
Türk'ün Bürokrasiyle Sınavı
GEÇENGÜNÖMÜRDENDİRYazı: Feyza Hepçilingirler Türk'ün Bürokrasiyle Sınavı İlk gün yanlış otobüslere binip yanlış yerlere yönlendirildikten sonra yorgun argın eve döndüm; ama ikinci gün, nereye gideceğimi bilerek çıktım evden. Pasaportumun kullanım süresini uzattıracağım. Bir günde bitiyormuş bütün işlem. Çok basit. Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğü'nü zor olsa da buldum. Giriş, koridorlar tenha. İyi, işim çabuk bitecek. Bu işe ayrılmış salona giriyorum. Aman tanrım, bu ne? Sıralara oturmuş sessizce bekleyen en az yüz elli kişi var burada. Sıraya girmeliyim; ama makine bir türlü numara vermiyor. Meğer öğleden sonra üç buçuğa kadar olan süreye yetecek kadar sıra numarası verdikten sonra çalışmazmış. "Üç buçuk", bir süre zihnimde dalgalanıyor. Saat daha on buçuk. Bu, beş saat beklemek demek. Zaten sıra numarası bile alamadım ki! Numara yerine gerekli evrakın listesini alıyorum; bir de akıl: Üsküdar, Pendik, Tuzla gibi ilçelerin emniyet müdürlükleri daha tenha olurmuş. Peki; oralara gidelim ozaman. En kolay ulaşabileceğim yer, Üsküdar. Üsküdar otobüsünde evrak listesini inceliyorum. Eyvah, evdeki dosyalardan bakıp yazabileceğim bilgiler isteniyor. Üsküdar'a niye gidiyorum ozaman? Obilgiler olmadan işlem yaptıramam. Dönüp eve gidiyorum. İkinci gün bitti. Ertesi gün, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde okuttuğum dersin bitirme sınavı var. Sınav saat on birde başlayacağına göre erkenden yola düşüp işlemleri Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde yürütebilirim. Saat daha dokuz olmadan Beşiktaş'tayım. İşim acele. Bir taksiyle müdürlüğe gidiyorum. Bekleyen yok, kuyruk yok, sıra yok. Yaşasın. İşimi görüp sınavıma yetişebileceğim. Elimdeki evrakı doldurmuşum, her şey hazır. "Parayı yatırdınız mı?" diyor danışmadaki memur. "Buraya yatırmayacak mıyım?" diyorum. Yatırmayacakmışım. En yakın banka şubesini tarif ediyor. Yakın; ama yine de yürüme mesafesi değil. Hem ben zamanla yarış halindeyim. Yine taksi. Parayı yatırıp dönüyorum. Kalabalıklaşmış ortalık. Sıra numarası alıp beklemeye başlıyorum. Hiç eksiğim yok. Sınav başlamadan okulda olabileceğim. Sıram geldiğinde önce parmak izim alınıyor. Her parmağın tek tek. Güvenle yaklaşıyorum ilgili memurun masasına. Zarfı açıyor, pasaportla birilikte doldurup hazır ettiğim evrakı çıkarıyor. "Hımm, yeşil pasaport!" diyor. Bu, takdir mi, anlamadım; ama "Evet, yeşil pasaport." diye hoşnut bir gülümseyişle bekliyorum. "Bunun için Vatan Caddesi'ne gitmeniz gerek." diyor. "Y apmayın." diye inliyorum. "Gidemem. Zamanım az, işim çok. Buradan yapsanız?". "Y apamayız." diyor memur. "Oradan üstelik dört yıllık uzatma alacaksınız ve para vermeyeceksiniz." Sızlanıp yalvarmanın alemi yok. Teşekkürler. İyi günler. Sınavımda gözcülük yapacak araştırma görevlilerine sınav kağıtlarını verip kendimi yine sokaklara atıyorum. Vatan Caddesi'ndeki Emniyet Müdürlüğü'ne gitmek için kaç taşıt değiştirmem gerek? Olmaz. Okadar zamanım yok. Yine taksi. Emniyet Müdürlüğü'nün girişinde kontroller, nüfus kağıdının kaydı vs... Merdivenleri soluk soluğa tırmanıyorum. Yine numara alma, yine sıra bekleme. Artık biter, bu son aşamadır, diye düşünüyorum. Sıram geliyor. Evet, benim. Bunlar da evrakım. Zarfın içindekileri masanın üstüne boşaltıyor memur. "Bu kadar mı?" diyor. Bu kadar. Daha ne olsun! Okuldan belge getirmemişim. Okuldan belge getirmek de mi gerekiyordu? Evet, yeşil pasaport için ilk başvurduğumdaki gibi bir belgeyi de getirmem gerekiyormuş. Ama ilk başvurmuyorum ki ben! Var yeşil pasaportum. İşte, masanın üzerinde duruyor. Dinlemiyor bile. Zarfı elime tutuşturup sonraki numarayı çağırıyor. Yine bir taksiye atlayıp okula dönüyorum. Tanrım bu lüks nedir? Bir taksiden bir taksiye. Milyoner değilim ki ben. Devletin üniversitesinde çalışan bir öğretim görevlisiyim. Bu hovardalık neyin nesi? İstenen belgeyi hemen alırsam aynı taksiyle geri dönebilirim. "Bekler misiniz?" diyorum şoföre. Beklermiş. Koşa koşa akademik personel bürosuna... "Tabii ya," diyorlar. "Bize sorsaydınız biz söylerdik size bu belgenin de gerektiğini." Hemen alabilir miyim acaba? Taksiyi bekletiyorum da... "En erken yarın alabilirsiniz." diyorlar. Yetkili imzalar için dolaşması gerekmiş evrakın. "Y arın mı?" "Evet, en erken yarın." Taksiyi gönderiyorum." Bir günde veriyorlarmış pasaportu. Obir günden önce kaç gün harcamak gerekiyor peki? 8 Yolculuk