşırken, tarih her adımda kendine bir yeni sayfa daha kazanırken... Yazı ve Fotoğraflar: Ömür Akkor Mutfak Araştırmacısı - Şef omurakkor@yahoo.com yürüyüşlerini anlatanlar da oldu, sünnet olurken eskiden "Yaşasın cumhuriyet!" diye nasıl bağırdığını da... Tüm bunların nihayetinde, yaşadığım en etkileyici deneyimle döndüm Kastamonu'dan sizlerle paylaşmak için. "Kafamızda güneş ateş bir sarık. Arık toprak çıplak ayaklarımızda çarık İhtiyar katırından daha ölü bir köylü yanımızda Yanımızda değil yanan kanımızda... ... Ayı ini köyle, balçık kasabalar, kel dağlar aştık. İşte biz o diyarı böyle dolaştık..." Nazım Hikmet Kastamonu mutfağı da bu yolculuğumun önemli bir bölümünü oluşturuyordu. Yaklaşık 900 farklı yemeğin olduğunu duyduğum Kastamonu da gerçekten namına yakışır şekilde karşıladı beni. Kimilerine göre bu çokluğun nedeni, 19 ayrı kazanın, 19 ayrı kültürü ve 19 ayrı yemeği olmasıydı; kimine göre de Küre ve çevresinin maden kasabası olması nedeniyle, çalışmak için gelenlerin kültürlerinin ve yemeklerinin zamanla harmanlamasıydı. Kastamonu mutfağı tüm ilçelerde farklılık gösteriyor, bazen bir ilçenin mutfağında rastladığınız yemek reçetelerinin ismi, diğer ilçede anılmıyordu bile. Kastamonu'ya giderseniz Nasrullah Cami yanındaki Yavuz Emen'in sahip olduğu Münire Sultan Sofrası'nı ziyaret edin. Çünkü orada Kastamonu mutfağından enfes tatların yer aldığı bir resmi geçit yapılıyor size. Yavuz Emen'in ve genç şefi Ali Karamuk'un mutfaklarına sahip çıkma gayretleri, alkışı fazlasıyla hak ediyor. Tüm bunları göz önüne alarak sizlerle Kastamonu mutfağından derlediğim tariflerden bazılarını paylaşmak istiyorum. S İlk adımı Kastamonulular attı..."¹ izlere bu yazıyı çok uzun bir yürüyüşün ardından yazıyorum. Uzun zamandır planladığım bu yürüyüşü ancak 12-14 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirebildim ve İnebolu'dan Kastamonu'ya uzanan İstiklal Yolu'nu tek başıma yürüdüm. Bu yürüyüşe birkaç nedenle çıkmıştım. Bunlardan ilki İstiklal Yolu ruhunu hissetmekti. Yani yıllardır okuduğum, belgesellerde, filmlerde seyrettiğim ve duyduğum istiklal ruhuna dokunmaktı. Bir yemeği tarif etmek ya da ona bakmak onu tatmakla aynı şey değildi, o yüzden bu konuda da tam olarak böyle düşündüm. Diğer bir neden de bir şef ve gezgin olarak bu yürüyüşte İstiklal Yolu'nun yemeklerini, bitkilerini ve sebzelerini tanımak, tüm bu deneyimleri sizlerle paylaşmaktı. Gerçekten bunu yaptığım için çok mutluyum. Ancak yine de üç gün süren yolculuğum esnasında bu yolun, gerçekten de tek başına yürümek için zor bir parkur olduğunu gördüm. Mevsim olarak da aslında biraz erkendi çünkü Kastamonu'ya henüz bahar gelmemişti. Doğa kıştan yeni çıkmıştı. Bazen bir çakal eşlik etti bana, bazen de beni çok tedirgin eden ayı ayak izleri. Köylerde ve ilçelerde rastladığım insanlar ise İstiklal Yolu ruhunu fazlasıyla gözlerinde taşıyorlardı, bunu gözlerinin derinliklerinde gördüm. Ana ve babalarının 108 Yolculuk