
Merhaba
Başyazı Merhaba, Bahar geliyor ve kışın eve dönük olan yaşamlarımız dışarıya açılıyor. Hava şartları engel olmaktan çıkıyor. Kış ayları bizi durduramadı. Gezginler için mevsim fark etmiyor. Dört mevsim doğa ve yaşam bizi çağırıyor. Güzellikler de mevsimlerle sınırlı değil. Fransa'da "Türkiye Mevsimi" bitiyor. Başka bir ülkede başlayacaktır. Bu ay, sihirli bir konumuz var. Şapkanın altından tavşan çıkabilir. Sermet Erkin, Zati Sungur'un öğrencisi; ama edebiyat ve felsefe eğitiminin etkisiyle kendi tarzını oluşturmuş ve yurt dışına açılmış. Hem statü sembolü olan hem de güneşten ve soğuktan koruyan şapka, ülkemizde devrimin de simgesi olmuş. Şıklığımızı tamamlayan bu aksesuar, Al Capone'un da, gangster filmlerinin de vazgeçilmezi. Borsalino şapkalarının hikayesini anlatıyoruz. Korna seslerine, kalabalığa, keşmekeşe, fakirliğe, uzaklara uzanıyoruz. Bombay, Mumbai olmuş, ne değişmiş? Dünya keşfedilmeyi beklerken Portekizliler Hindistan yoluna, İspanyollar da Amerika kıtasına ulaşmışlar. Zengin, kalabalık, uygar Hindistan ve az nüfuslu, göçebeliğe dayalı Amerika. Tarım ve madencilikte gerekli emek gücü için 300 yıl boyunca Afrika'dan getirilen kölelerden yararlanılmış. Gore, köle ticaretinin merkezi olarak lanse edilmesine rağmen aslında Senegal kıyıları bu ticaretin yoğunluklu yapıldığı yerlermiş. Hollandalı, İngiliz, Arap, Fransız tüccarların yaptığı köle ticaretinin, bir insanlık ayıbı mı, suçu mu olduğuna dair kararı yine kendilerinin vermesi gerekir. Sema Gülez Evliya Çelebi, seyahatlerine Bursa'dan başlamış. Gittiği, gördüğü yerlerin her şeyini anlatır da yemeklerini anlatmaz mı? Yemek Kültürü sayfalarında, işte bu yemeklerden bazılarını ve Evliya Çelebi'nin notlarını görebilirsiniz. Dünyayı tanımanın, sembolize etmenin, anlatmanın çeşitli yolları var. Minyatür bize günlük yaşamdan, mekanlara, objelere, insanlara kadar her şeyi, figürleştirerek anlatır. Hele derin bilgi, araştırma, tanıklık ve ustalıkla yapılırsa... "Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar" sergisi, işte tüm bunlara sahip. 9. yüzyıldan itibaren İslam mimarisinde kullanılmaya başlanan, Selçuklu döneminde geliştirilen, en parlak dönemini 16. yüzyılda yaşayan İznik çinilerinde en çok çintemani, hatai, Haliç işi, narlı desen, minyatür, İznik kuşu, gül ve karanfil motifleri kullanılıyor. İznik çinilerinin serüvenine açıyoruz sayfalarımızı. Bütün haşmetiyle Bizans ve Haçlı saldırılarına karşı duran kaleler... Efsanelerin, öykülerin, filmlerin konusu olmuş. Düşmemek için direnen kaleler... Tarihte duruyoruz; Çukurova kalelerinde... Göller sakin bir manzara, toprak, tarım için bir kaynak, su kuşları ve balıklar için de yaşam alanı. Türkiye'nin dört bir yanından gölleri taşıdık bu kez sayfalarımıza. Tüm güzelliklerinin yanı sıra göllerin çoğu, doğal değerlerimiz olarak ilgimizi bekliyor. Son olarak, Anadolu gölsüz ve susuz kalmasın, diyoruz...