
Okyanusa Bakmak
GEÇENGÜNÖMÜRDEND R Yazı: Feyza Hepçilingirler S Okyanusa Bakmak anslı doğanlardan biriyim. Yaşamım hep deniz kıyılarında geçti. Ayvalık'ta doğdum, gençliğimi İzmir'de yaşadım; on sekiz yıldır İstanbul'da yaşıyorum. Sürüldüğümde bile bir deniz kıyısına, Trabzon'a gönderildim. Herhalde bu yüzden denizi severim, denize bakmayı severim. Ayvalık'ta baktığınız deniz, yakın kıyılarla, adalarla doludur. Hemen karşıda Midilli'nin ışıkları parlar geceleyin. İzmir zaten körfezdir; karşı yaka, adı üstünde: Karşıyaka'dır. Karşısı olmayan bir denizle ilk kez Trabzon'da karşılaştım. Ufka kadar deniz... Görüntüyü kesen ne bir ada ne bir kıyı... Karadeniz'e ilk baktığımda, "Bu denizin bittiği yerde Sovyetler Birliği mi başlıyor?" diye düşündüğümü anımsarım. (O zaman Sovyetler Birliği diye bir ülke vardı.) Okyanusa bakmanın ise bizim denizlerimize bakmakla hiç ilişkisi yok. ABD'nin batı kıyılarından baktığım Büyük Okyanus'un, ufkun ötesinde de nerelere kadar gittiğini düşünmeden edemedim yine. Karşı kıyıyı düşündüm. Karşı kıyı mı? Adı "Büyük" Okyanus olan bir denizin karşı kıyısını düşünmek tuhaf! Ama düşünmeden de edemiyor insan. Karşı kıyı: Asya. Karşı kıyı: Japonya. Büyük Okyanus'un bir adı da Pasifik Okyanusu. Macellan, bu okyanusu pek sakin, pek pasif bulduğu için bu adı vermiş. Oysa dalga sörfü yapanlara uzaktan baktığınızda, onları havalandıran dalgaların arasında insancıkların nokta kadar kaldığını görüyorsunuz. Okyanusun sakini buysa hareketlisi nasıldır acaba? Amerika kıta olarak, harita üzerinde nasıl dünyanın geriye kalanından kopmuş, kendi başına, başka bir alem gibi duruyorsa ABD'de yaşayanların da kendilerini dünyadan kopuk hissetmeleri doğal aslında. İki yandan okyanuslarla çevrilmiş bir kıtada yaşamak, bu hızlı iletişim çağında bile, dünyanın öteki ülkelerinden uzak ve kendisinden ibaret bir dünyada yaşadığı duygusu vermez mi insana? Dünyanın neresinden giderseniz gidin, Amerika'ya ulaşmak için, bir okyanusu aşmanız, 8 - 10 saatlik bir uçak yolculuğu yapmanız gerek. Amerikalıların "deniz" yerine hep "okyanus" sözcüğünü kullanmalarının nedeni, hangi kıyıdan baksalar gördüklerinin deniz değil, hep okyanus olmasıdır kuşkusuz. Kendilerinden başka kimseyle pek ilgilenmemelerinin nedenlerinden biri de bu, dünyadan kopuk yaşamaları olsa gerek. Dünyanın kendileri dışında kalan bölümleri hakkındaki bilgilerinin gülünecek kadar kıt olması; hatta aptallıkları, fıkra gibi anlatılır ya! Hani sokaktaki kişilere sorulan çeşitli soruların gülünç yanıtlarını içeren kimi görüntülü iletiler dolaşır internette. "Fidel Castro kimdir?" sorusuna "Şarkıcı" yanıtı veren mi ararsınız o görüntülerde; "Vietnam Savaşı'nı kim kazandı?" diye sorulduğunda, "Biz" diyen ya da "Vietnam Savaşı'na girmiş miydik?" diye şaşkınlık gösteren mi? Budist rahiplerin dininin Müslüman, İsrail'in dininin "İsrailiyet" (?) olduğunu söyleyen de vardır, üçgenin kaç köşesi olduğu sorusuna "dört" ya da "bir" diye tahminde bulunan ya da "Köşesi yoktur." diye kestirip atan da. "Britanya'nın para birimi nedir?" gibi bir soruya, "Britanya da neyin nesi?" diye karşılık veren ya da U ile başlayan bir ülke adı söylemesi istendiğinde kendi ülkesinin kendi dilindeki karşılığı olan USA'yı anımsamayıp "Utah" diyen de. Amerikalıların bu aptallıkları alay konusu olmayı hak eder etmesine; ama televizyonlarına bakıp gazetelerine bir göz atığınızda o insanlara biraz da haksızlık yapıldığını düşünmeden edemezsiniz. Birçok televizyonun ana haber bülteni, ya herkesin işte olduğu 17:00 gibi bir saatte yayımlanır ya da birçok kişinin yatmaya hazırlandığı 23.00 gibi bir saatte. Zaten o bültende de dünya ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Bir 14 Şubat'ta ana haber bülteninin yirmi dakikasının sevgililer gününe ayrıldığını şaşkınlık içinde izlemiştim. "Üç tarafı denizlerle çevrili yurdumuz"da bizim denizlerimiz bizi başka ülkelere bağlarken, ABD'yi iki yanından kuşatan okyanuslar hem kıtayı hem de insanını dünyadan kopuk, kendi aleminde yaşamaya koşullandırıyor anlaşılan. 8 Yolculuk